DÜNYALARI DEĞİŞTİRECEK DÖRT TERİM!..

Kur’ anî kavramların temeli ve Kur’ an’ ın çağlarüstü mesajı, şu dört kavramın çevresinde şekillenmiştir: “İlâh, rab, din, ibadet”

Nasıl ki;  “matematiğin temeli” olan sayılar ve dört işlem anlaşılamadan daha zor ve kapsamlı matematik konuları (türev, integral, logaritma) anlaşılamaz ise; “İslâm’ ın o çağlarüstü mesajı” nın doğru anlaşılması için de;  Kur’ an’ da geçen bu dört temel kavramın doğru anlaşılması gerekir.

Her müslümanın üzerine; İslâmî kuralları doğru bir şekilde öğrenmesi “farz-ı ayn” dır. Yani, müslümanlık iddiasında bulunan her fert, dinini doğru bir şekilde öğrenmek zorundadır. İşte bu noktada, bahsettiğimiz ve “İslâm binasının üzerinde yükseldiği sacayağı” olan  “ilâh, rab, din, ibadet” kavramlarını “Kur’ an Lügâti” ndeki anlamlarıyla, Kur' an' da bahsedildiği şekilde öğrenmek olmazsa olmazlarımızdır.  

Ancak bu dört kavram günümüzde Kur’ an’ da zikredildiği anlamlarda anlaşılmamaktadır.

Elbette bu durumun pek çok sebebi vardır. Tarihsel süreçte kavramlar üzerinde meydana gelen etimolojik kayıplar ve daralmalar yanında çağdaş “uydurulmuş din bezirgânlarının” bu kavramların üstlerini örtme çabaları, ürettikleri mitolojik menkıbevî dinlerinde bu kavramlardan hiç bahsetmemeleri ya da sömürü çarklarına zarar vermeyecek şekilde “suya sabuna dokunmadan, ürkütmeden, yüzeysel ve teğet geçerek" bahsetmeleri gelmektedir.

Malûmunuz, Kur’ an-ı Kerim’ in çağrısının özü şudur:  “Allah bir ve tek ilâhtır; ortağı yoktur. Kulların muhtaç olduğu tek Rab’ dır. O’ ndan başka ilâh da rab da yoktur. İlâhlık ve Rab’ lıkta kimse O’ na ortak olamaz. İnsana gerekli olan, O’ nu tek ilâh olarak kabul etmesi, O’ ndan başkalarını Rab kabul etmemesi, başkasının ilâhlığını tanımaması, yalnız O’ na ibadet edip başkasına tapmaması, dinini Allah-u Teâlaya tahsis etmesi, O’ nun dininden başka bütün dinleri reddetmesidir.”   

Kur’ an-ı Kerim’ i öğrenmek, mesajlarının derinliklerine inmek isteyen kimselerin bu dört kavramın ne anlama geldiğini tam ve kapsamlı bir şekilde bilmesi gerekmektedir.

İslâm binasının üzerinde yükseldiği sacayağı olan bu kavramlar doğru anlaşılamadığında; Kur’ an’ ın o çağlarüstü mesajı da doğru anlaşılamaz, tevhidin hakikati bilinemez, şirkin anlamı kavranamaz, ibadet Allah’ a tahsis edilemediği gibi dinde de ihlâsla Allah’ a yönelinemez.

Bu dört kavramı doğru anlayamamış biri, diliyle durmadan “Lâ ilâhe illallah” dese bile, Allah’ tan başka birçok ilâhlar edinir. Pratikte Allah’ tan başka birçok rabbe itaat ettiği halde, Allah’ tan başkasına ibadet etmediğini zanneder. Bütün şiddet ve kuvvetiyle Allah’ ın dininin himayesinde olduğunu bağıra bağıra söylese de çeşitli dinlere bağlı bir şekilde yaşar.

Bu gibi şahıslar Allah' tan başkasına dua etmez, O' ndan başkasını ilâh ve rab olarak adlandırmaz. Ancak bunu sadece dili ile yapar. Pratikte birçok ilâhlar, çeşitli rabler edindiği halde, şirk içerisinde debelenip durduğunun farkında bile değildir.   

Bu durumdaki birisine, sahte ilâh ve rableri Allah’ a ortak ettiğini ve dinde şirk koştuğunu anlatarak uyandırmak istediğinizde, üzerinize hücum eder ve buna şiddetle tepki gösterir.  

Netice olarak şunları söyleyebiliriz.

Kur' an' ın nazil olmaya başladığı şu mübarek günlerde, sıradan bir geceye inerek onu bin aydan hayırlı "Kadir Gecesi" kılan vahyin mesajının, bizlere yeniden nüzûl oluyormuş gibi okunması ve doğru anlaşılması gerekmektedir.

Bugün kaldırımlardan lağım akan, insanlığı karaya vuran ve Sûr’ un üflenmesi için adeta İsrâfil’ i  (as) zorlayan insanlık; Kur’ an’ ın o çağlarüstü mesajının aydınlığına, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar aç ve muhtaçtır.

Rabbimizin biz kullarına “bir öğüt” olarak tenezzül buyurduğu, “bir yol haritası, bir formûl kitabı olan, hayatın kullanma kılavuzu” Kur’ an’ ın mesajına kulak vermek, O’ ndaki öğütlerden ibret alarak hayatımıza taşımak kuşkusuz bir müslümanın en büyük vazifesidir.

Veda hutbesinde; "Size iki emanet bırakıyorum. Onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler; Allah’ın kitabı Kur’ân-ı Kerim ve peygamberinin sünnetidir.” diyen Allah Resûlü' nün (as) emanetlerine sahip çıkmak ve İslâm' ın temeli olan bu dört kavramı derinlemesine öğrenmek ve hayatımıza tatbik etmek en büyük vazifemiz olmalıdır.

 “İlâh, Râb, Din ve İbadet” kavramlarının herbiri için kütüphaneler dolusu kitaplar yazıldığı düşünüldüğünde bu kavramların teker teker açıklanması konusunda ne yerimizin ne de vaktimizin yeterli olmadığı aşikârdır.

Bu anlamda sizlere bu konular hakkında "Kur' an ışığında, Kur' an Lügâti" ne göre yazılmış olan bir eseri tavsiye edeceğim.

Mevdûdî' nin "Kur' an' a Göre Dört Terim" eserinin, dinini dosdoğru öğrenmek isteyenler için bir fırsat olduğunu ve her müslümanın kütüphanesinde mutlaka yer alması gereken bir eser olduğunu düşünüyor ve şiddetle tavsiye ediyorum.

Vesile olmak isteyenle arayışta olan kullarını buluşturup, her iki tarafı da ödüllendiren rabbime emanet olunuz.

Vesselâm...


NOT: Geçen yıllarda yapmaya çalıştığımız ve kıymetli takipçilerimiz tarafından ilgiyle karşılanan kitap hediyelerimize tekrar başlıyoruz. 
Bu seferki hediyemiz yazımızda bahsi geçen; 
Mevdûdî' nin "Kur' an' a Göre Dört Terim" eseri olacak. 

E-posta adresimizden bize ulaşan -Türkiye sınırları içerisindeki- ilk 5 okuyucumuza adı geçen eseri hediye edeceğiz inşaallah. 

kenanozmen@gmail.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.