Atila ALTUNTAŞ

Atila ALTUNTAŞ

SİYASET SANATI

Siyaset, halka ve hakka hizmet etmek için yapılan zorlu bir yoldur. Siyasetçi, halkla iç içe olan, alçak gönüllü, herkesin derdini dinleyebilen, her zaman ve her türlü şartlarda insanların var olan sorunlarının çözümlenmesine yardımcı olacağına söz veren kişidir. Siyasetçi, kendi mutluluğunu sağlamış ve başkalarının mutluluğuna katkı yapacağı iddiasında olan kişidir. Bizde siyasetçi, ister sağcı olsun ister solcu sadece ve sadece kendi ve yakın çevresine hizmet etmekle yükümlü olduğunu zanneden kimsedir.

Birçoğu bir makam veya mevkiye seçildikten sonra gündelik menfaatlerinin peşine düşen, verdiği sözleri unutan, eline- diline beline hâkim olamayan bir zorbaya dönüşür. Bazısı ise kendilerini dev aynasında görürler. Halktan oy alamayıp iktidara gelemeyince, halkı bidon kafalı, göbeğini kaşıyan ayılar olarak görmeye başlarlar.

Tarih boyunca filozoflar da, siyaset yapan politikacıların bu zor görevlerine bir nebze yardımcı olabilmek için, halkı nasıl yönetmeleri gerektiğine dair birçok ilgi çekici yollar göstermişlerdir.

İşte, Gaston Bauthoul’un ‘’ Politika Sanatı’’ adlı kitabından siyasetçilerin kulaklarına küpe olacak güzel tavsiyeler:


Çe- Cang Konfüçyüs’e sordu? Konfüçyüs şöyle karşılık verdi: ‘’Devletin başındaki’’ adam, memleketi gereğince yönetmek için nasıl davranmalı? ‘’ Beş iyi şeye değer vermeli, dört kötü şeyi uzaklaştırmalı. O zaman memleketi gereğince yönetir. Beş iyi şey şunlardır; fazla masrafa girmeden iyilik etmek, insanlara sızlanmadan iş gördürmek, yapmak istediği şeyi aç gözlülüğe kaçmadan yapmak, kibirliliğe düşmeden ağır başlı olmak, yırtıcı olmadan heybetli olmak. Dört kötü şey ise şunlardır; insanları yargılamadan cezalandırmak, buna zulüm derler. Önceden haber vermeksizin bir işin birden bire bitirilmesini istemek. Buna HALKI EZMEK DERLER. Gevşek görünen buyruklar verip sonradan kıyasıya sıkıştırmak. Buna haksızlık derler. Bir işin karşılığını ödeme veya bir armağan verirken cimri davranmak ki; bu da küçük adamlara yaraşır bir davranıştır.

PLATON şöyle dedi: Demir ya da tunçla korunan devlet çöker.

ÇİÇERO: İnsanın iyi buyrukçu olabilmesi için bir süre buyruk dinlemiş olması şarttır. Ancak söz dinlemesini bilen, günün birinde söz dinletmeye hak kazanır.

SAİNT-OUGUSTHİNUS: Savaşta sözle öldürmek insanları kılıçla öldürmekten, barışı barışla kazanmak savaşla kazanmaktan daha iyidir.


THOMAS MORE: Zenginler, Cumhuriyet,Halk egemenliği gibi parlak sözler altında yoksulların kuyusunu kazıyorlar.Türlü düzenler ve akla gelmedik yollarla bir taşla iki kuş vurmaya çalışıyorlar.

MAKYAVEL: Korkarak boyun eğdiğiniz kimse, verdiğinizle şöyle dursun, daha fazlasını isteyecek ve istekleri sizi küçük gördükçe artacaktır. Ayrıca sizi desteklemeye istekli kimse de çıkmayacak, çünkü ya çok güçsüz ya da çok korkak görecekler sizi.

14. LOUİS: Gerektiğinde, bizim düşüncemize karşı çıkmasını bilen insanlardan yoksun kalmak korkulacak bir şeydir.

FENELON: Kralın iyilik yapmakta sınırsız bir gücü vardır. Ama kötülük yapmak istedi mi elleri bağlı olmalıdır.

VOLTER: Kim özgürlüğünü yitirmişse, onu savunmadığı için yitirmiştir. Korkarım bu dünyada insan ya örs olacak ya çekiç. Ne mutlu biri olmayana.

KATERİNA: Diderot’a yazdı mektupta şöyle demişti. Büyük ilkelerinizle güzel kitaplar yazılır, yalnız iyi işler yapılmaz. Siz kâğıt üstünde çalışıyorsunuz, kâğıt her şeye katlanır, dümdüzdür. Oysa ben zavallı imparotiçe, ben insan derisi üzerinde çalışıyorum. O deriyse kâğıttan çok başka türlü sinirlenen, gıdıklanan bir nesnedir.

SAİNT-JUST: Ekonomik sisteminin bozukluklarına dayanabilecek hükümet yoktur. Nerde büyük mal-mülk sahipleri varsa, orada yoksuldan geçilmez.

NAPOLYON: Bir devlet adamının yüreği kafasında olmalıdır. Yasa adamının gücü, yönetmeye çalıştığı insanların kusurlarından bile yararlanmayı bilmekten gelir. Millet 50 yıl bilgisiz bırakılıp aptallaşmadıkça Fransa’da hiçbir askeri hükümet tutunamaz. Büyük işler gören general, sivil değerleri kendinde toplayandır. Bütün durumlarda kaba güç sivil değerlere boyun eğer.

LA MENNAİS: Hiç kimse dünyaya gelirken, buyurma hakkını beraberinde getirmez.

A. LİNCOLN: Ben bir köle olmak istemediğim gibi, bir efendi de olmak istemem. İşte demokrasi anlayışım budur.


VİCTOR HUGO: Bugüne ne ölçüde yarın kalacağımızı bilmek! Yüce yönetimin bütün sırrı buradadır.

A. BRİAND: Politika, istenilenle mümkün olanı uzlaştırma sanatıdır.

F.CASTRO: Parti, insanların deneyden geçtikleri, yetişip bilgilendikleri bir okul olmalıdır.

GANDGİ: Yargısız kalabalığın hayranlığı tiksindirir beni. Böyle bir kalabalık beni kötülerse, ayaklarım daha sağlam basar yere.

Hayatını siyasete adayanlara ve siyaset yaptığını iddia edenlere ithaf olunur!...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
7 Yorum