YAŞ KARARLARI VE AİHM

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) eski yargıcı Rıza Türmen, AİHM'nin, din ve vicdan özgürlüğü bakımından gerekli vecibelerin yerine getirilmesinde engel olunmadığı ve bu kararlar disiplin kararları olduğu gerekçesiyle YAŞ karalarıyla ilgili başvuruları kabul etmediğini bildirdi.

Türkiye Barolar Birliği'nin  (TTB) 40. kuruluş yılı etkinlikleri kapsamında Denizli Barosu'nun evsahipliğinde düzenlenen Pamukkale İnsan Hakları Sempozyumu'nun 2. gününde ''Adil Yargılanma Hakkı'' konulu bir sunum gerçekleştirildi.

Türmen, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin, sözleşmenin en genel ve en kapsamlı maddesi olduğunu belirterek, ''Aynı zamanda mahkemeye gelen davaların en fazla yoğunlaştığı madde. Türkiye hakkında belki de en çok ihlal çıkan maddelerden bir tanesi'' dedi. [1]

Buraya kadar her şey normalmiş gibi görünüyor. Halbuki gerçeklerle alakası yoktur. AİHM’de maalesef YAŞ kararları karşısında taraflı davranmaktadır. YAŞ kararları İÇ YARGI’ya tamamen kapalıdır. Yargılama olmaksızın yargı kararı varmış gibi davranılamaz.

 

Yargı da savunma da eşit olmalı derken Sayın yargıç YAŞ mağdurlarının savunma hakkı olmadığının maalesef hala farkında değil veya olayı saptırmaya çalışmaktadır. Sayın Yargıç …! Mensubu olduğunuz AİHM Üyeliği sürecinde elinize gelen davalarda Türkiye’deki iç yargı sürecini sorguladınız mı acaba.

 

Özellikle 1997 sürecinde YAŞ kararları ile Re’sen emekli edilen personelden kendi birliklerinde de savunma alınmaksızın gizli, imzasız tutanaklara dayanılarak personelin TSK ile ilişikleri kesilmiştir. Bu durum tamamen şahsi uygulamaların sonucunda bu duruma gelmiştir.

Evet ibadet yasak değildir. Namaz kılanın seccadesini kimse kaldırıp atmaz ama arkasından öyle bir yazı yazarlar ki AİHM bile ne olduğunu anlamaz. Vicdanları sönmemiş olanlar ne demek istediğimi sanırım anlayabilirler.

 

Pek çok YAŞ mağduru bu konuda aynı şeyleri söylemektedirler. Kendilerine direk baskı yapılmamış veya yapılmıyormuş gibi gösterilmiş olabilir, arka planda yapılan yazışmalar bu durumun aksini göstermektedir. Personel hakkında özellikle 1996 yılında emri vakilerle bilgi toplanmış, eş ve 12 yaşından büyük kız çocuklarının fotoğrafları istenmiştir. Halbuki personelin eş ve çocuk durumları zaten bilinmektedir. Verilen sağlık fişleri ve kimliklerde kullanılan fotoğraflar ile 1996 yılında istenen personel formlarında kullanılan fotoğraflar farklı değildir. Bu formlar tamamen istihbarat amaçlı kullanılmıştır. Bu aşamada personele baskı yapılmadığı doğrudur fakat alınan personel formlarının asıl amacı personelin fişlenmesi olup arkasından uydurma raporlarla personelin TSK’dan ilişikleri kesilmiştir. Bu formlar 28 Şubat sürecini tetiklemek amacı ile kullanılmıştır.

İç yargı yolu kapalı olduğu için personel bu konuda kendini savunamamış ve adil yargı sürecinden yararlanamamıştır.

 

Sayın yargıcın yaptığı açıklamalardan öyle anlaşılıyor ki bu süreci kendisi de AİHM gözü ile izlemekte ve hakikatlerden uzaklaşmaktadır.

Yargıya kapalı olan ve savunma hakkı olmayan bir süreçten hakiki bilgi ve belgeler elde edilmesi mümkün değildir.

Savunmasız yargı adalet ilkesine aykırıdır.

Savunma olmadan, eli, dili, gözü, kulağı kapalı birini suçlayıp cezalandıramazsınız.

Bu adaletsizliğin önüne geçilmesi için YAŞ kararları yargıya açılmalı ve mağdur olan personele savunma hakkı verilmelidir.

 

Bu gün Türkiye’nin geldiği süreçte Orduya ve Millete kurşun sıkanlar açılım süreçleri ile sorgulanmadan affedilirken ömrünü TSK’ya veren personelinden savunma hakkı esirgenmektedir. YAĞ mağduru pek çok personel bizzat teröre karşı savaşmış içinde yaralananlar olmuş olmasına rağmen dine karşı takınılan taassup dolayısı ile bu yararlılıklar gözlerden silinivermiş değeri sıfıra indirilmiştir.

 

TSK’dan YAŞ sebebi ile ihraç edilenlerin gerçekte ne durumda olduklarının anlaşılması ve gerçek adaletin yerini bulması için kararlar yargıya açılmalı ve asıl suçlular cezalarını bulmalıdır. İftira atanların iftiraları ve sahte belgeleri artık gün yüzüne çıkmalıdır.

Bunu da ancak adil mahkemeler başarabilir.

Kendi adaletimiz kendi mağdurlarımızın hakkını veremiyorsa AİHM’de hak aramanın anlamı yoktur.

 

Ahmet TÜRKAN -HABERNAME

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum