Sonra Bana Kızıyorsunuz

Hafta sonunda bir başka klasik MHP kongresini daha geride bıraktık. Sadi Somuncuoğlu’na yapılan töre ayarlamasından !! sonra MHP kongrelerinin problemsiz geçmesi anormal olurdu. O açıdan kongrede başkan adaylarının engellenmesine şaşmamak lazım

 

Kör topal devam eden demokrasimizin vazgeçilmez unsuru olan partilerimizin genel kongrelerinde maalesef neredeyse tüm partilerimiz sınıfta kalmaktadırlar. Düşünebiliyor musunuz demokrasilerde en tabii hak olan aday olma ve oy kullanma hemen her partimizin kongrelerinde öyle ya da böyle resmen engellenmektedir.

 

Bu konuda eski düşmanına katılarak tarih sahnesinden silinen Merhum Özal’ın ANAP’ını tebrik etmek lazım. Rahmetlinin cumhurbaşkanı olmasından sonra bir çok kongre geçiren ANAP’ta her kongrede birden fazla aday olurdu. Hatta Mesut Yilmaz her kongrede karşısına çıkan Yozgat milletvekili Lütfullah Kayalar'ın yanaklarını sıkardı!!

 

Milli Görüş’ün en önemli özelliği ise; bırakın genel kongreleri, il ve ilçe kongrelerinde bile her seçime tek bir adayla girilmesiydi. Bunun ilk istisnasını Abdullah Gül’ün Recai Kutan’a karşı Fazilet liderliği için aday olması oluşturdu. Hatırlarsanız o kongrede Gül’ü destekleyen Bülent Arınç konuşturulmamıştı.

 

CHP’de Deniz Baykal’ın belalısı olan Mustafa Sarıgül ve ekibine her kongrede yapılmayan kalmayınca ve sonunda partiden atılınca o da çare olarak yeni bir parti kurdu.

 

Ak Parti’de çıkardıkları milli görüş gömleğindeki en eleştirdikleri husus olan parti içi demokrasi yok ifadesini, şimdi kendileri aynen uyguluyor. Tayyip Beyin karşısına bırakın aday olmayı kazara il veya ilçe başkanlığına aday olur ve yine kazara seçilirseniz, kısa bir süre sonra genel merkez tarafından görevden alınıyrosunuz. En son İstanbul İl Başkanlığına Tayyip beye rağmen aday olan Metin Külünk'e karşı oluşturulan üst düzey baskıyı hatırlayın lütfen.

 

Dostlar, başta da dediğim gibi istisnasız bütün partilerimiz bu hususta sınıfta kalmışlardır. Demirel’in yasaklıyken TAPULU MALIMA GECEKONDU KONDURTMAM sözü boşuna değildir.

 

Hiç bir lider hayattayken kongre, dolayısıyla partisini kaybetmeyi istememektedir. Kaybettiklerinde de Rahşan Ecevit misalinde olduğu gibi 86 yaşında da olsa sıfırdan parti kurma yoluna gitmektedirler.

 

***

Kaderin bir cilvesi olarak 11 yıldır ABD’de yaşadığımdan; hemen her yazımda ister istemez ABD ile Türkiye’yı karşılaştırıyorum. Burada (ABD) gördüğüm güzel şeylerin aziz memleketimde olmasını arzuluyor, Türkiyede’ki muhteşem kültrümüzünde keşke burada olsa diye iç geçririyorum.

 

Size yine parti kongreleri ve aday adaylığı hakkında ABD’den örnekler vereceğim.

 

Türkiyedeki parti kongrelerinde adaylaar en son MHP örneğindeki gibi salona sokulmayarak otomatik oalrak elemine edilirken; ABD’de durum nasıl?

 

Herşeyden evvel ABD’de 50 eyalette senatör ve valilik için her eyalette ayrı ayrı kongreler yapılmaktadır. Bu kongrelere Türkiyedeki gibi sınırlı sayıda delege yerine 10 binlerle ifade edilen ve her il ve ilçeyi kapsayan delegeler iştirak etmektedirler.

 

Kongrede herkes özgürce aday olabilmekte ve delegeler AÇIK OY ile istediği adaya oy vermektedirler.

 

Şimdi dostlar söylermisiniz bana hangisi doğru? Hangisi gerçek demokrasilerde olması gereken? Hangisi tam, bağımsız ve özgür demokrasiyi ifade ediyor? Karar sizin.

 

Sık sık ABD’deki sistemi öven yazılar yazdığım için bazı kıymetli okuyucularım kızıyorlar bana.

 

Kıymetli okuyucularım, o zaman söyleyin koltuklarına çiviyle bağlı olan liderlerimize, işletsinler gerçek parti içi demokrasiyi, ve olursa kabul etsinler yenilgiyi, ben de şapka çıkartayım kendilerine.

 

Karşı kıyıdan hepinize kavgasız gürültüsüz kongreler dileğiyle

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
9 Yorum