Fatma Ç. KABADAYI

Fatma Ç. KABADAYI

Öğrenmeyi sever misiniz?

Öğrenmeyi seven insanlardan mısınız?

Ben severim.

Severim de konuyu kendim seçersem, başkasının seçtiği konu benim ilgimi çekerse…

Yoksa ben de biliyorum yeni şeyler öğrenmenin beyinde sinirsel bağlantı sayısını zenginleştirdiğini.

İnsan en güzel nasıl öğrenir diye sorsam eminim çocukluğunuzdan kalma bir bilgiyle “Sınavda” dersiniz. Bir yandan da haklısınız. Hayat zaten bir sınav. Sabrı da bilgiyi de bu sınavda öğreneceğiz.

İnsan, öğrenmeye istekli olduğu konuda çabucak öğrenir elbet ama mecbur tutan durumlar da var; zorunluluk gibi. Kimse durup dururken “Şu deneyi yapayım da sonucuna bakayım, o şehirde hangi cami daha önce yapılmış araştırayım, papağanlar kaç yıl yaşıyor bir öğreneyim” demiyor. Fakat merak uyandıran bir durum olursa ya da bir farkındalık, elbette o ayrı mesele. Mecbur kalmak ise bambaşka bir şey… “İş başa düşünce öğrenilir,” demiş ya atalarımız, vallahi öyle.  İnsanın bilmediği en ufak bir ayrıntı da bir o kadar zor.

Beynimizi zorlamamız gerekiyor, bunu nasıl yapacağız, yeni şeyler öğrenerek, yeni deneyimlere açık olarak, alışkanlıkları terk ederek rutini değiştirerek, tekrarlar yaparak… Beynimizin hafıza kapasitesinin otuz bin terabyte olduğunu söylemiyor mu bilim adamları?

Erteliyoruz değil mi?

Çocukken atmayı önce tutmayı sonra öğrendik. Bunu büyüdüğünde dahi yapanlar olduğunu büyüdükçe öğrendik. Konuşmayı, üslubu, okumayı yazmayı öğrendik. Genç olduk, gezmeyi, tozmayı, heveslenmeyi, kıskanmayı, sevmeyi öğrendik. Dinlemeyi, söylemeyi yeri gelince sövmeyi öğrendik. Anne olunca öğrendik güzel yemek yapmayı, boş vaktin önemini. Baba olunca öğrendik havaya zıplattığın çocuğu tutabilmeyi… Sevdiklerimizi incitmemeyi, üzenleri kırmayı, bazen umursamayı da öğrendik. Eğitimci olarak başa düşünce uzaktan verimli eğitimi, zoom’u, rapor hazırlamayı, çocuğun elini tutup gözlerinin içini güldüremeden gönlünü kazanmayı öğrendik.  Düşünmeden öğrenmenin faydasız, öğrenmeden düşünmenin tehlikeli olduğunu öğrendik. Sevdiklerimizden daha çabuk ve zevkli öğrendiğimizi öğrendik. Birçok şeyi orta derecede öğrenmektense az şeyi tam öğrenmenin daha evla olduğunu öğrendik.

Hayatımıza giren teknolojiden ne kadarı lazımsa o kadarını öğrendik. Ne sorsak doğru yanlış bilgi veren interneti kullanmayı öğrendik. Soru sormak da bir meziyettir. Tanımadığımız kişilere gruplarda soru sormayı, bilmediğimiz konularda cevap vermeyi dahi öğrendik. Öğretmenin iki defa öğrenmek olduğunu öğrendik. Öğrenmenin pahalı ama bilmemenin daha pahalı olduğunu öğrendik.

Büyüdükçe öğrendiklerimizin ne kadar da az olduğunu, haddimizi bilmeyi, kendimizi geliştirmek için çaba sarf etmemiz gerektiğini, başkalarının işine burnumuzu sokmamayı, bildiklerimizi olur olmadık yerde söylememeyi de öğrendik. En iyi nasıl öğreniriz diye sorduk, onu da öğrendik. Sadece başımıza gelen olaylarda başkalarının ne gibi yöntemler izlediğini mecburiyetten öğrendik. Herkesin dürüst olmadığını, kulun plan yaparken kaderini ona güleceğini de öğrendik.

Son altı aydır virüsten kendimizi korumayı, hayatın ne kadar kıymetli olduğunu, ailemizin her şeyden üstün olduğunu, hiç tanımadığımız insanlar için de fedakârlık yapmamız gerektiğini, istatistikleri yorumlamayı, öngörüyü öğrendik.

Dilerim hem sevdiğiniz istediğiniz şeyleri öğrenmek nasip olur. Amma velakin, kısacası, konu ilginizi çeksin ya da çekmesin, mecbur kalınca öğreniyor insan…

Biz galiba sadece bu dünyaya gelişimizin asıl amacını öğrenemedik.

Ne dersiniz?

 

 

 

--

FATMA ÇETİN KABADAYI
Eğitimci-Gazeteci-Yazar
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.