Sebahattin BİLGİÇ

Sebahattin BİLGİÇ

HER RENKTEN AŞK

Allah Teala Hazretleri bu alemi yaratmayı murat ettiğinde ilk olarak sevgiyi yaratmış. O yarattığı sevgiden de önce Efendimizin nurunu yaratmış.

 Sevgi Alemlerin Efendisinde ete ve kemiğe büründürülmüş haldedir. Onun içindir ki yeryüzünde bütün mahlukatça en sevilen Resulullah Efendimizdir. O’nun bağlıları, O’nun aşıkları, O’nun sevdalıları hiçbir kimseye nasip olmayacak kadar çoktur. Efendimizin en yaşlısından en gencine, en zengininden en fakirine, en güçlüsünden en zayıfına kadar bendesi vardır.

  O’nun bağlıları arasında siyah da görürsün, kırmızı tenlide, bembeyaz insanlar da görürsün, çekik gözlülerde. Genç kızlarda görürsün acuzelerde. O’na koşanlar arasında her kıyafetten aşıkları da çoktur. Kimi entari ile koşar O’na, kimisi gömlekle. Kimisi Çarşafla gider huzuruna, kimisi şalvarla. En uzak diyarlardan gelenler, yakınlardan gelenlerle yarış halindedir.

 Orası bir sevgi merkezidir. Her renkten aşk billurdan damlalar oluşturur orada.  Gerçek sevgiyi orada yakalar insanlar. Yalan sevgiler değerini yitirir. Gönüllerde yakuttan sevgi sütunları oluşur. Sevgi, yüz binlerin sevgisine karıştıkça, çoğalır da çoğalır. Geride bıraktığın tutkular küçülür orada. Yalnız en çok sevilmesi gerekene yönelinir.

 Her renkten kardeşlerin vardır orada. Namaz kılarken ayaklarına dolanan kara gözlü, simsiyah çocuk, senin Sudanlı kardeşinin çocuğudur. Tek tip kıyafetler içinde dolaşan sevimli Malezyalılar da, ehlibeyttin başında ağıt yakan İranlılar da senin kardeşindir.

  Her renkten yüz binlerce kardeşle secdede buluşmanın hazzı ve mutluluğu nasıl anlatılabilinir ki? Sanırım tatmayı tavsiye etmek, anlatmanın en kestirme yolu.

  Beytullahın etrafında dönenlerin arasına karıştınız mı hiç? Ya Safa – Merve arasını  adımlayanlara dikkat ettiniz mi? Günün her saatinde mescidi harama koşanlardan haberdar mısınız?

  Televizyon programlarında bazen konuşmacıların sözlerine şahit oluyorum. Zamanla aşk tükenir diyorlar. Film aşkları tabii ki tükenir. Sen tükenmeyen aşkı görmek istersen Beytullahın yanına var, bir direğin dibine çök ve aşıkları bir seyret. Aşkın merkezine ulaşmış sevdalıları, her renkten aşıkları orada görebilirsin. Bütün evrenle beraber “dön” emrine uyup, dönenlerin arasına karışırsan, aşktan sonsuz nasibini sen de tadabilirsin.

 Yaşlı bir nine gördüm. Beli iki büklüm idi. Merve tepesine doğru öyle hızlı tırmanıyordu ki ona gıpta ile baktım. Yanımdakilere de gösterdim. Elinde bastonu, beli iki büklüm Anadolu’nun kim bilir hangi şehrinden, bu mübarek beldeye bu acuzeyi  getiren nedir ?  

 Ya eli- ayağı olmadığı halde tekerlekli sandalyede yaşlı gözlerle tavaf edene ne demeli? İhrama bürüdüğü küçücük yavrusunu sırtına alıp umre yaptıran mümine ne diyeceğiz?  Dünyanın her bir tarafından gelen müminlerin orada bir olması dünyalık kelimelerle isimlendirilebilir mi?

 

    Bunun adı kulluk bilinci, yaratana yönelme, sevda ve huzur denizine dalma olsa gerek.

 

   Çağımız insanı mutsuz yaşamaya başladı. Her türlü imkana sahip ama mutluluğu ve huzuru yakalayamıyor. Bir türlü içindeki boşluk dolmuyor. Tahammül gücü zayıfladı, paylaşımdan ise oldukça uzaklaştı.

 

   İnsanlar arasındaki ilişkiler artık şüphe üzerine kurulu. Sanırım şöyle bir sözü sık duyarsınız. “ Bu devirde babana bile güvenmeyeceksin.” Şahsen bu sözü her duyduğumda iliklerime kadar ürperirim. Bizim medeniyetimizde sokaktan alelade geçen bir vatandaşa bile güven esas iken, babaya da güvenmeme durumuna gelinmiş.

 

   Aile en sağlam müesseslerimizden, karşılıklı sevgi saygı ise en gıpta edilen özelliklemizden idi.  Aile ortamı şimdilerde yangın alanına dönüşmüş ve dönüşmeye devam ediyor. Çocukları yetiştirebilmek ise her ailenin en büyük endişe kaynağı.

 

  İlahi sevgiyi, ilahi tutkuyu yitirdikçe toplumsal buhranlarımız artmaya başladı. İlahi aşktan beslenmeyen dünyevi sevgiler ilk fırsatta kine dönüşüveriyor. İlahi sevgiyi tatmayan yüreklerde tatmin oluşmuyor. Gözler derinliklerinde sevgiyi değil nefreti barındırıyor.

 

  Çare kesinlikle bilmediğimiz yerde değil. Biz bu çarenin içinden geliyoruz. Bizim çaremiz  yitirdiğimiz sevdamızda. Gelin yitik sevdanın merkezine yönelelim.

 

 

 

 

 

 

 

 

  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.