Erisen bile ‘sen benim bi tanemsin’...

Kapına bir kardan adam bıraktım.

Buldun mu bilmem.

Belki de seni beklerken eriyip gitmiştir.

Kapıyı açınca bir avuç su birikintisi görmüşsündür yerde.

Sinirlenmişsindir.

Beyaz dişlerin soğuk çarpmışçasına birbirine vurmuştur.

Münasebetsiz bir kapı gıcırtısı, sokaktan geçen bir satıcının kaba saba bağrışını duymuşçasına, başını iki yana sallamışsındır.

Olmadı sabah sabah öfkelenmeye bile değmez diye geçirmişsindir içinden...

 

Oysa zor ikna emiştim onu kardan adam olmaya.

Kendi halinde yağıyordu.

Ilık ılık, zerre zerre ...

Aydınlık bir gökyüzünden gelmenin mütevaziliği ile, beyazın tüm alımlılığını içine sindirmiş bir halde yavaş yavaş dökülüyordu toprağa.

Yerler hep beyaza bulanmıştı.

Üst üste yığılsa da değişmiyordu rengi, iyilik dolu bir yüzü andırırcasına hep bembeyazdı, hep saf, hep lekesiz...

Dokununca rengini aşan bir soğukluğu vardı, bir o kadar da insanı dokunmaya çağıran naif bir yumuşaklığı.

Nedense genci yaşlısı, eldivenlisi eldivensizi kayıtsız kalamazdı bu dâvete...

 

    Bir avuç karla avunur muydu insan?

Oluyordu işte..

Kara her el sürüşümüzde soğuğa rağmen tomurcuklanan bir ağaç gibi nedensiz çocuksu neşeler beliriyordu içimizde.

Ne soğuk işliyordu içimize ne ayaz.

Dünyayı bir başka gözle, kar beyaz taneciklerin merceğinden görüyorduk ya, vız geliyordu her şey.

Ağaçlar, nehirler, ovalar bir anda vazgeçmişlerdi o bildik renklerinden.

 

Her şeye ucundan kıyısından bir el değmemişlik,  bir serinlik, bir tazelik bulaşmıştı. Günbatımlarında buz kesmiş bedenlerimizle gökyüzünde uçuşan kar taneciklerin havasına kaptırıyorduk kendimizi.

 

Zor ikna ettim onu kardan adam olmaya...

Benden adam olmaz dedi. Bir lahza da eriyip giderim ben…

Boşa emek, beyhude çaba... Nereye yağdıysam değişmedi bu hiç...

 

Senden bahsettim ona.

Karı ne denli sevdiğinden…

Bir kar tanesi kadar güzel dedim…

Bir anlık, bir bakışın derinliğine sığabilecek kadar güzel...

Elleri desen bütün ümitleri içinde barındıran kuşatıcı bir deniz gibi...

 

Gözlerime dikkatle baktı…

Çok istiyorsun sen galiba dedi…

Bütün doğallığıyla alnıma konuverdi.

Bu sessiz bir evetti.

Onu kapının eşiğine bırakıp çıktım.

Giderken, ben adam olmam diye mırıldanıp duruyordu.

Olma zaten dedim.

Hep böyle kal…

Erisen bile‘sen benim bi tanemsin’...     

HABER NAME/ 02.01.2011/ canbolatugur@gmail.com / https://twitter.com/ugurcanbolat 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum