KAÇ ÇİLEDEN ÇIKAR BİR HAYAT

“Kaç çileden çıkar bir hayat? Kaç tane ilmek atarsın mutluluğu tam üstüne göre örmek için? Kaç acı arttırır, kaç fırsat azaltırsın? Ya ipin kalın gelir ya da şişin, bir de şekil vermeye uğraşırsın haraşo, bir ters, bir düz. Birde arada kaçırdın mı söküp baştan başlarsın. Ters düz olmuşsun bir de bakarsın.”

Sahi hayat yün çile ipliklerimize benzemez mi? Kollarımıza takardı annelerimiz “Dur, sabret biraz kır bileklerini bak işte şöyle şöyle…” ve sarardı birer ikişer. Sonra yine bu yün tomağıyla bizlere sanat eserleri icra ederlerdi gururla.

Hayat bir çile ipe benzemez mi dostlar?

Bazen kafa başka tarafa gider “aman ya” dersin işte tam o sırada bir tane ip kaçmıştır. Tutmaya çalışırken bir bakmışsın diğer ördüklerinden de olmuşsundur. Yamalamalı mı hayatı yoksa söküp baştan mı örmeli. Sökülen ip taze ipe benzer mi ki!

Örmeye tekrar başlarsın, bir yanlış yaptın mı işte o zaman ters düz olursun. Şimdi neden çile demişler yüne daha iyi anlıyorum. Hayatımız gibi kimine göre çile hayatın anlamıyken kimine göre dert tasa mahiyetinde serilir önüne.
Çilehanelerin adı neden çile diye sorarım kendime ve bulurum birkaç cevap. Istırap veren hal, zahmet, meşakkat, eziyet. Dervişlerin tasavvufta, ahlâkın tezkiyesi ve vicdanın tasfiyesi için kırk gün kırk gece ibadet ederek nefsi terbiye etme işi.

Çile, tarikata girenin, hata sonucu olsun, olmasın ahlâkının güzelleşmesi ve gönlünün cilâlanması için, tekkelerde konulmuş olan bir çeşit uygulamadır. Gereğine göre üç, kırk, bin bir gün devam edeni vardır. Çile çekilen yere çilehane adı verilir. Şimdi çile çekiyorum derse birisi demek istediği şu mu vicdanımı terbiye ediyorum. Eğer buysa her insanoğlu çekmeli çile. Nasıl çocukların terbiyeye ihtiyacı varsa nefsimizde terbiye edilmeli. Her türlü ortamda bulunan nefsimiz değil mi?

O zaman kullandığımız kelimelere dikkat etmemiz gerek. Çile çekiyorum demek uygun bir kelime değil. Kim nefis uğruna çile çekiyor şu âlemde.  Nasıl güzel bir kelimeyi değiştirmişiz böyle gerçek açılımı: Bu hayatta gönül ufkumu okşuyorum, gerçek kimliğimi arıyorum olmalı.


Kaçta tane çileden(yün) çıkar bir hayat? Doğru ilmek mi atarsın, doğru modeli mi yaparsın. Peki, kullandığın ipe uygun mudur şişin? Sonradan pişmanlık duymayasın? Model almak mı uygun yoksa kendi modelini kendimi yapmalı insan? Hangisinden daha mutlu olur bu insan?

Doğru bir ise doğruyu tek seferde bulmak gerek. Her yol seni amacından daha da saptırabilir. Yolunu daha da kaybedersen yoldan çıkıp çamura batarsın. Onun için çile diyelim biz çile…

Necip Fazıl KISAKÜREK ustanın ÇİLE adlı şiirinden bir karışık dörtlüklerle son bulsun satırlarım..


Bu nasıl bir dünya hikâyesi zor;
Mekânı bir satıh, zamanı vehim.
Bütün bir kâinat muşamba dekor,
Bütün bir insanlık yalana teslim
Ufuk bir tilkidir, kaçak ve kurnaz;
Yollar bir yumaktır, uzun, dolaşık.
Her gece rüyamı yazan sihirbaz,
Tutuyor önümde bir mavi ışık.
Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!
Heybem hayat dolu, deste ve yumak.
Sen, bütün dalların birleştiği kök;
Biricik meselem, Sonsuza varmak..

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.