Fatma Ç. KABADAYI

Fatma Ç. KABADAYI

Okul Öncesi Öğretmeni Olmak İster Misiniz?

Okul Öncesi Öğretmeni mi olmak istiyorsunuz? İyi düşündünüz mü? Bence de iyi fikir…

Her mesleğin, öğretmenliğin de hatta her branşın elbette zevkli ve zor yanları var. Son yıllarda iyice revaçta olan Okul Öncesi Öğretmenliği hakkında sizlere bilgi vermek benim vazifem… Sonuçta yirmi dördüncü yılına girmiş bir öğretmenim. Nacizane düşüncelerimi paylaşmadan geçemeyeceğim. Tabi bunların çoğu neredeyse ilkokul öğretmenlerini de kapsıyor.

Okul öncesi öğretmeni olmak istiyorsanız şu birkaç özelliğin sizde olduğundan muhakkak emin olun. Komşunun çocuğuna yarım saat bakmak ya da misafir çocuğunu gidene dek oyalayabilmek bu iş için yeterli değil tahmin edersiniz.

  1. İYİ İNSAN OLMAK: Okul Öncesi Eğitim, Temel Eğitimin en temelidir. Bu sorumluluğun bilincinde olarak bu alanı seçmelisiniz. İlk olarak ailede öğrenilen birçok güzel davranışların devamı burada sağlanmaya başlar. Bunlar değerlerimizden tutun da öz bakım becerilerine kadar birçok alanı kaplar. Küçük yaş grubunda güzel duyguları perçinlemek, doğru alışkanlıkları kazandırmak sanıldığı kadar kolay değildir. Sadece iyi insan olmak değil, iyi bir insanın özelliklerini de onlara aşılayabilmelisiniz. Vatanını, milletini, doğayı, insanları, hayvanları seven çalışkan, sorumluluk sahibi, vicdanlı, sevgi dolu bireyler yetiştirmek ilk amacınız olmalı. Çocuğun öğretmenini zannettiğinizden daha iyi gözlemlediğini asla unutmamalısınız.

pprj3543-001.jpg

2. MEMLEKETİN HER KÖŞESİNİ SEVMEK: Okul öncesi öğretmenliği ataması kolay olan bir branş. Peki neden? Çünkü mecburi eğitime dâhil olmasa da her ailenin çocuğunu göndermek istediği bir okul. İlkokula başlamadan önce okula uyumu, kalem tutmayı, kurallara uymayı, sosyalleşmeyi öğrendiği bir yer olan okul öncesi eğitim artık bildiğinizden daha da yaygın. Hatta henüz sınıfı olmayan okula bile tayininiz çıkabilir. O nedenle memleketimin her köşesine gidebilir, elektriği, suyu, hatta yolu olmayan yerleri keşfedebilirsiniz. “Yok, ben Siirt’te çalışmam, ne işim var taaaaa Karadeniz’de?” diyorsanız hiç boşuna düşünmeyin bu işi. Gittiği yere, yaşam şartlarına uyum sağlayabilmeli ve yeniliklere açık olmalıdır.

img-1734.jpg

3. SEVGİDE SÜREKLİLİK: Sınıfınıza gelen her çocuk farklıdır, özeldir. Ailesinin biriciği, prensesi, paşası, belki ilk ve tek göz ağrısı olarak size teslim edilir. Hepsinin ayrı ayrı huyu, görünüşü, duyguları, beklentileri, istekleri vardır. Onları tanırken ve tanıdıktan sonra da duygularınızın değişmeyeceğinden emin olmalısınız. Hatta bazen özel ilgiye ihtiyacı olan öğrencileriniz de olacaktır. Farklı aile ve kültürlerden gelen çocukların hepsini bağrınıza basabilmeyi, önyargılı olmamayı, empati kurabilmeyi bilmelisiniz. Dilinizi bilmeyen çocuklara sevginizi nasıl göstereceğinizi bilmelisiniz.

4. SABIRLI OLMAK: Sabır sizin ikici adınız olmalı. Yeri geldiğinde aynı soruyu yüz kez aynı şekilde cevaplayabilmeli, ağlayan ve sadece iki dakika önce annesinden ayrıldığı için yüreği hasretle yanan çocuğu en güzel ses tonuyla ikna edip gözyaşlarını silip yüzündeki endişeyi gülücüğe çevirebilmeli, ayakkabısını düz giymeyi, pantolonunu doğru çekmeyi, sırayı her bozduğunda yeniden kuralları ve saygıyı konuşmayı göze almalısınız.  Sınıfta cıvıl cıvıl çocuk sesleri, birden bire yüksek bir gürültüye dönüştüğünde dahi sesleri fark etmemeyi öğrendiğiniz gibi defalarca göstermenize rağmen makası ters tutan çocuğa hangi parmağını nasıl kullanacağını yeniden anlatabilmelisiniz.

5. ÇOCUKLARI SEVMEK: Çocukları çok ve gerçekten seviyor olmalısınız, öyle başını okşayıp bir anlık “canım ne tatlı şeysin sen öyle” diye kısa süreli bir sevgiden bahsetmiyorum. Onu ağladığında, üstünü ya da altını kirlettiğinde arkadaşına vurduğunda, yapması gerekeni yapmadığında, inatlaştığında, size vurmaya yeltendiğinde ya da bunun gibi her türlü durumda sevebilmekten bahsediyorum. Zaten onların masumiyetleri, yüzlerine yansıyan sevgileri işinizi kolaylaştıracaktır. Bir kez sarıldığınızda, gözlerine bakarak iletişim kurduğunuzda onun da size yaklaştığını fark edeceksiniz.

qcnf2001.jpg

6. ÇOCUK KALABİLMEK: Emekliliğiniz yaklaşmış bile olsa onlarla aynı yaşta, -dört, beş, altı yaşında- olabilmelisiniz. Yaşlanamazsınız. İsteseniz bile izin vermezler. Gün gelecek çizgi film karakterli kıyafetlerle, çocuk tokalarıyla, boynunuzda asılı bir dürbünle karşılayacaksınız onları.  Hoplayabilmeli, sınıfa giren bir kelebeğe onlar kadar sevinebilmeli, oyuncakları kırıldığında onlarla üzülebilmelisiniz. “Sınıf defterini hemen imzalayayım” diye düşündüğünüz anda size getirilen oyuncak bardaktaki çayı bazen ağzınızın yandığına ikna ederek bazen de keyifle içebilmeli, bir oyuncak ayıcığı ninniyle uyutup beşiğe yatırabilmelisiniz. Sadece dışınız değil yüreğiniz de hep genç ve masum kalmalı.

ozoo6694.jpg

7. İLK YARDIM BİLMEK: Okul öncesinde her taraf tehlikedir. Masa kenarları, oyuncaklar, boyalar… Oyun hamurunu yemeye kalkandan, arkadaşına oyuncak fırlatandan, koşmaya çalışırken çarpışandan, sıraya girme uğruna diğer arkadaşını itip düşürenden bahsetmiyorum. Daha vahimleri, -Allah korusun- akla gelmeyecek tehlikeler. Muhakkak ilk yardım kursu almış olmalısınız, soğukkanlı, hızlı ve bilgili olmadığınız zaman okul öncesinde barınamazsınız. Tedbirlerinizi sağlam almalı, takdiri Allah’a bırakmalısınız. Bilginin güç olduğunu unutmamalısınız.

8.GÜVENLİĞİ SAĞLAMAK: Her eğitim öğretim yılı başında çocukları tanımaya çalışırken, annesini, babasını, hatta babaannesini, dedesini öğrendiğiniz öğrencilerinizin bazen uzaktan akrabalarını da öğrenmeniz gerekebilir. Gün gelir çocuğu okuldan almaya teyzesinin oğlu bile gelebilir. Güvenliği sağlamak sadece sınıf içinde değil teslim ederken de önemlidir. Hele de okuldan kaçmaya meraklı bir çocuk varsa vay halinize. Kapıları daima kilitli tutmak sizin çıkarınızadır.

9. AĞZI LAF YAPABİLMEK: Öncelikle çocuklara kendinizi sevdirebilmek için ağzınızın iyi laf yapıyor olması lazım. Mimikler, jestler de çok önemli. “Öğretmenim suluğumu açamadım,” diye gelen bir çocuğa “Ver, açayım,” derseniz olmaz. Hele de ilk gün ve aylarda kesinlikle olmaz. “Aman Allah’ım, demek bu suluk seninle inatlaşıyor, ver bakalım, bir de ben deneyeyim, güçlü kaslarım ile açabilecek miyim?” diyerek ona gülümserken suluğu büyük bir çaba harcıyor izlenimi vererek açmalısınız. Açtığınızda sevinmeyi, kendinizle gururlanmayı da unutmayın ki bir dahaki sefere kendi açıp “Bak açtım öğretmenim,” diyerek bu gururu kendisi yaşasın. Bu arada espri yapabilen öğretmeni her çocuk sever. Bu çocuklarda da espri yeteneğini geliştirir.

10. İKNA KABİLİYETİ OLABİLMEK: İkna her alanda lazım… Hele anaokulunda. Öğretmen arkadaşlarıma “Çocuklara söylediğim bu beyaz yalanlardan başım yanacak,” derken şaka yapmıyordum. Yaptığı karalamaya “Aman Allah’ım bu nasıl güzel bir resim, mükemmel! Gerçekten sen mi yaptın? Bu kadar güzel yapmak zorunda mısınız?” diyerek çocuğu iyi bir ressam olduğuna inandırmak… Hele okula alıştırmaya çalıştığımız ilk günlerde söylediklerimiz… "Annen dışarda bekleyecek seni."   "Bugün çok güzel bir partimiz var, Mısır partisi, Balon partisi…" Tabi altı üstü bir mısır yiyeceklerini söylemek uygun olmaz. Ya da bu çocuk evinde hiç balonla oynamadı mı? Ama okulda gerçekten her şey daha eğlenceli ve lezzetlidir. Bunu inkâr edemeyiz. Abartı dürüst insanın yalanıdır. “Annemi arar mısın öğretmenim,” diye gözleri dolu dolu bakan çocuklara ilk fırsatta arayacağımı söylemem, ikna etmem, arama tuşuna basmadan çok gerçekçi, bir telefon konuşması yapmam, aksilik annesinin de çok müsait olamamasından dolayı telefonu çocuğa verememem benim suçum değil. Rol yapmak her zaman işe yarıyor. Çocuklar sanıldığı kadar saf değil. Unutmayın. Bazen “Ben de konuşayım diye elinizden telefonu almaya çalışması anlık bir risk. O yüzden ayakta ve dolaşarak konuşmalısınız. Telefonu her an ona uzatacak gibi değil.

0-jpg-22-003.jpg

11. PRATİKLİK: Okul öncesi öğretmeni çok pratik olmalı. Çok ağır hareket eden bir okul öncesi öğretmeni tanımıştım yıllar önce. Neden bilmem bana bu alan onun için uygun değil gibi gelirdi. Bir gün ona dayanamayıp “Tarih öğretmeni olacakken son anda okul öncesini seçtiniz gibi geldi” demiştim. Pişman değilim. Bir daireyi kesmek için beş dakikanı ayıramazsın. Yirmi daireyi birden çıkarabilecek kadar kâğıdı üst üste koyup bir solukta kesebilmeli, o arada masalarında üçgenlerini nasıl yapıştıracaklarını soranlara cevap verebilmeli, lavaboya giden birinin kaç saniyedir orada olduğunu fark edebilmeli, yapışkanını dolaptan alamayan çocuğun malzemesini tedarik edebilmeli, göz ucuyla kimlerin yanlış yapıştırmaya başladığını görüp uyarabilmeli, laf arasında sınıfa giren sınıf annesine de ricalarınızı iki kelimeyle özetleyebilmelisiniz. Onların hızına yetişmek için pratikliğin yanı sıra hız da önem taşır.

12. KENDİNİ GELİŞTİREBİLMEK: Okul öncesi öğretmeni her alanda daima kendini yenileyebilmeli, eksik hissettiği alanlarda arkadaşlardan ya da hizmet içi eğitim kurslarından yararlanmalı, tecrübeli arkadaşların tüm bilgilerinden faydalanmalı ama hiç bir zaman “ben oldum” dememelidir. Öyle ki her yıl konular aynı olsa da gelişen ve değişen müfredata ve teknolojiye bağımlı gelen çocuklara okulu sevdirecek bir öğretmen olabilmelidir. Okul öncesinde hangi malzemeden neler yapılabileceğini görür görmez anlayabilmeli, yeni ürünler ortaya koyabilecek bir yaratıcılığa, çözüm yolları oluşturabilecek bir zekâya sahip olmalıdır. Ulu Önder Atatürk’ün dediği gibi “Öğretmenlik ömür boyu süren bir öğrenciliktir.”

img-7818.jpg

13.NÖBETÇİ ÖĞRETMEN: Öğretmenlik beş altı saat okulda derse girip sonra biten bir iş değildir. Nöbette günü geldiğinde okulda fazladan bir saat kalıp yardımcı olmak değildir. Gece yarısında size gelen mesajlar da öğretmenliğin daimi bir iş olduğunu ispatlar. Bu mesajlar öğrencinizden sevgi dolu mesajlar, ses kayıtları, videolar olabileceği gibi veliden gelen ilginç sorular ya da “Çocuğum nedense okula gelmek istemiyor, arkadaşı vuruyormuş, kırmızı kalemini kaybetmiş, okuldan korkuyor, beni özlüyor, babaannesinin ördüğü kazak kaybolmuş,” gibi çok özel mesajlarda olabilir. Hatta sizi uyutmayacak mesajlara ve telefonlara da hazır olmalısınız. Öyle ki sınıf yönetimine kalkan, size akıl veren, okulun idaresinde olduğunu sanan, kendi başına işlere kalkışan, eğitim kaynaklarına müdahale edenler bile karşınıza çıkabilir. Bunun yanı sıra takdir etmeyi bilen, çocuğu için fedakarlık yapabilen veliler de hiç azımsanamaz. Artık şaşırmıyorsanız büyümüşsünüz demektir. Öğretmen iseniz iyi iletişim kurmalı, yanlış anlaşılmalara mahal vermemelisiniz.

14. AİLEYLE İLETİŞİM GÜCÜ: Çocuğu tanımak için aileyi tanımak çok önemlidir. Bunun için ev ziyaretleri, doldurulacak formlar olsa da en iyi tanıma yöntemi zamandır. Onlardan gelen çeşitli mesajlarla okula ve öğretmene bakış açısını da öğrenebilirsiniz. Beklentilerin çok yüksek olduğunu, ya da tam aksine hangi amaçla okula gönderdiğini de zamanla öğrenirsiniz. Aileyle iletişiminiz daima kuvvetli olmalı, insan ilişkilerinde önyargılı, kinci, yıkıcı olmamalısınız. Çocukta her alandaki gelişim ancak aile ile iyi bir işbirliği içerisinde olur. Yapılan etkinlikler, öğretilenler zaman zaman paylaşıldığında onlarla ortak hareket etme imkânı bularak işinizi kolaylaştırabilirsiniz.

15. TECRUBELİ BİR ANNE OLMAK: Daha önce çocuk büyütmüş bir anne iseniz bu sizin için avantajdır. Ablalık da olur. Sınıfta tırnağını yiyen, altına kaçıran, arkadaşına vuran bir çocuğa yaklaşımınız çok önemlidir. Hayatında travma yaratacak, okuldan soğutacak sözler ve davranışlardan kaçınmalısınız. Kendi çocuğunuz gibi göreceğiniz için terlediğinde ne yapmanız gerektiğini de bilmelisiniz. Yanınızda tırnak makası, plasebo etkisi yaratacak sıradan kremleri nerde kullanacağınızı bilmelisiniz. Velhasıl ana sınıfı anne sınıfı gibi bir eğitim alanı olmasına rağmen bazen bir yıl bazen iki yıl süren bir eğitimin ardından ya unutulan ilk öğretmeni ya da ömür boyu bağlantı kurulan bir gönül dostu olursunuz. O da iki tarafa bağlı elbette.

eusy2041.jpg

Söyleyeceklerim bu kadar… Sormuş muydum sahi?

Okul Öncesi Öğretmeni mi olmak istiyorsunuz? İyi düşündünüz mü? Bence de iyi fikir…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum