Akademik personelin emeklilik sorunu

“Türkiye'deki mevcut yasal çerçeve, üniversitelerde çalışan akademik personelin 67 yaşına kadar görev yapabilmesine izin vermektedir.

Bu, emeklilik yaşı konusunda uluslararası normların dışında bir uygulama olabilir; zira dünya genelinde birçok ülkede üniversite öğretim üyeleri için net bir emeklilik yaşı belirlenmemiştir.

Türkiye'de uygulanan bu yaş sınırının getirebileceği potansiyel sorunlar:

  • Akademik verimlilik,
  • Beyin göçü,
  • Yenilikçi çalışmaların sürdürülebilirliği ve
  • Akademik kariyer planlaması gibi birçok boyutta ele alınabilir.


Öncelikle, yaş sınırı, bir akademisyenin verimliliğinin yaş ile ters orantılı olduğu fikrini yansıtabilir, ki bu, disiplinden disipline ve kişiden kişiye büyük değişiklikler gösterebilir. Bu tür bir kısıtlama, olgun ve deneyimli akademisyenlerin sektörden erken ayrılmalarına yol açabilir, bu da bilgi birikimi ve mentorluk kapasitesinde boşluklar oluşturabilir.

İkinci olarak, böyle bir emeklilik yaşının varlığı, yurt dışında daha esnek çalışma koşullarının olduğu üniversitelere yönelmeyi teşvik edebilir. Bu da, özellikle üst düzey yeteneklerin ülkeyi terk etmesine neden olabilecek bir beyin göçünü tetikleyebilir.

Üçüncü olarak, akademik yenilikler ve araştırmalar için genellikle farklı yaş gruplarından gelen perspektiflerin bir araya gelmesi önemlidir. Yaş sınırlaması, bu tür bir çeşitliliği engelleyerek, akademik çalışmaların kalitesini ve çeşitliliğini olumsuz etkileyebilir.

Son olarak, emeklilik yaşı sınırı, akademik personel için kariyer planlamasını da zorlaştırabilir. Özellikle, bu yaşa yaklaşan akademisyenler için, profesyonel geçişler veya emeklilik sonrası roller zor olabilir.

Bu faktörler, Türkiye'nin akademik emeklilik yaşı politikasının geniş çaplı etkilerini ve olası negatif yansımalarını göz önünde bulundurduğunda, konu, kapsamlı bir inceleme ve analize tabi tutulmayı gerektirir.”

Türkiye’de akademik personelin emeklilik yaşı sorununa ilişkin yukarıda yer alan değerlendirmelerin tamamı teknolojiyi iyi kullanmasıyla her zaman ayrışan Prof. Dr. Bünyamin Şahin’in desteğiyle “iyi sorulmuş bir soruya iyi cevap veren” ChatGPT’nin yani “yapay zeka” ürünü bir çalışmanın sonucudur. Hem de yüzde yüz…

ChatGPT bundan sonra hayatımızda çokça yer alacak. Tembelliği teşvik edeceği gibi (sorumluluktan kurtaracak kadar basit çalışmaları kolayca elde etmek gibi) iyi çalışılmış, sınırları iyi çizilmiş sorulara cevap aradığımızda da hayatımızı son derece kolaylaştıracak bir ”yardımcı” olarak bize destek olacak…

Yukarıda ChatGPT’nin çizdiği tablo aynen imza atacağım bir tablo…

Peki bu konu benim gündemime nasıl geldi?

İstanbul’un Yaşayan EfsanesiSemavi Eyice kitabını okurken “Hocaların Hocası”nın sitemi bu konu üzerinde düşünmeme vesile oldu. 1922 doğumlu olan Semavi Eyice Bizans Sanatı ve Osmanlı sanatı üzerine çalışmalarıyla dünya çapında ün kazanmış bir bilim insanıydı. Bini aşkın kitap, makale, ansiklopedi maddesi yazdı. Bir İstanbul sevdalısı olan Hoca’nın İstanbul’un tarihi ve özellikle kaybolan eserlere ilişkin çok önemli çalışmaları vardı ve pek çok tarihi eserin korunması ve yok olmaması için de önemli katkıları olmuştu.

1990 yılında 67 yaşında emekli olan Hoca’nın bir sitemi vardı yukarıda belirttiğim kitapta. Şöyle sitem ediyordu. “1990 yılında, 67 yaşında emekli oldum. O günden bugüne 24 sene geçti. Bu 24 senenin en az 15 senesi daha benim akademik birikimi kullanılabilirdi.”

Semavi Hoca devamında şunları söylüyordu : “En azından kendi üniversitem öğretim üyesi olarak kullanabilirdi. Aslında YÖK Kanunu çıkana kadar, üniversite hocaları için emeklilik yoktu. Hocalar ders veremeyecek duruma gelince fakülte yönetimi bir rapor hazırlardı. Okulun senatosu durumu görüşür, hocanın emekliliği konuşulurdu. Yurt dışında emirütüs diyorlar: Hoca emekli oluyor ama üniversitedeki kürsüsünde ders vermeye devam ediyor”

Bu durum 1981 yılında kabul edilen 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu ile değiştirilmiş ve öğretim üyeleri için 67 yaş emeklilik yaşı olarak belirlenmiştir. Daha sonra yeni kurulan bazı üniversiteler için bu yaş sınırı 72 sınırına çekilse de uygulama devam etmiş oldu.

Semavi Eyice öğretim üyelerinin emekli olmadan çalışabilmelerine ilişkin uygulamanın “istismar” vakaları sebebiyle bu hale geldiğini de aynı kitapta şu şekilde anlatıyor: “Hatta ben 72-73 yıllarında üniversitede senato üyesiyken, her fakülteden birkaç yaşı ilerlemiş hocaya dair dosya getirdiler. Baktım, 80 küsur yaşında tıp fakültesinde operatör bir hocaya dair rapor. Yanımda tıp fakültesinin temsilcisi vardı, ona sordum, ‘Operatör ne yapar?’ diye, ameliyat yapıyormuş…Bereket, sağduyu sahibiymiş de on senedir eline neşter almıyormuş. Senatoda, ‘Yok artık bu durumdaki hocayı emekli edelim’ dedik.”

Öğretim üyelerine getirilen yaş haddi muhtemeldir ki Semavi Hoca’nın yukarıda bahsettiği istismar durumları önlemek amaçlıdır. Ancak tabii ki kolaycı bir yoldur…

Bu tür istismarları nasıl önleriz sorusuna cevap aranacağına kolaya kaçılmış ve bir “Yapay Zeka” uygulamasının bile sakıncalarını kolayca sıraladığı sorunlu bir uygulamaya geçilmiştir.

Semavi Hoca bu sitemi yaptığı tarihten 4 sene sonra vefat etmiş yani emekli olduktan sonra 28 yıl daha yaşamıştır. Yeri doldurulamayacak bir değerden 28 yılın büyük bir kısmında yararlanılmaya devam edilebilirdi…

Bu konunun tekrar değerlendirilmeye ve akademik zenginlik için darbe döneminde getirilen bu yaş sınırından dönülmesine ve istismara kapalı ancak “gelişimi” destekleyen yeni bir düzenlemeye ihtiyaç olduğu açıktır.

img-8268.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
7 Yorum