Üç Şeyi Bırakmak Zordur

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı çeyrek asırlık süreden beri siyaset yapıyor. Çıktığı televizyon kanallarında, “Artık koltuğu gençlere bıraksanız?” diyenlere tecrübenin önemini hatırlatıyor.

Melih Gökçek bu dönemden sonrası için Büyükşehir Belediye Başkanlığını düşünmeyecek gibi görünüyor. Ama önümüzdeki yerel seçimlerde, “Başladığım büyük projeler tamamlanmadı, son bir defa daha göreve talibim!” derse kimsenin şaşıracağını sanmıyorum.

Gökçek, Belediye başkanlığına veda etse bile TBMM’de siyasete devam etmeyi düşünmeyeceğinin garantisi de yok. Melih Gökçek’in genç göründüğü Obama’nın ağzından da milyonlara duyuruldu. Maşallah tebarekallah. Allah nice yıllar sağlıkla hizmete devam nasip eylesin.

Ayrıca genç görünmesinin sırrı da anlaşıldı. “Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır” sözüne, “Her genç görünen erkeğin arkasında bir eş vardır” sözünü Melih Bey literatürümüze eklemiş oldu. Gerçi eşi Nevin Hanım Melih beye stresin iyi geldiğini söylemiş ama bunun bir espri olduğunu anlamak fazla sürmemiş.

 Siyasete girenlerin kolayca çıkamadıklarına örnek arasak bulmakta zorlanır mıyız?

Süleyman Demirel şapkasını alıp kaç defa gitti, kaç defa geldi. Cumhurbaşkanlığından sonra siyasetin ne kadar dışında kalabildi? Bugün Demirel içinde midir, dışında mıdır siyasetin?

Bülent Ecevit yaşlılık ve hastalık sebebiyle artık ayakta durmakta zorlandığı halde siyaseti bırakmıyordu, sonunda siyaset onu bıraktı. Rahşan Hanım, Bülent Beyin ardından resmen olmasa da siyasetini sürdürdü. Şimdilerde DSP’de sular epeyce bulanık. Rahşan hanımın bu işlerin neresinde olduğu araştırılsa, uzağında olduğu mu tespit edilecek?

Deniz Baykal sağlıklı ve dinç görünüyor. Ama Ana Muhalefet liderliğinin ötesine geçememesi başını ağrıtacağa benziyor. Kılıçdaroğlu’na birileri kılıcını biletmeye çalışıyor. Kılıçdaroğlu –şimdilik- “Almayayım, teşekkür ederim, kalsın!” havalarında.

Fakat Gürsel Tekin’in ne kadar tekin olduğunu, Deniz Baykal’ın kendiliğinden koltuğunu boşaltmasını daha ne kadar bekleyeceğini kestirmek kolay değil. Baykal’ın sevdiği kelime ile özetlersek ne Kemal Kılıçdaroğlu, ne de Gürsel Tekin Baykal için “tekin”.

Baykal bunca yıllık siyaset tecrübesinden sonra Başbakan’ın ikide bir “Yaşın gelmiş yetmişe” hatırlatmalarından hayli alınıyor olmalı. Yetmiş yaş sendromunun üstüne şimdi de Kılıçdaroğlu-Tekin ikilisinin “İstanbul başarısı” hatırlatması eklenecek.

Mustafa Sarıgül’ün yaşı henüz genç sayılır. Fakat siyaset tecrübesi hayli ileri. Artık onu Şişli’de tutmak kolay olmayacak. Bir gözü CHP’nin tepesinde, bir gözü DSP’deki gelişmelerde, her an yollara düşüp “geliyorum” diyebilir. 29 Mart seçimleri öncesi çıktığı televizyon programlarında “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla”dan öte, gayet açık mesajlar verdi sosyal demokrat tabana. Hatta “beyaz Türkler”den bahisle, “Onlar bir zamanlar beni sevmezlerdi!” bile dedi. Yani “Ben tırnaklarımla kazıyarak onların bir kısmının gönlüne girmeyi de başardım” diyor.

Allah Sarıgül’e hayırlı, uzun ömürler versin; bundan 30 yıl sonra –ömrü olanlar- onu siyasetin bir yerlerinde görürlerse hiç şaşırmayacaklar.

Şu günlerde Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmeddin Erbakan’ın yeniden aktif siyaset yapmaya başlayacağının haberlerini okuyoruz. Bugün siyasetin içinde bulunan ama farklı siyasi parti çatıları altında çalışan çoğu kişinin üzerinde Erbakan Hoca’nın emeği vardır. Üzerinde doğrudan emeği olmayanlara katkısı ise, onun 40 yıldır içinde bulunduğu siyaset meydanlarında bıraktığı izlerdir.

Bugünlere gelirken insanımıza hizmet için verilen çileli mücadele ve akıtılan terin mutlaka bir karşılığı vardır. Bu karşılık hem bu dünyada hem de ahirette mutlaka görülecektir.

Akl-ı selim olarak düşünen herkes insanımızın huzuru için “taş üstüne taş koyan” herkesi hayırla yad eder. Hayatta olanlara ise saygıda kusur etmez.

Artık sevenlerinin, çevresindeki partililerin Erbakan Hoca’nın “aksakal” olarak tavsiyelerine, danışmanlığına ihtiyacı var. Onun aktif siyaset için yeni adımlar atması, hamleler içinde olması yıllardır oluşturduğu saygın imaja zarar veriyor.

Onun siyasette eski öğrencileri, yol arkadaşları, kardeşleri hakkında yaptığı kimi tanımlamalar, bazı benzetmeler inciticidir. Taraflar “bir fincan kahvenin hatırını” gözetmeli.

Gençler saygıda kusur etmemeli, büyükler ise gençlerin artık büyüdüğünü kabullenmeli, siyasette tek renk ve tek üslubun getireceği kısırlığı tahayyül etmeli.

Son devrin büyük âlimlerinden, büyük mutasavvıf Mehmet Zahid Kotku (R.Aleyh) Hocaefendi AKRA FM’de geçtiğimiz günlerde dinlediğim bir sohbetinde bir hatırasını anlatıyordu: “Yaşlı bir adam bana bir nasihatte bulundu. Dedi ki, üç şeyi bırakmak çok zordur; ‘Dilencilik, avcılık ve siyaset.’

Ne diyelim. Allah siyaseti tadında bırakmayı, avcılık ve dilencilikten ise acilen kurtulmayı nasip etsin.

gumuslale@gmail.com

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum