Mehmet Y. ULUTAŞ

Mehmet Y. ULUTAŞ

90+ Yıl Sağlıklı Yaşamak İçin

T.C. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türk insanının ortalama ömrü 78,3 yıl (Erkekler: 75.6, Kadınlar: 81). 1950'de bu rakam 45'ti. Yani son 70 yılda yaşam süremiz 33 sene arttı. Tıbbın gelişmesi, yeni ilaçların icadı, sağlık hizmetlerinin daha ulaşılabilir olması gibi sebeplerden dolayı ömrümüz uzadı. Bu artış hızı aynen devam ederse ortalama insan ömrü 2045 yılında 90 yıla çıkacak.

Gelin görün ki daha uzun yaşamak için daha fazla ilaç tüketiyoruz. Kişi başına yılda ortalama 26 kutu ilaç kullanıyoruz. Aldığımız bu ilaçların yan etkileri, daha az hareket ederken daha çok yememiz, artan sigara ve içki kullanımı, aşırı şeker ve sağlıksız gıda tüketimi gibi sebeplerle yaşam kalitemiz düşüyor. Ayrıca dedelerimiz ortalama 45 sene yaşarken, hemen hemen aynı genlere sahip olan bizler 78 sene yaşayınca arızalar çıkıyor. Örneğin benzer genleri taşıdığımız dedemizin kalbi ile yapı ve fonksiyon olarak aşağı yukarı aynı olan kalbimizden 33 sene daha fazla mesai yapmasını bekliyoruz.

GDO’lu (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) gıdalar da hayat kalitemizi düşüren diğer bir negatif etken. GDO bir canlının genetik özelliklerinin laboratuvar ortamında değiştirilmesiyle elde ediliyor. GDO’lu tarım ürünleri çeşitli zararlı böceklere karşı dirençli hale geldiklerinden daha yüksek verim elde ediliyor ve fakat gıdanın tadı, kokusu, büyüklüğü, rengi farklılaşıyor. Biliminsanları GDO’lu ürünler yüzünden tüm dünyada hastalıkların arttığını düşünüyor. Örneğin son 10 yılda diyabet hastası sayısı ikiye katlanmış. Kısırlık öyle artıyor ki 2050 yılında neredeyse tüm çocukların tüp bebek yöntemi ile dünyaya geleceği söyleniyor. Gıda alerjileri, obezite, otizm, hafıza bozuklukları, sindirim problemleri ve diğer rahatsızlıklarda da bariz artışlar var.

Eğer daha fazla yaşamak istiyorsak kendimize daha iyi bakmalı, düzenli egzersiz yapmalı, sağlıklı tüketmeli ve daha az yemeliyiz. Leblebi gibi ilaç tüketmekten vazgeçmeli, doktorumuza ilaçların yan etkilerini sormalı ve bunları sadece hasta olduğumuz zaman kullanmalıyız. Eğer yediğimize içtiğimize dikkat etmezsek, sağlığımızı geri dönüşü olmayan bir şekilde kaybedebiliriz. Zaten sağlık yoksa yaşamanın ne albenisi var.

Peki devamlı organik gıda alan, doğal su ve temiz hava tüketen, egzersiz yapan insanlar illaki daha uzun yaşar mı diye sorabilirsiniz. Ben de size örnek olarak Hunza Türklerini gösterebilirim. Pakistan’ın kuzeyinde yaşayan bu Türk toplumu ortalama 120 ve 130 yıl kansere yakalanmadan sağlıklı bir ömür yaşıyor. Az yemek çok öğün prensibiyle besleniyorlar. Yetiştirdikleri organik sebzeleri güneşte kurutarak tüketiyorlar. Hayvanlarını doğal yem ile besliyorlar ve bol et tüketmelerine rağmen hiçbir kronik rahatsızlığa sahip değiller.

Uzun ve sağlıklı yaşamak için Hunza Türkleri gibi dağda bayırda yaşamamız elbetteki mümkün olmayabilir. Ama en azından çok öğün ama her öğünde az miktarda yemek, organik gıda ve bol egzersiz prensiplerini hayatımızın standardı yapabiliriz. Epigenetik bilimi uzmanlarına göre bir insanın genleri yaşadığı hayata ve çevreye göre değişime uğruyor ve neslinden gelenlere bu değişim gen yoluyla geçiyor. Yani bizler sağlıksız yersek neslimizden gelenler de bundan çekecek. Kendimizi düşünmüyorsak bari neslimizi düşünelim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.