NASIL BİR ANAYASA

12 Eylül 2010 referandumu ile halkımız değişimden tarafa oy kullanmış ve bu arzusunu her platformda dile getirmiştir. Referandum sonrası TBMM tarafından hayata geçirilen uyum yasaları ile bazı eksik hususlar olmakla birlikte değişim rüzgarları esmeye devam etmekte ve hem meclis, hem akademisyenler hem de Sivil Toplum Kuruluşları (STK) bu konuda istekli olduklarını göstermeye ve çaba sarf etmeye başlamışlardır.

Bu gayret sevindiricidir. İlk defa tabandan gelen değişimin sesi daha demokratik, ne istediğini bilen, haklarını ve sınırlarını bilen bir toplumun oluşmasında katkı sağlayacaktır. Toplumun tüm katmanlarının ortak sesi ile oluşturulacak bir anayasa insanların konulan kanun ve kurallara daha kolay uyum sağlayacağını ve içeriğini anlama konusunda sorun yaşamayacağını göstermesi bakımından memnunluk vericidir.

Türkiye çözemediği pek çok sorununu, toplum içinde krizlere sebep olan pek çok yanlış uygulamanın aşılacağı, keyfe keder uygulamaların son bulabileceğini söylemek sanırım fazla ütopik olmayacaktır.

Toplumumuz nasıl bir anaysa istediği konusuna kafa yormalıdır.

12 Eylül darbesinin mimarı Kenan Evren” siviller anayasa yapamaz “ demişti.

Bu şu demekti aslında.

  • Biz başınıza öyle bir çorap ördük ki içinden çıkıp düzeltmeniz mümkün değil. Hem güç bizde buna fırsat vermeyiz ifadelerinin taktiksel söylemi idi.

Şimdi önümüzde çok güzel bir imkan var.

Siyasiler geniş düşünmeli. Bugünün iktidarı yarım muhalefet olabilirim, o zaman dikkatli olmalıyım,

Bu günün muhalefeti ise yarın iktidar olabilirim, o zaman önümü tıkayacak maddeler koydurmamalıyım diyebilmeli.

Bu yaklaşım bize ortak paydada buluşmayı sağlayacaktır.

Yani herkes elini taşın altına koyacaktır.

Anayasa yapmak ne sadece iktidar partisinin, ne de sadece muhalefet partisinin işi olmamalı. Toplumun tüm katmanları bu yönde fikri hazırlık yapmalı ki toplumsal mutabakat sağlanabilsin. Darbe dönemlerinde yapılan vesayetçi anayasa formları artık günümüze hitap etmiyor.

Sorun yumaklarını çözemiyor. Konulan aşırı korumacı maddeler halkın önünün tıkıyor. Yürümesine engel oluyor.

“Toplum ne kendisine, ne de başkasına zarar vermeyen hürriyet” mantığını kavramalı ve taleplerini bu bağlamda dile getirmelidir.

Talep ettiği demokrasi başkası için engel teşkil etmemelidir. Bir kesimin önünü kapatmak adına sinsi yapılanmalara ve planlamalara meydan verilmemelidir.

İnsanca, hür, demokratik ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılamada mevzuat mağduru olmadan hayatını idame ettirebilecek bir anayasa her vatandaşın asli hedefi olmalıdır.

Ne hep bana, ne de aman kim ne yaparsa yapsın mantığına yol açmamalıdır.

Devletin ayakta kalabilmesi için kişi hak ve hürriyetleri ön plana alınmalı, toplumsal mutabakat en üst seviyede kendine yer bulmalıdır.

Evrensel boyutta kabul edilen insan hak ve hürriyetleri, din ve inanç özgürlükleri, erdemlilik göz önüne alınmalıdır.

Anlaşılır, yanlış yorumlamalara meydan vermeyen arı bir dil kullanılmalıdır.

 

Ahmet TÜRKAN - Habername

ahmetturkan@gmail.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
8 Yorum