Gülsen NURDOĞAN

Gülsen NURDOĞAN

Hani Biz Cennete Gidecektik

Hani Biz Cennete Gidecektik!.. Gündüz hayalimizde gece düşümüzdeydi cennet. Dünyanın hiçbir tad ve eğlencesi bu aşkımızı kalbimizden sökemezdi. 

Biz hüznümüzü onun sevdasıyla yok ederdik. Bu yüzden çektiğimiz her cefayı en leziz lokma gibi hazmederdik.

Oruç tutardık; acıktıkça neşe yutkunurduk. Rabbimize nazırdı yüreğimiz. Dostlarla yiyip içeceğimiz cennet sofralarını düşlerdik acıktıkça… ve bu sayede doyardık.

İçi dışından dışı içinden görünen köşklerin seyrindeydik. Bu yüzden severdik yemek yedirmeyi, aramızda selamı yaymayı, gece saatlerinde uyanıp Allah'ı anmak için namaz kılmayı. 

Allah hatrına muhabbet etmek gibi bir özelliğimiz vardı. O yüzden hiçbir müslüman bize çirkin gelmezdi. Kardeşlerimizin yüzlerine baktıkça neşemiz artardı. Tebessüm sadakadır düsturunda yaşardık ve yüzlerimiz bu yüzden hep güleçti.

Meclislerde sözlerimiz kesilmezdi. Saygıyla dinlerdik konuşulanı. Kimsenin sözünü de kesmezdik. Çünkü sözün kesilmesi topluluğun bereketini kaçırırdı.

Misafirler beklerdik gözümüz yolda. Allah gönderirdi onları bilirdik. Bu yüzden Hızır bilirdik her gördüğümüzü. 

Hürmetle hazırlardık misafir yemeklerini. Dualar aktarırdık karışımlarına ki, yiyene şifa olsun. Her lokma Allah'a yakınlaşma olsun.  Bu yüzden leziz olurdu yemeklerimiz. Bu yüzden evimizden bolluk eksik olmazdı. Ecrimiz çok olurdu, huzurumuz çok olurdu. 

Biz ilim için sokakları arşınlardık, meleklerin de yanıbaşımızda olduğunu hissederek. Meleklerin yanıbaşımızda olduğunu tevafuklardan, rast giden işlerimizden anlardık. Yollar gül revan olurdu bize. Taşlar, ağaçlar, kuşlar nurlanırdı o yollarda. Çünkü Allah ilmi için çıkmıştık evlerimizden. Allah için çıkmıştık yola. Allah hatrına çıkmıştık. Bu yüzden eve dönünceye kadar himaye altında olduğumuzu bilirdik. 

Dualar kuşatırdı dört yanımızı. Biz tasadan kaygıdan korkmazdık. Biz ölümden acıdan korkmazdık. Çünkü Rabbimizin sevgisi iliklerimize işlerdi. Biz sadece Allah'tan korkardık.

Ne oldu bize?

Damarlarımızdan nur akarken, kesildi birdenbire. Kalbimiz kurudu. 

Duygumuz azaldı.

Gözyaşlarımız akmıyor. 

Derilerimiz Hak aşkından ürpermiyor.

Hani biz cennete gidecektik?

Ben!..

Huzurullaha gidiyorum. 

Ağlamaya…

Rahmette ıslanmaya gidiyorum. 

Secdelerde ağlamaya gidiyorum.

Biz sevgi seli gibi karışırdık topluma. Topluma karışmamız Allah için olurdu. Gafil kalabalıkların içine diri ruhlarımızla giriverirdik. Huzur meskeni kalplerimizle çorak gönüllerde çiçekler yeşertirdik. Bu yüzden herkes severdi bizi. Düşman bile düşmanlığından utanırdı bize bakınca. Yüzümüz sözümüz sevgi saçardı. Çünkü iman demek sevgi demekti. 

Secdelerimizi  Rabbimizle buluşma yapardık.  Secdelerde ağlardık… Allah'ı özleyince hasretimizi, Rasulüne anlatırdık teselli için. Rasule hasretimizi Rabbimize anlatırdık teselli için. Allah'ın Rasulü de bize şah damarımız kadar yakındı. Çünkü biz sevdiğimizi can özümüzde taşırdık.

"Her kim Allah'a kavuşmayı umuyorsa bilsin ki, Allah'ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. O her şeyi işiten ve bilendir." (Ankebut 5) ayetinin tesellisiyle yaşardık.

Ne oldu bize?

Damarlarımızdan nur akarken, kesildi birdenbire. Kalbimiz kurudu. 

Duygumuz azaldı.

Rahmet sağanağı gözyaşlarımız akmıyor. 

Derilerimiz Hak aşkından ürpermiyor!..

Hani biz cennete gidecektik?

Ben!..

Huzurullaha gidiyorum. 

Ağlamaya…

Rahmette ıslanmaya gidiyorum. 

Secdelerde ağlayacağım!

Hani Biz Cennete Gidecektik?

İçi dışından dışı içinden görünen köşkler bizi bekliyordu. Unuttuk mu?

Biz, Allah hatrına sevmiştik dostlarımızı. Bu yüzden Arş'ın gölgesinde gölgelenecektik mücevher işlemeli tahtlar üzerinde. Peygamberlerle sohbet edecektik. Mahşer halkı gıpta edecekti bize. Unuttuk mu?

Cennet i ala özlerdi bizi. Huriler gılmanlar özlerdi bizi. 

Biz… aşkın cisme dönüşmüş haliydik. Cennetin taşları bile, bir başka güzelleşirdi bizi görünce. Cennetlikler:

-Haydi Allah için birbirini sevenleri ziyaret edelim de güzelleşelim! derlerdi bizim için.

Çünkü biz:

İnnemel mü'minune ıhvetün, ayetinin tecellisi idik.

Unuttuk mu?

Haydi gel secdeye kapanalım yeniden. Düşlerimize ve dualarımıza burdan devam edelim. Yeniden nur girsin damarlarımıza. 

Hani biz cennete gidecektik unuttun mu?

Haydi gel bu şarkıyı yeniden söyleyelim!

Biz… İnsanlığın hayrı için çalışan bir topluluktuk. Emri bil maruf, nehyi anil münkerdi vazifemiz. Bir kişinin hayrına vesile olabildiysek yetebilirdi bir ömür. Çünkü biz sevgili Rasulullah'ın:

Bir insanın sizin sayenizde hidayete gelmesi kırmızı kırmızı develere sahip olmanızdan iyidir, hadis-i şerifine tutkunduk.

Uyumak istiyorum üzüntümden, Ashab-ı Kehf gibi… 

Alnımı secdeden kaldırmadan biteviye ağlamak istiyorum. 

Ta...  yeniden yola revan oluncaya dek…

Böyle elim kolum bağlı oturmak istemiyorum. 

Yeniden yürümek istiyorum sonsuza doğru. Yanıbaşımda meleklerle. Havada uçan kuşlar, deliğindeki karıncalarla. Hayalim tüm dünyayı hayra çağırmak... 

Yoksa ben ölebilirim!..

Haydi!...

Haydi!..

Hani Biz Cennete Gidecektik!.. 














 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum