Ahh Neriman Teyze

 

Seni anlamıyorum diye haykırıyordu genç kız kendinden yaşça büyük bir kadına.
Komşular hemen hikâye yazmaya başlamıştı bile
Anne, kız kavgasına şahit oluyoruz diye heyecanla daha bir cama yaklaşıyorlardı ki..
Genç kız elinin tersini gösterip hışımla kaldırıp indirdi.
Camdan bakan yaşlı bir teyzeye.
- Sen ne bakıyorsun be dedi..

 

Güneşten hafif solmuş güneşliği kapatıp, içeri attı kendini yaşlı kadın

Diğer camdan sarkıp izleyen seyirciler korkudan içeri girmişlerdi bile

 

Genç kızın hedefinde krem renkli uzun pardüseli, başında eşarp takmış yaşı 65 civarı kadındı yine.

Bıktım senden, her şeyime karışıyorsun. Bu sefer karışamayacaksın. Ben onunla evleneceğim diyordu haykırıyordu adeta genç kız.

 Bak rezil ettin bizi elaleme, hepsi senin gibiler meraklı dedikoducu şeyler.

 

Penceredekilerin tahminleri doğruydu anne, kız tartışmasına şahit oluyorlardı.

Saçları omuzlarında dalgalı siyah, üstünde beyaz bir tişört, altında kot pantolon mahalle arasında yürürken birden hararetlenmişlerdi.

 

Oysa yıllardır annesinin dudaklarından dökülen kelimelerdi bunlar.

Her olumsuz bir olayda annesi Neriman Hanım, bunları söylerdi Aslıya. Şimdi sıra Aslıya gelmişti adeta.

Neriman Hanım, kafası önünde yola devam ediyor, çıt çıkmıyordu dudaklarından.

Yer yarılsa da yerin dibine girsem diyordu içinden.

Bu muydu, göğsünü gere gere evladım diye taktim ettiği çocuk.Bu olmazdı…

Nasıl yetiştirmişti oysa onu. Kız kısmının sesi çıkar mı hiç!

Nasıl bu hale geldi ki!

Hala çevredekilerden çekiniyordu. Ahh evde olsaydı da görseydi diye geçiriyordu içinden.

 

Söz hakkı her daim büyüklerde olurdu ona göre, gençler evlilikten anlamazdı bir kere. Annesi kimi uygun görürse onunla evlenmesi gerekti.

Ahh Neriman teyze nerde hata yaptın ki!

 

Hikâyemizi okuyan okuyucularımızın, kimi Neriman Hanıma hak verecek kimisi de kızı Aslıya hak verecek. Kendimizi hikâyemizdeki kahramanların hangisine yakın görüyoruz. Birçoğumuz hikâyemizdeki meraklı komşulara benzemiyor mu?

 

Çiftlerin aile yapılanması adına evlatlarıyla karşılaştıkları tüm sorunlar ailesel sorunları içerir. Her ailede elbette ki aile çatışmaları olur. Zaman, mekân, kültür gibi unsurlar ailelere farklı etkiler bırakabilir.

 

Eğitim öncelikle çocuğun anne ve babasından plan ve programsız şekilde almış olduğu davranış bütünüdür diye biliriz. Ailelerin en büyük hatası çocuklarına uygun görmediği davranışları kendilerinin bil fil işlemeleridir. Bu duruma reel olmamaktır. Bunun sonucunda da Aslı’nın hem kendi düşünceleriyle, hemde annesinin düşüncelerine göre hareket etmesi kadar doğal bir durumda yoktur.

 

Doğruları acaba kime göre doğru kabul ediyoruz?

Hiç düşündük mü?

 

Kanunlar-Örf ve Adetler- Kutsal değerler-Komşular vs. vs..

 

Bu sıralamış olduğum değerler acaba sizde hangi öncelik sırasında?

Görgü, kural, edep ahlâk gibi kavramlar günümüzde önemi desem..

 

Toplum olarak birçoğumuz,  el ne der anlayışına hâkim olarak büyüdü. Komşu Ayşe teyzenin veya aileden çekindikleri bir bireyin düşünceleri altında büyümek diye de tabir edebiliriz. Gözlemlerim sonucu bu şekilde büyüyen kimseler. Toplum da ezilmiş, içine kapanık ama asla topluma yönelik ağır suçlar işlemiş kimselerken. Ufak bir serbestlikle yani baskıların kalkmasıyla bu davranışların dışına çıkmaya hazır kimseler olarak göze batmaktadırlar. Oysa yapılmaması önerilen davranışlar bir kimsenin çatısı altında sunulmayıp anne ve babanın duygu düşüncelerini dile getirerekten sunulması daha uygun olmaz mıydı?

O zaman çocuklar farklı bir davranış şekline girmezdi. Doğru tektir, yanlışlar bir çoktur. Doğrular örneklerle çoğaltılmış olsa mesela. Evlatlarımızın da anlaması açısından daha güzel idrak edilir. El ne der anlayışı ile büyüyen çocuklar tanımadıkları insanlara karşı bile kin, nefret hitap edebilirler. Tıpkı Aslı’nın annesine ve hiç tanımadığı insanlara sergilediği tavır gibi.

 

O zaman çocuklarımıza doğru ve yanlış kavramı sunarken, bir başka kimselerin duygu düşünceleri altında değil. Ailemizin, koymuş olduğu değerleri düşünerek anlatılması gerek. Bu sorumlulukta elbette ki anne ve babalarımıza düşüyor. Çocuklarımız sadece yemek ve su ile büyümezler. Ahlâk, örf adet, kural ve dinimizin ön gördüğü davranışların çatısı altında büyürler. En doğru eğitim önce ailenin vereceği eğimdir. Sonra okuldan ve çevreden alacakları eğitimlerdir vesselam..

 

Dipnot: Üsteki hikâye şahsıma aittir, siz değerli okurlarıma sunulmuştur.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.