Ah Gündemsizlik

Gündemsizlik zor konu…

İlk bakışta yoğun bir gündeme sahip olduğunuzu düşünürsünüz.

Öyle sanırsınız.

Gününüz konuşmakla geçer belki… Söyleyecek sözünüz çok olabilir.

Malumatınız da bu konuları ele almaya, konuşmaya elverebilir de… Sözünüzü dinleyenler bulunur.

Teşvik edenler olur…

Derken hayat konuşarak geçer..

Gündemsizlerin çok konuştuğunu söylersek acaba abartmış olur muyuz?

Gündemsiz kişiler çağrışımların çabucak esiri olabilirler. Her çağrışım onlara farklı ilhamlar verebilir.

Bir şarkı üzerine size nutuk atabilirler örneğin.

Bir sanatçı üzerine önemli ansiklopedik bilgiler sunabilirler. Bu bilgiler doğru bilgiler de olabilir.

Spor konusunda bir uzman kadar derin bilgilere sahip olabilir ve ciddi analizlerde bulunabilirler.

Yemek üzerine konuşabilir, seyahat üzerine fikir sunabilir, mekanlar hakkında önerilerde bulunabilirler.

Gündemsizler işyeri dedikodularını çok yaparlar.

Küçük bir tartışmayı size saatlerce anlatabilirler. Hatta günlerce aynı konuyu bıkıp usanmadan gündemde tutabilirler.

Ne kadar kaçarsanız kaçın bir yerinden yakalanma ihtimaliniz her zaman mümkündür.

Gündemsizlik kötü bir hal aslında… Yorucu aynı zamanda…

En zor yanı da kişinin bundan haberdar olmaması… Durumun farkında olmayışı…

Kendisinin çok dolu olduğuna inanması…

Vakitsizlikten yakınmasıdır…

Gündemsizlik kişinin yapay gündemlerini arttırıcı bir haldir.

Süzgeçsiz bırakır kişiyi… Gelen her konuya açık olur kişi...

Trafikte yaşanan sıradan bir durum müthiş bir heyecanla aktarılabilir. O gün bankada karşılaştığı bir husus günün ‘ana haberi’ kadar ilginç görülerek sunum yapılabilir.

Durum şu; gündemsizlik kişiye kendini gündemli gibi gösterebilir.

Sözü çoğaltabilir. Malumatfuruş hale getirebilir…

Gündemsizler tenha sevmezler. Kalabalık ararlar. Dinleyecek insan peşindedirler. Alkış ararlar.

Dikkat çekmek için emek sarf ederler. Bunun için gerekirse bazı maniplasyonlara teşebbüs edebilirler.

Dikkat çekmek için renkli olmaya çalışırlar. Seslerini dik tutarlar. Yüksek perdeden konuşurlar.

Nutuk atmaya meftundurlar. Yan masaların da duymasını dikkate alabilirler. Arada gözleriyle kontrol etmek isteyebilirler. Aradığı ilgi ışığını bulmuşsa yakaladığı bu damardan devam ederler.

Gündemsiz olmamalıyız…

Tüm duyularımızı dolduracak gündemlerimiz olmalı… Doyuracak gündemler…

Bu gündemler bizi beslemeli… Aydınlatmalı…

Aklımıza ışık tutmalı gündemimiz… Öğrendiğimiz her geni bilgi akıl gündemimizi biraz daha parlatmalı…

Fikri gündemlerimiz olmalı… Takip ettiğimiz fikirler olmalı… Gelişmeleri izleyebilmeliyiz. O konuda meydana gelebilecek yeniliklere ilk biz ulaşmalıyız.

Öğrenme, gelişme gündemimiz olmalı…

Dün bildiklerimize bugün anlamlı bir bilgi ilave edemediğimizde rahatsız olabilmeliyiz. Bunu yapamadığımızda gün boyu aç kalmış, yemek yemeye fırsatı olmamış ve açlıktan kırılan bir insan gibi kendimizi bitkin ve halsiz görebilmeliyiz.

Her gün bir düşünürden bir fikir şulesi düşürmeyi başarmalıyız zihnimize…

Her gün evrenlerin övüncü olan Efendimizden bir hadis, bir mânâ hayatımıza taşıyabilmeliyiz.

Her gün yüce kitabımızdan bir iz yakalayabilmeyi gündemimize alabilmeyi başarabilmeliyiz.

Özetle maruzatım şudur:

Gündemsizlik kurutur.

Susuz bırakır. Beslenme damarlarımızı daraltır.

O nedenle gündemi olan insan olmaya gayretlenelim… Hedefimiz olmalı…

Dünya maişetimizi temin edecek uğraşılarımız ya da uzmanlık konumuzun dışında ciddi biçimde zaman ayırdığımız gündemimiz olmalı… Uzman olunmasa bile gündemimize aldığımız konuda mevcut bilgilerin tümünü bilerek buradan bir yorum çıkartabilecek, analiz yapabilecek kadar bir fikri güce ulaşmaya azmetmeliyiz.

Adam gibi adam olmak gündemimiz olmalı değil midir?

Bu kültürün erkeği, bu örfün kadını olmak gündeme değer bir konu değil midir?

Seven insan olmak, bu uğurda bir ömür vermek nasıl bir şeydir? Neler yapıldığında kişi sevimli olur? Sevimliliğini sürdürmenin yolları nelerdir? Gönüllerde sevgi cereyanı iletebilmek hangi hallerden geçer?

Bunlar önemli birer gündem konusu değil midir?

Güvenilir insan olmak, fedakar olmak, aşık olmak, arif olmak, müracaat edilen kişi olmak, şefkati meslek edinmek, başkalarının dertleri ile dağlanmak, dertlilere derman için çırpınmak, gözyaşı silen kişi olmak ve tutan el olmak için didinmek…

Bunlar için insanın sanal gündemlerden uzak durması gerekmez mi?

Kelimelerini azaltıp gayretini arttırması icap etmez mi?

Peki girişte ifade etmeye çalıştığımız gibi ömür sermayesini yele veren kişi olmamak için sözü dille değil onunla beraber gönül ve davranışların diliyle ifade etmemiz gerekmez mi?

Alimler gündem sahibi olduklarından o metreye ulaşabildiler.

Arifler gündem sahibi oldukları için hakikate arif olmuşlardır.

Aşıkan da öyle, sadıkan da…

Biz nasılız peki?

Haber Name/ 26.12.2011/ canbolatugur@gmail.com / https://twitter.com/ugurcanbolat 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum