Dil, burka ve Türklerin üstünlüğü

Yeni Şafak'ın dünkü nüshasında, aynı sayfada üç haber vardı: 1. "Kamusal alanlardan dini sembollerin kaldırılmasını teklif eden Türk asıllı bakanı Alman Meclisinde Türkçe olarak tebrik eden Yeşillere mensup milletvekiline CDU'lu milletvekilleri "Mecliste yalnızca Almanca konuşulması gerektiğini ileri sürerek sert tepki göstermişler.

2. İspanyol Senatosunun yönetmeliğinde yapılan bir değişiklikle artık genel oturumlarda beş dilde konuşmak serbest bırakılmış.

3. Belçika'da, halka açık yerlerde burka veya yüzün tamamını örten nikabın (peçenin) giyilmesini yasaklayan kanun oybirliği ile kabul edilmiş.

4. Bir köşe yazarımız da Prof. Ümit Özdağ'ın, "Türklerin üstün olduğunu düşünüyorum" ifadesine takılmıştı ve "hangi bakımdan" diye soruyordu.

Yorum:

1. Aklıma ilk gelen şey Sultan Abdülhamîd'in, Türkçe bilmeyen Tunuslu Hayreddin Paşa'yı sadr-ı a'zam (başbakan) yapmış olduğudur. Osmanlı meclisinde Türkçe bilmeyen birçok mebus da vardı.

Farklı etnik gurupları sinesinde barındıran bir ülke/topluluk, belli bir dili dayattığı sürece diğer dil mensuplarının muhafazakarlık damarları kabarır ve inadına kendi dilleri ile konuşmak isterler. Serbest bırakırsanız, meramını kime ve en iyi anlatmak istiyorsa onun dilini kullanır.

2. İspanyol Senatosunun aldığı karar önemli bir tecrübe olacak; bakalım burada kim hangi dili tercih edecek ve o dili bilmeyenlerle nasıl anlaşacak, tepkiler nasıl olacak!?

3. Başörtüsünü yasaklamanın güvenlik gerekçesine bağlanması saçma olur ve oluyor. Ama yüzü tamamen örten bir peçenin yasaklanması ile güvenliği koruma arasında elbette bir sebep-sonuç ilişkisi olur. Kendisini gizlemek isteyen kötü niyetli kimselerin peçeyi kullanmaları pekala mümkündür. Dinimizde birçok mezhebe göre kadınlar yüzlerini örtmekle yükümlü değildirler; peçe yasağının uygulandığı ülkelerde işte bu "rahmet olan ihtilaf"tan yararlanmak mümkün olacaktır.

4. Tevafuk olacak ki, ben de konuşmanın bu kısmını (beş dakika kadarını) dinlemiştim. Sayın Özdağ mutlak olarak "Türkler üstündür" demedi, bir milliyetçinin ağzından ilk defa duyduğum için ilgi çekici ve önemli bulduğum şu ifadeyi kullandı: "Ben Türkleri takvâ bakımından üstün görüyorum".

Bilindiği gibi İslam, fertlerin ve insan topluluklarının üstünlüğünü ırka, dile, soya sopa, bölgeye, renge, ekonomik duruma... değil, "takvâ"ya; yani dindarlık ve güzel ahlaka bağlıyor (Hucurât: 49/13) Ayrıca ümmetin kavim ve kabilelere (bugün için uluslara) bölünmesini de istemiyor; bütün Müslümanların bir bayrak, bir yönetim, bir kanun çerçevesinde tek millet olmasını istiyor. Diyelim ki ümmet, kaza kader sonucu kavimlere ve uluslara bölündü; bu takdirde üstünlük ölçüsü yine dindarlık ve güzel ahlak olacaktır

Önceki ve Sonraki Yazılar