KUZEY AVRUPA SEYAHATİ-5

“Helsinki, Doğal Güzellikler, Temiz Hava”

5. Gün-19.07.2019-FİNLANDİYA 

 

Yaklaşık on altı saatlik harika manzaralı, bol sohbetli, eğlenceli güzel bir gemi yolculuğundan sonra 19 Temmuz 2019 sabah dokuz civarında Finlandiya’nın başkenti Helsinki'ye geldik. Yolcu gemisiyle Helsinki şehrine doğru ilerlerken önce birkaç küçük ada bizi karşılıyor. Adaların arasından yavaşça limana doğru yanaşıyoruz. Şehir sakin gözüküyor.

 

 Helsinki gezimize başlamadan önce rehberimiz Seçkin Sezer Bey ile Senato meydanında toplanıyoruz. Seçkin Bey, aslen Denizli doğumlu ama eş durumundan Estonya’da yaşıyor. Profesyonel rehberlik yapıyor ve ticaret işleriyle uğraşıyor. Finlandiya ve Estonya’ya gelen ve kendisiyle irtibat kuran her milletten gezi grubuna anlaşmalara göre rehberlik yapıyor. 

Rehberimiz Seçkin Bey Finlandiya hakkında bilgi vermeye başladı. “Helsinki, Finlandiya’nın başkenti ve en büyük şehridir. "Beyaz Zambaklar Ülkesi" olarak anılan Finlandiya’nın beş milyon beş yüz bin nüfusu var. Başkent Helsinki, altı yüz otuz bin nüfuslu bir şehirdir.(Gezi yazılarımızda yer alan nüfus ve o ülkede yaşayan başta Türkler olmak üzere yabancılarla ilgili rakamlar gezinin yapıldığı tarihte geçerli olan rakamlardır.)

 Finlandiya Avrupa'da nüfusu en az ülkelerinden birisidir. Nüfus yoğunluğu az ve hayat standardı dünya'da en kaliteli ülkeler arasında yer almaktadır. Özellikle eğitim alanında adından en çok söz ettiren bir ülkedir. Resmi dil %90 Fince, %5 İsveççe ve diğer dillerdir.  

 Finlandiya'da beş bin beş yüz civarında Türk vatandaşı yaşıyor. Büyük bir kısmı Helsinki şehrinde ikamet etmektedir. Türklerin geneli Alanya, Antalya, Fethiye, Marmaris vb. ilçelerde turizm alanında çalışırken, Finli kızlarla önce tanışma ve ardından evlenerek Finlandiya’ya yerleşmişler.

Gruptan arkadaşlar “Kuzey Işıklarını izlememiz mümkün müdür?” diye soruyor. Seçkin Bey, Kuzey Işıkları hakkında şu açıklamayı yapıyor.

“ Aurora Borealis” denilen Kuzey Işıklarını izleyebilmek için ekim, şubat ve mart aylarında ülkeyi ziyaret etmek lazım. Yine 19 saat güneşin havada kaldığı gece yarısı güneşlerini izlemek için Finlandiya’nın en kuzeyine gitmek lazım. Helsinki’de dokuz saat kalacağımız için şimdilik mümkün değil.”

 Helsinki gayet bakımlı, düzenli, yeşil alanları fazla, trafiği sakin, çok sayıda alışveriş merkezleri olan bir yerleşim yeridir. Bizim gibi Ekvator çizgisine daha yakın ülkelerde yaşayan insanlara garip gelecek bir durum da şudur. Finlandiya’da yaz aylarında güneş 73 gün boyunca batmazken, kış mevsiminde de 51 gün boyunca doğmaz. Buna rağmen hayat gayet düzenli bir şekilde devam ediyor. Bu kadar uzun gündüz ve gecede insanlar ne yapar doğrusu biz de merak ettik.

Senato Meydanı

Senato Meydanı, şehrin ilk kurulduğu yer. Burada büyük bir meydan bulunuyor. Burası aynı zamanda şehrin diğer kesimlerinden ayrı bir bölge niteliği de taşıyor. Bu bölge bünyesinde Helsinki Katedrali’ni, şehrin diğer güzide ve önemli yapıları arasında kabul edilen Hükümet Sarayı ve Helsinki Üniversitesi’ni barındırıyor.

Bu anlamda bu meydan, şehrin ve aynı zamanda da ülkenin en gözde mekanı olarak kabul edilir. Aslında bir bakıma planlanan bu yapılaşmalarla beraber aynı yerde din, devlet ve de eğitim bir araya getirilmiştir.

Esplanade Parkı

 Rehberimiz Seçkin Bey, Finlandiya ve Helsinki hakkında yeterince bilgi verdikten sonra yavaş yavaş Esplanade Parkı'na doğru yürümeye başladık. Park içinde müzik grupları halka açık konser veriyor. Park boyunca her Avrupa şehrinde görebileceğimiz gibi pek çok dans gösterisi yapanlara, sihirbazlara ve diğer sokak sanatçılarına rastlanabiliyor. Gezi grubu arkadaşlara altı saat sonra buluşmak üzere serbest zaman verdi. Seçkin Bey, akşamüzeri görüşmek üzere bizden ayrılıyor.

 Arkadaşlarımız küçük gruplar halinde Helsinki sokaklarını keşfetmeye çıktı. Biz de üç kişilik bir arkadaş grubuyla önce öğle yemeği için Türk restoranlarını aramaya başladık. Arayan bulur misali Fazer Alışveriş Merkezinde Kebab adlı bir Türk restoranına rastladık. Restoran sahibi Hatay doğumlu Mehmet Bey ile tanıştık.

Kendimi tanıttım. Öğretmen olduğumu ve Kuzey Avrupa Seyahati kapsamında Finlandiya’ya geldiğimizi söyledim. Babamım Fethiye’de restoran işlettiğini, dolayısıyla meslektaş olduğumuzdan bahsettim. Mehmet Bey de “ Hocam ben Marmaris’te otellerde aşçı olarak çalıştım. Eş durumundan Helsinki’ye geldim” dedi.  Finlandiya hakkında muhabbet ettik. Ardından gönül rahatlığıyla öğle yemeğimizi yedikten sonra vedalaştık.            

Yemek sonrası Mannerheim Caddesi'ne doğru yürümeye başladık. Ata binmiş büyük bir heykeli olan Carl Gustaf Emil Mannerheim, İkinci Dünya Savaşı sonrası Rusya’nın egemenliğinden kurtararak Finlandiya'yı bağımsızlığa kavuşturan devlet adamıdır. Aynı zamanda Finlandiya’nın ilk cumhurbaşkanıdır.

Parklar

Şehrin kuzeyinde küçük göllerin olduğu parklara doğru yürüyoruz. Helsinki şehrinin yeşil alanı da bir hayli fazladır. Parklarda aileler çocuklarıyla yürüyüş yapıyorlar. Gölde kuğular ve ördekler yüzüyor. Türkiye’de birçok parkı gezdim ama böyle devasa bir parka rastlamadım. İklim, coğrafi şartlar da önemli ama bizde park kültürü yeni yeni gelişiyor. Şimdilerde yapımına başlanan “Millet Bahçeleri” ile bu açık biraz da kapanır diye düşünüyorum. Bizim arkadaşlarda kendi aralarında şakalaşıyorlar. Herkesin keyfi yerinde ve bol bol fotoğraf çekiyorlar.

 Finlandiya’da temmuz, ağustos aylarında gündüzler 18-19 saate çıkar ve sıcaklıklar da 22 dereceye kadar yükselir. Bir kenti keşfetmek için daha iyi bir hava olamaz. Ne sıcak ne soğuk tam bahar tadındadır. Finlandiya seyahati düşünenler için tavsiyem haziran, temmuz ve ağustos ayları en ideal aylar olabilir. Bu aylarda yirmi derecenin üzerinde bir hava hakim olabileceği gibi aynı zamanda gündüzler de kış aylarına göre daha uzun olacağı için daha iyi seyahat etme fırsatı bulabilirsiniz.

Helsinki Merkez Kütüphanesi

Helsinki sokaklarını dolaşırken üç katlı, uzunlamasına yapılmış, normal bir bina görünümlü büyük bir yapı dikkatimizi çekti. Yanına vardığımızda binanın Helsinki Merkez Kütüphanesi olduğunu anlıyoruz. Finlandiya ladin ağacı ile kaplanan geniş kıvrımlı ahşap cephe ve geniş cam bölmelerden yapılan kütüphane mimari tarzıyla örnek teşkil ediyor.

Merak edip kütüphanenin içine giriyoruz. Kütüphanenin tamamı şeffaf bir şekilde cam ve ahşap kaplıdır. İnternetten yaptığım araştırmaya göre kütüphanenin kuruluşu ve özellikleri şöyle anlatılıyor. Finlandiyalı mimarlık şirketi ALA’nın üç mimarı; Juho Grönholm, Antti Nousjoki ve Samuli Woolston tarafından 17 bin metrekarelik bir alanda tasarlandı. Tüm Fin halkının yararlanabildiği bu kütüphane sadece kitapları değil, albümler, sinema filmlerinin yer aldığı oldukça aktif bir yer. Kütüphane binası içinde Sinema salonu, güzel bir restoran, ücretsiz wi-fi, internet ve kitap okuma mekanları var. Bugün Finlandiya’da toplam 730 halk kütüphanesi bulunuyor. Finlandiya’nın kütüphaneleri çok yoğun kullanılıyor ve kitap ödünç almada dünyanın en yüksek oranlarından birine sahipler.

  

Bu bilgileri size aktarırken bir yandan da içimin sızladığını bilmenizi isterim. İlk emrinin “Oku” olduğu yüce bir dine mensup bir millet olarak atalarımızın kurduğu medreselerle, atalarımızın bilime katkılarıyla gurur duyuyoruz. Ülkemizde nüfusun pek çoğunun yolu ömründe bir kez bile kütüphaneden geçmemiştir. Bu da kabul etmemiz gereken acı bir gerçek diye düşünüyorum.

Yaklaşık otuz dakika büyük bir hayranlıkla kütüphane binasının içinde yer alan bölümleri ve kütüphaneyi inceledikten sonra buluşma noktamıza doğru ilerliyoruz.

Halk Pazarı

Artık deniz kenarına geldik. Rehberimiz Seçkin Bey “Halk Pazarı'nı mutlaka ziyaret ediniz.” demişti. Pazarın kurulduğu meydan, şehirdeki en turistik noktalardan birisidir. Eski zamanlardan bu yana yaz aylarında taze sebze, meyve ve balıkların satıldığı bir açık pazar yeridir. Şehirde yerli ve yabancılara hitap eden ucuz yemek için en ideal mekanları burada bulabilirsiniz. Biz de birkaç atıştırmalık yiyeceklerin tadına baktık. Pazar deyince aklıma Fethiye’nin ve ülkemin pazarları geldi. Bizim pazarlarda satıcıların yüksek sesle bağırmaları meşhurdur. Tezgâhlar balık, zeytin, peynir, taze sebze ve meyvelerle doludur. Ayrıca bizim pazarların vazgeçilmez yiyeceği Sac böreği ve ayran satan kadınları görebilirsiniz. Helsinki'de gezdiğimiz pazarda tahmin ettiğiniz gibi, yüksek sesle bağıran kimse ve sac böreği ve ayran satan kadınlar yoktu.

Akşamüzeri seyahat grubu olarak bir araya geldik. Öğleyin parklarda gayet neşeli bir şekilde yeşil alanların fotoğraflarını çeken arkadaşlarımızdan gezi ekibimizin renkli kişiliğine sahip Konyalı Ömer Uçar’ın yeni aldığı pahalı cep telefonunu kaybettiğini öğrendik. Tabi ki hepimiz çok üzüldük.

 Helsinki’ye ayırdığımız sürenin sonuna yaklaşıyoruz. Artık gitme zamanı. Helsinki limanına doğru yürüdük. Estonya'ya geçmek için yolcu gemisine binerek güvertede Helsinki'yi son kez seyrettik. Finlandiya seyahati benim için ayrı bir heyecandı. Buraya bir kez de güneşin batmadığı günlerde Beyaz Geceleri yaşamak için dört günlüğüne gelmek istiyorum.  Gemi yolculuğunun ortasında güneşin deniz ufkunda batışını izledik. Dört saatlik gemi yolculuğu sonunda Estonya’nın başkenti Tallinn'e geldik. Limandan otobüs ile konaklayacağımız otele doğru yola çıktık.  Nihayet gece on bir de konaklayacağımız otele geldik. Bugün epeyce yorulduğumuzu hissettik. Oda anahtarını alarak istirahata çekildik.

İrtibat ve her türlü görüşleriniz için:salimfethiye@hotmail.com

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
7 Yorum