Neyin Yetimiyiz?

 

Hayat hesabımızı genellikle varlıklarımız ya da biriktirdiklerimiz üzerinden yaparız.

Kendimizi bunlar üzerinden tanımlamayı yeğleriz.

Gördüğümüz sosyal itibar çoğunlukla bunlar üzerinden olur. Aldığımız davetler de buralardan yani bu birikimler üzerinden gerçekleşir.

Kısacası maddi varlıklarımız gibi kültürel varlıklarımız da bir değerlendirmeye tâbi tutulur.

Nasreddin Hoca’ya atfen söylenegelen ‘Ye kürküm ye!’ vurgusu bunu dile getirmektedir.

 Koca Yunus’un "Dervişlik olsaydı tâcile hırka/ Biz dahi alırdık otuza kırka" meselesi de özünde bize bu hakikati işaret etmektedir.

Aslına bakarsanız eksiklerimiz, yokluklarımız, yetersizliklerimiz de bizi tanımlar.

Onlar da bizim parçalarımız yani bizi ortaya koyan unsurlardır. Artı hanemiz gibi eksi hanemiz de çok önemlidir..

Kısa bir değerlendirmede bulanacak olursak; kimi zaman bu eksikliklerimizin hiç farkına varmadığımızı söyleyebiliriz. Varmak da istemiyoruz. Hatırlatıcı davranışlara karşı mesafeli dururuz. Yer yer karşı çıkışlar da gösteririz.

Kısacası yetimi olduğumuz konular vardır. Bunlar hayata bakışımızı belirler.

Yetimi olduğumuz konulara karşı geliştirdiğimiz tepkiler ve tutumlar da vardır.

Bilginin yetimiyiz!

Bazılarımız bu yetimlikten kurtulmak için ilmin peşine düşer, çilesine tâlip olur. Emek çeker, ter döker ve bu durumdan kurtulur. Kendisini aydınlatmakla beraber etrafına da yarar sağlar, ışık saçar. Bazıları ise cehaleti kutsar. Bilmemenin lüksüne kaptırır kendisini. Sorumluluktan kurtulduğunu düşünür. Bilginin yetimi olmayı gönüllü olarak sürdürür!

Başka nelerin yetimiyiz dersiniz? Bunlar üzerinde düşünmeye değmez mi?

Bu düşünce, hayatımızı gözden geçirme ve yeniden silkinerek düzenleme imkanı vermez mi bize?

Dostluğun yetimiz!

Giderek artan bir durum ne yazık ki!.. Telefonunuzda uzun zamandır görüşmediğiniz birisinin ismini gördüğünüzde artık ilk aklınıza gelen şey ‘Acaba neden?’ sorusu ise dostluk yetim kalmıştır.

Samimiyetin yetimiyiz!

Sözler ve davranışların arkasını kollamaya başlamışsak, acaba bu cümle ile verilen mesaj nedir sorusu zihnimizde yankılanıyorsa durum vahim… Kuşku sarmışsa her yanımızı, samimiyet tutsak edilmiş demektir.

Fedakârlığın yetimiyiz!

Kimse benden destek istemesin. Başkasını düşünecek hâlim yok. ‘Tırnağın varsa başını kaşırsın’ diyor ardından ‘Sağ gözün sol göze faydası mı var?’ gibi retorikler geliştiriyorsak üzgünüm. Artık fedakârlığın da yetimi olmuşuz demektir.

Merhametin yetimiyiz!

Şefkat semtimize uğramıyor. ‘Acıma acınacak hâle gelirsin!’ sözü dilimizden düşmüyor. Şöyle bir etrafımıza baktığımızda ülkemiz ve dünyada yaşanan vahşeti görürüz. Kendimizi tıka basa doymaya ve müreffeh yaşamaya odaklamışken dünya açlık ile imtihan ediliyorsa, ülkemiz de açlık sınırı konusunda çok parlak noktalarda değilse sanırım itirazımız yersizdir.

Bu kadar mı? Elbette değil!

Sevginin, ilginin, yardımlaşmanın, empatinin, gayretin ve daha pek çok hususun yetimi durumuna düşmüşüz. Ne yazık ki!..

‘Durmak devrilmenin bir öncesidir’ilkesini benimseyip acilen tedbir almak zorundayız.

Benden söylemesi!

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum