Yumuşak suikast, IMF başkanı, PKK..

IMF Başkanı Dominique Strauss-Khan, geceliği bin dolar olan otelde bir hizmetliye yönelik tecavüz iddiasıyla tutuklandı. Dünya ekonomisini yöneten, şekillendirilmeye çalışılan yeni küresel ekonomik sistemde dünyanın merkez bankası pozisyonuna yükseltileceği konuşulan kurumun başındaki ismin böyle bir tezgahla hesabının dürülmesi elbette çokça tartışılacak bir konu.

Tutuklandığına göre böyle bir olay var. 15 yıl hapse mahkum edileceği söyleniyor. Lüks yaşam tarzı, kişiliği ve zaafları ile ilgili oldukça fazla malumat var. Dolayısıyla kimse Strauss-Khan'ın böyle bir şey yapmayacağını söylemiyor. Dostları da düşmanları da aynı fikirde. Yine de tecavüz iddiasının doğruluğu ve yanlışlığı bizi ilgilendirmiyor. Kendisi de, kendisine tuzak kuranlar da, bu tuzaktan istifade edenler de, elbette ahlak abidesi değil ve birbirlerinin zaaflarını sorgulamaktan çok uzaklar...

Bizi ilgilendiren; bu tuzağı kim neden kurdu? Fransız iç siyasetiyle mi bağlantılı, Wall Street bankalarının çıkarlarıyla mı? IMF'nin geleceğinin nasıl şekillendirileceği ile mi, Yunanistan'ın durumuyla mı, çökmekte olan Batı piyasasındaki yeni bir iç savaşla mı? Hepsi olabilir...

Genel bir kanaat şimdiden oluştu. Sıkça yaşanan ve üstü örtülen benzer olaylar kelle alınacağı zaman bir giyotine dönüştürülebiliyor. Bunun sayısız örneklerini gördük, Strauss-Khan'ınki de böyle bir örnek.

Önümüzdeki günlerde Avrupa Birliği ülkelerinin borç krizini görüşmek için Almanya'ya gitmeye hazırlanıyordu. Ardından Brüksel'de AB maliye bakanları ile görüşecekti. AB'nin Yunanistan formülü ele alınacaktı. IMF ve küresel finans krizi üzerindeki tartışmaların, bölünmenin, çatışmanın tuzakla ne kadar bağlantısı var, yakında göreceğiz.

Ancak ağrılıklı olarak, komplonun Fransız iç politikasıyla bağlantılı olduğu üzerinde duruluyor. Musevi Strauss-Khan'ın kellesinin, yine Macar Yahudisi bir ailenin çocuğu olan Nicolas Sarkozy tarafından alındığı iddiaları ikna edici nitelikte. Tecavüz suçlamasının mağduru kadına 1 milyon euro verildiği iddiası, Liberasyon'da yer alan ve "muhtemelen bana kadınlar üzerinden tuzak kurulacak" şeklinde daha önce yapılmış söyleşide ifade ettikleri yabana atılır gibi değil.

Soyalist Parti'den Cumhurbaşkanı adayı olması beklenen IMF Başkanı, Sarkozy için rakip olmaktan çıkarıldı. Kamuoyu anketleri, aday olması halinde Sarkozy'nin önüne geçeceğini gösteriyordu. İşin ilginç yanı, Sarkozy'nin partisinden isimler bile bunun bir komplo olduğunu söylüyor.

Sarkozy'nin benzer yöntemleri bilinir. Fransız iç politikasındaki güçler çatışması bilinir. Hele kamuoyu desteği seçimler öncesi yüzde yirmilere gerilemişse daha bir dikkatli bakmak gerekir. Paris'i yakıp yıkan Mağrip isyanının mimarı oydu. Yabancı, göçmen karşıtı sert açıklamalarıyla oy topladı ve ülkeyi yangın yerine çevirdi. Ancak bu güçler çatışmasına dair çarpıcı bir örnek var ki, Türkiye'yi de çok yakından ilgilendiriyor.

9 Şubat 2007'ye dönelim. Fransa'da PKK'ya yönelik kapsamlı bir operasyonu yapıldı. 5 Şubat'ta bazıları PKK'nın üst düzey sorumluları olmak üzere 14 kişi gözaltına alındı. Örgütün Avrupa sorumlusu Rıza Altun ile saymanı Nedim Sever de bulunuyordu. Bu çerçevede Fransız polisinin isteğiyle Belçika'da yakalanan örgütün Avrupa'daki önde gelen isimlerden 33 yaşındaki Canan Kurtyılmaz Fransa'ya iade edildi. Peki olay nasıl gelişti, hangi gerekçelerle operasyon yapıldı, Fransız seçimleriyle ilgisi neydi?

Nedim Sever'in Fransız istihbaratıyla ilişkileri aslında her şeyi ortaya koyuyordu. Rıza Altun'un yardımcısı Atilla Balıkçı, Fransız istihbaratıyla bağlantıları olduğunu bizzat soruşturmayı yapan hakime bildirdi. Balıkçı, Fransa İçişleri Bakanı ve bu seçimlerin favori cumhurbaşkanı adayı Nicolas Sarkozy'nin politika danışmanı Ermeni milliyetçisi Patrick Deveciyan'la bağlantılarını anlattı. Fransız istihbaratı, bu görüşmeleri doğruladı. Deveciyan ise, görüşmelerin içeriğini gizlemeyi tercih etti.

İşin esası şuydu:

Fransa'da seçim vardı ve Sarkozy yükseliyordu. Operasyon Sarkozy'yi yıpratmak, gizli ilişkilerini deşifre etmek için bizzat Fransız istihbaratı tarafından tezgahlanmıştı. Operasyonu Fransız istihbaratı başlatır, politika danışmanı Deveciyan üzerinden Sarkozy hedeflenir. Çünkü görüşmeler yapıldığında tarih 2003'tür, o zaman da Deveciyan yine Sarkozy'nin danışmanıdır. Yani İçişleri'nde iki numaradır. Ardından ne oldu? Sarkozy kazandı. Kazanmakla kalmadı, bu olayın intikamını da aldı.

Şimdi, Sarkozy, muhtemel en güçlü rakibinden kurtuldu. Bakalım gelecek günlerde bu olay bize ne tür çatışmaları, karmaşık ilişkileri öğretecek!

Önceki ve Sonraki Yazılar