Kadın Moda Tüketim

Ünlü Fransız Düşünür Honore De Balzac’ın “Sevilen kadın bütün kadınların en güzeli değil midir?” sözü benim en sevdiğim sözlerden biridir.

Eğer bir kadın kendini sevdirmesini biliyorsa o erkeğin gözünde en mükemmeldir.

Leyla da öyle değil miydi?

Çirkindi ama Mecnun tarafından sevilen bir kadındı. Hatta Mecnun’un gözünde mükemmel bir kadındı.

Kadınlar biz erkekler için en büyük nimettir.

Bunu da Hz. Peygamber Efendimiz (salat ve selam O’nun üzerine olsun) şu hadis-i şeriflerinde ne güzel buyurmuştur;

Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi: güzel koku, helal nisa (kadın), gözümün nuru namaz.

Bir erkek için kadınsız dünya düşünülemez.

Kadın, bir erkek için sığınılan bir limandır.

Yeri gelir ona derdini aktarır, yeri gelir tüm ihtiyaçlarını kadını giderir, yeri gelir onun toplum içinde müstesna yerde olmasını sağlar.

Kadınlar çok nazik varlıklardır. Çünkü Yaradan onları böyle yaratmıştır.

Hz. Peygamber Efendimiz (salat ve selam O’nun üzerine olsun) bunu ne güzel ifade etmiştir; “Kadın kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Hep seni hoşnut edecek şekilde davranamaz. Eğer ondan faydalanmak istersen bu hâliyle de faydalanabilirsin. Şayet doğrultayım dersen kırarsın. Kadının kırılması da boşanmasıdır.

Kadınlarla erkekler arasındaki fark duygu boyutundadır.

Kadınlar her zaman duygularını ön planda tutarlar ve mantıkları ikinci planda kalır.

Bundan dolayıdır ki, kadınlar sevilmeyi, beğenilmeyi isterler.

Bunlar kadınların hamurlarında vardır.

Eskiden kadınlar neyse şimdi de aynıdırlar.

Ama o zamanla bu zaman arasındaki önemli bir fark, kadınların toplum içerisinde kendilerini fazla hissettirmeleri ve onların bir kısmının İslâmî eğitimden uzaklaşmış olmalarıdır.

İslâmî eğitimden uzak kalmış günümüz kadınlarının bir kısmı, tüketim ve modanın esiri olmuş durumdalar.

Moda nedir?

Kadınların hiç ağzından düşürmediği bu kelime ne anlam ifade ediyor?

Türk Dil Kurumu’na göre moda; “Değişiklik gereksinimi veya süslenme özentisiyle toplum yaşamına giren geçici yenilik ve belirli bir süre etkin olan toplumsal beğeni, bir şeye karşı gösterilen aşırı düşkünlük” anlamına gelmektedir.

Moda başkalarının ifadesiyle; Bir toplumda bir zaman dilimi içerisinde öne çıkan giyim tarzlarını ifade etmekle birlikte, sadece giyim değil genel davranışlar, sanat, mimari, edebiyat ve yemek gibi birçok konuyu da içine alan ve bir süre etkin olan toplumsal bir beğeniyi de anlatır.

Bu ifadelerden de anlaşılacağı üzere moda geçici bir zevktir.

Bu geçici zevk daha çok tüketim endüstrisini harekete geçirmektedir.

Tüketim endüstrisinin sahipleri için kadınlar bulunmaz nimettir.

Bunlar kadınlardan fazlasıyla yararlanmak için her türlü yolu deniyorlar.

İster reklamlarla olsun, ister onların zaaflarından yararlanmak suretiyle olsun kadınlar hep bu tüketim endüstrisinin çarklarını harekete geçiriyorlar.

Bu bulaşıcı hastalık sadece dindar olmayan kadınları değil dindar kadınları bile ablukası altına almıştır.

Günümüz tesettürlü kadınları bile modayı yakından takip ederek absürt giysilerle ve aksesuarlarla toplumun içine çıkarak yabancı erkeklerin dikkatini çekmekte kendilerine göre beis görmemekteler.  

Kimse günümüz dindar kadınlarının sahabe kadınları gibi olmasını bekleyemez elbet.

Ama sahabe kadınlar gibi olmaya çalışmak varken neden tüketim endüstrisinin çarkının dönmesinde yardımcı olalım?

Belki onlar gibi yaşayamazlar, onlar gibi zühd sahibi olamazlar, onlar gibi abid olamazlar ama kendileri topluma neden örnek olmasınlar?

Günümüz dindar kadınlarının topluma örnek olmak için öncelikle anneliğin tadına varmaları gerekir.

İstanbul’u fetheden Fatihler’i, Süleymaniye, Selimiye camilerini inşa eden Mimar Sinanlar’ı, gökteki yıldız gibi olan sahabeleri hep yetiştiren analardır, kadınlardır.

Ne acıdır ki, günümüz kadınlarının bir kısmı bunları yetiştirmeyi düşünmeyip modanın o gizemli sokaklarında bilinçsizce dolaşmaktalar.

Kadınlarımızın bahsettiğimiz grubu bu moda girdabından kurtulup da şu hadis-i şerifin bilincinde olsalar hem dünyalarını hem de ahiretlerini kazanırlar.

 Ne buyurmuş Önderimiz ve Efendimiz (Salat ve selam O’nun üzerine olsun);

“Kadın dört şeyi yaparsa cennete girer; Beş vakit namazını kılarsa, Ramazan orucunu tutarsa, namusunu korursa, kocasına itaat ederse.”

İşte kadınlarımız için cennete girme reçetesi

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
9 Yorum