Dağdaki Oylar Bağdaki Kovboylar

Güncelliğini yitirdi derken geçenlerde bir sanat(çı)nın konserinde alkışlamayan seyircilere “Diyarbakır'dan, dağdan mı geldiniz ne bu moron moron tavırlar” şeklinde sözlerinden sonra tekrar dağdaki oy meselesi gündeme cuk diye oturdu.

Zaten bizde böyle sanat(çı)lar olduktan sonra medyaya bol bol malzeme çıkar. Sanatçılar toplumun yüzüdür, demek ki toplum böyle hakaretleri sindirebiliyor.  

Bu konuyla ilgili olarak “benim oyum dağdaki çobanın oyuyla aynı mı?” tartışmalarının başladığı günlerde bir hastanenin düzenlemiş olduğu programda akademik kariyeri Doçent olan Başhekim Bey'in sunduğu çok ilginç ve çok da yararlı olan sunumda iki görüntü çok dikkatimi çekmişti. Bu iki görüntüyü sizinle paylaşmak istedim.

İlk görüntüde bir matematik profesörü ve arkasında matematik formülleri olan bir yazı tahtası var. Sayın Başhekim Bey bu görüntüyü yorumlarken “Bu matematik profesörü geliştirdiği formülleri öğrencilerine öğretiyor.  Sadece görevi bu.” demişti.

Diğer görüntüde ise bir çoban ve koyunları var. Ayrıca, çobanın elinde de kağıt kalem görülüyor. Bunda da Başhekim Bey “Bu çoban da eline kağıt, kalem almış acaba günlük süt üretimini nasıl artırabilirim düşüncesiyle bir şeyle yazıp çiziyor. Her gün kaç saat bu koyunlar otlansa, nerede otlansa, hangi saatler arasında otlansa, hangi otları yese düşüncesiyle kendine göre formüller oluşturarak süt üretimine katkıda bulunmak istiyor.” diye çobanlar için gayet net ve güzel bir yorumda bulunmuştu.  

Şimdi bu iki sınıf yani öğrencilerine bir şeyler öğretmek isteyen öğretmen ya da öğretim görevlisi sınıfıyla günlük süt üretimini artırmak ve ülke bütçesine katkıda bulunmak isteyen çoban sınıfı haricindeki sanat(çı) sınıfında kendilerini kabul eden bu sınıf kişilerin acaba ülkeye ne gibi bir katkıları olmuştur.? Halk için yaptıkları elle dokunur, gözle görülür bir şeyler var mı? Türk kültürünü ve Türk sanatının ileriye gitmesi için bir çaba mı sarf etmişler veya reytinglerini korumak, ceplerini doldurmak için mi..?

Olayın aslına bakarsak bu sanat(çı)ların da bir suçu yok. Bunları bu hale getiren ve pohpohlayan ve peşinden ayrılmayan zavallı insan güruhudur. Biz toplum olarak insanlara çoğu zaman hak etmediği değeri veriyoruz. Bu hak edilmeyen değer yüzünden böyle kişiler bizlere hakaret etme cüreti gösteriyorlar.  

İşte toplum olarak aslolan kişiye hak ettiği değeri vermek ve toplumu hakir ve alçak gören kişilere de tepkilerimizi en güzel şekilde dile getirmeliyiz.  

Selam ve dua ile

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum