Kürt Kemalizm’inin siyasal alana kazandırabileceği artı bir değer yok

Türk Kemalizm’inin neredeyse bir yüzyıla yakın uygulamaları Türkiye halkının sosyal yaşama dair algılarında ciddi kırılmaların oluşmasına sebep olduğu kadar farklılıkları da çatışma zeminine taşıdı.  

Çok kültürlü Anadolu coğrafyasına dayatılan ve dayanaklarını sosyal yaşamdan, tarihsel gerçeklikten almayan ve belli bir ideolojinin esasları üzerinden uygulamaya sokulan Türk Kemalizm’inin Ülkeyi getirdiği nokta kaos, kan ve yakın zamana kadar belli bir elit kesimin oluşturduğu oligarşik yönetimden öteye gidemedi.

Oligarşiyi oluşturan elit kesimin (Asker, Bürokrasi, İş dünyası) hayallerini halka dayatma çabaları, bir asırdır hiç dinmeyen dini, etnik ve ideolojik çatışmaları da içinden çıkılamaz noktalara getirdi. Özellikle 50’li yıllara kadar tek parti, sonrasında da 2000’li yıllara kadar süren ve derin yapılanmalardan da güç alan “tek tipçi vatandaş” programının coğrafyaya, tarihsel dinamiklere ve sosyal dokuya uyum sağlayamadığı artık kabul gören bir anlayış. 100 yıl önce tartıştığımız konuları hala tartışıyor olmak şüphesiz bu elit kesimin dayattığı zihniyetin de iflası olarak algılanabilir.

Nihayetinde günümüzde yaşadığımız dini ve etnik sorunlarımız bu tek tipçi, muhalefeti ne pahasına olursa olsun susturan; hatta gerektiğinde ülkenin Başbakanını bile idam edebilen, kendi ideolojik anlayışlarına uymayan vatandaşları faili meçhullerle ortadan kaldırabilen bir anlayışın ürünü.

Kürtlerin bir yüzyıldır büyük haksızlıklara uğradığı, cumhuriyetin ilk yıllarında ve özeklikle 90’lı yıllarda köy yakmalarından tutunda zorunlu göçe kadar, faili meçhullere kadar birçok insanlık dışı uygulamalara maruz kaldığı gerçeği de terörü ve masum insanları katletmeyi meşrulaştırmaz. Nitekim bu süreçte sadece Kürtler değil Dindarlar, Aleviler, azınlıklar, solcular, ülkücüler ve elitist zihniyetin dışındaki tüm kesimler acı çekti.

Fakat, gelinen noktada Yeni Anayasa çabaları, bünyesindeki derin yapılarla hesaplaşma ve en önemlisi de Türk Kemalizm’ini bir tarafa bırakıp insan hak ve özgürlükleri noktasında ağır aksak ta olsa uygulamaya koyduğu “demokratik açılımlar” Türkiye için çok ciddi kazanımları beraberinde getirdiği gibi hepimizin gelecek açısından ümitvar olmamızı da sağladı.

Siyasi zeminin tüm farklılıklara açık bir yapıya kavuşması, insan hak ve özgürlüklerinin önündeki her türlü engelin ortadan kaldırılarak toplumsal barışın daha doğrusu devlet-millet kaynaşmasının sağlanması ancak ve ancak meşru zeminde yürütülecek siyaset kurumu ile mümkün olabilir.

Bu aşamada sistemle problemli olan tüm kesimlerin “demokratik açılımlara” destek vermesi ve özellikle Yeni Anayasa etrafında oluşan toplumsal uzlaşmaya katkı sunması gerekirken; özellikle Kürt siyasetini kendilerinin temsil ettiğini söyleyen kesimler çözümü neredeyse siyasi zeminden uzaklaştırmak ve imkânsız hale getirmek için ellerinden geleni yapar gibi bir pozisyona girdiler.

Öncelikle şunu belirmek gerekir ki Hiçbir parti ne tüm Türkleri ne de Tüm Kürtleri temsil iddiasına giremez.  Kaldı ki eline silah almış Kürt Türk demeden ölüm saçan bir örgüt hiçbir zaman böyle bir iddiada bulunamaz böylesi bir yaklaşım sosyolojik gerçeklerle de uymaz zaten.

Türk Kemalizm’inin boşalttığı alanı bu gün ki görüntüsü ile özellikle Kürtlerin yoğun olduğu bölgelerde Kürt Kemalizm’i doldurmaya çalışıyor. Kürtçe ezan, ayrı cuma namazı ve yayınlarındaki din karşıtlığı vurgusu, sosyalizmin özendirilmesi ve özellikle Kürtlerin geri kalmışlığını İslam’a yükleyen ve gençler arasında etkili olan propagandalarını sanırım hepimiz bir yerlerden tanıyoruz. Türk Kemalizm’inin yaşattığı travmaları bu gün farklı bir versiyonla; ancak aynı mantık etrafında Kürt Kemalizm’i yaşatmaya çalışıyor.

PKK’nın başlangıç ve gelişme aşamasında bölgede meşru zeminde siyaset yapan tüm Kürt hareketleri; Özellikle İslami yaklaşımı sergileyen kanaat önderlerinden tutunda sivil toplum örgütlerine kadar birçok legal örgütlenme Türk derin yapılanmalarının da desteğiyle PKK eliyle etkisizleştirildi. Farklı söylemlere izin verilmediği gibi kendi ideolojik evrenlerinde bir Kürt toplumu oluşturmak için yine masum Kürtler ve masum Türklerin kanları kullanıldı.

Ve asıl dikkat edilmesi gereken tüm bu yapılanların hiçbir hukuk kuralına bağlı olmayışıdır. Yani elinde silah olanın hukuku da olmuyor. Hukuksuzluğun bölge insanına ve Türkiye’ye kazandırabileceği ancak despotizm ve gücün üstünlüğü olacaktır. Bölgeye egemen olabilecek böyle bir oluşumun Türk Kemalizm’inden farklı olacağını beklemek saflıktan öte bir davranış olur. Nitekim Türk Kemalizm’i yine de bir hukuka dayanıyordu, günü geldiğinde de hukuk kuralları işlerlik kazanıyordu.

PKK ve uzantılarının şiddet, kan ve akılları dumura uğratan yöntemlerle oluşturmaya çalıştığı yapının bölgeye ve coğrafya ya kazandırabileceği nasıl bir katma değer olabilir? Son büyük saldırıların Türk Milliyetçilerinin “Milliyetçi öfkelerini”  daha da şiddetlendireceği etki-tepki kaidesince Kürt vatandaşlarında bu Milliyetçi Öfkeden etkileneceği ve sonuçta kendi hanelerine artı yazılacağını düşünmek terörün doğasında olan bir yaklaşım.

Umalım ki mütedeyyin Türkiye halkı bu oyunlara gelmez.

Gözden kaçırılmaması gereken asıl nokta; özellikle seçim dönemlerinde Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelerde İslami duyarlığa sahip partiler ve insan hak ve özgürlüklerine değer veren partilerin yoğun şekilde oy aldıklarıdır.

Türkiye siyasetinin görmesi gereken Kürtlerin yasal siyasi zeminde hak ve özgürlüklerinin bir an önce karşılanması isteği ve tüm bu olumsuzluklara rağmen terör ve uzantılarına ciddi boyutta bir destek vermediğidir. Geçen süreçte yaşanan tüm can kayıplarının bölge insanında yaşattığı derin üzüntünün özellikle Türk Milliyetçileri tarafından da anlaşılabilmesidir.

Türk Kemalizm’i veya Kürt Kemalizm’i fark etmiyor. Hepimizin özlemi İnsanı esas alan İdeolojilerden uzak, temel insan hak ve özgürlüklerini ve hukuk kurallarını işleten bir Türkiye olmalı. Hiçbir ideoloji İnsan hayatından daha kutsal değildir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum