İftihar Sofralarımız

Çocukluğumun en tatlı Ramazan ve iftar hatıraları arasında evimizde misafirlerin bulunduğu sofralar vardır.

Köyümüzün eski camiinde gıcırdayan tahta merdivenlerden üst kata çıkarken yüreğimin sevinçten pır pır ettiğini, adeta kanatlanıp uçacak hale geldiğimi hissederdim.

Camiler, mescitler, müminlerin huzur merkezidir. Oralar, ruhunuzun arındığı, fıtrat ayarlarınızdan sapmalar, bozulmalar olmuşsa, yeniden orijinal ayarlarınıza döndüğünüz çok özel ve uhrevî mekânlardır.

Camilerde bizler misafiriz. Ecdadın, “Tanrı misafiri” dediği türden bir misafirlik bu. Ev Sahibi Rabbimizin ikramlarına boğulacağımızı, bu mekandan ellerimiz dolu dolu çıkacağımızı biliyor, umuyoruz. Zira, O’nun şanından değildir misafirine ikram etmemek.

Camilerde bulduğumuz huzurun benzerini iftar sofralarında buluruz. Oruç çok övülmüş, içine kolay kolay riya karıştırılamayan bir ibadettir. Orucun en nazik noktasıdır iftar saatleri. Yüreğiniz rikkat kazanmış, dokunsalar ağlayacak kıvama gelmişsinizdir. Sizi bir ilahi ağlatabilir o saatte. Hatta sözleri anlamlı yanık bir türkü ya da yıllar öncesinin güzel hatıralarına götüren içli bir şarkı ile ağlayabilirsiniz ol demde.

İftarlar sadece bedenimizin ihtiyaçlarını değil, ruhumuzun sevgi, bağlanma, kendini bir yerlere, bir gruba, bir kuruma veya bir topluluğa ait hissetme ihtiyacını da karşılayan çok anlamlı buluşmalardır.

Bu yıl katılabildiğim sınırlı sayıda kurum iftarını, ev sahipliği yaptığımız iftarları düşündüğümde,”Mübarek Ramazan ayı da olmasa nasıl bir araya gelir, hasret gideririz. İyi ki Ramazan var, iftar var” diyorum içimden.

İftarlar sadece zenginlerin katıldığı, yeme içmede israfa düşmekten endişe duyulmayan duygusuz ve ruhsuz buluşmalar haline geldiğinde, artık o birlikteliklerden doğabilecek fayda bitmiş zarar başlamıştır. O buluşmalarda, Ramazan-ı şerifle birlikte yücelmeyi, yüreklerimizin yufkalaşmasını beklerken, tam tersine bir yolculukla kendimizden ve fukaranın haleti ruhiyesini anlayacak olgunluktan uzaklaşırız.

Yardımeli Derneği’nin iftarında Mustafa İslamoğlu, “Sofralarımızın şeref misafirleri yoksul kardeşlerimizdir. Onların bulunmadığı sofralar eksiktir.. İftar sofraları israf sofraları haline getirilmemeli..” hatırlatmasında bulunuyordu.

Deniz Feneri Derneği bu yıl da yardım alan aileleri, gönüllü ve bağışçıları aynı sofrada buluşturuyor. İftar sevincini onlarla paylaşıyor. Yoksullar, yaşlılar ve engelliler bu sofralarda misafir edilerek, birkaç akşam da olsa onların evlerine güzelliklerin ve sevincin misafir olması sağlanıyor.

Dün akşam Akra FM’de bir dönem yapımcı, sunucu, spiker, yönetici gibi çeşitli görevlerle hizmet etmiş ya da halen görev başında olan bir grup arkadaşla iftarda buluştuk. “Akradaşlar” adıyla geçen yıl iftarda bir araya gelen dost ve kardeşler bu yıl da Süleymaniye Camii’nin gölgesinde hasret giderdiler.

Akradaşların bazısı yıllardır birbirleriyle görüşme fırsatı bulamamışlardı.

İftar sonrası önce akşam namazları kılındı. Sonra Merhum Mehmed Zahid Kotku (R.Aleyh) Hocaefendi ve Necati Amca’nın Süleymaniye Camii haziresinde bulunan kabirleri ziyaret edildi.

Sonrasında ise eski günler yâd edildi. İyiliklerin çoğaltılması, güzellilerin yayılması, hocalarımızın, âlimlerimizin, sevilen şahsiyetlerin söz ve sohbetlerinin geniş kitlelere ulaştırılarak Allah’ın dinine hizmet etmek üzere, 1993 Mart ayında yayına başlayan AKRA FM, milyonlarca insanın gönlünü fethetmiş bir radyo. AKRA’yı dinleyerek kulluğunu gözden geçirmiş ve amellerini güzelleştirmiş o kadar çok insanın hikâyesini dinlemişizdir ki, her defasında, “Bu hayırlı müesseseyi kuran, kurduran, destekleyen, yaşatan ve yayınları dinleyip istifade eden herkesten Allah razı olsun” demekten kendimizi alamıyoruz.

Merhum Prof. Dr. M. Es’ad Coşan Hocaefendi’ye bir dinleyicimizin rüyasını aktarmıştım. Rüyayı gören kardeşimiz M. Zahid Kotku Hocaefendi’ye, “Radyomuzun bazı ekonomik sıkıntıları varmış, dua eder misiniz Hocam?” demiş, O da,”Evladım, AKRA benim radyom, tabii ki dua ederim!” cevabını vermiş. Rüyanın tam bu kısmını M. Es’ad Coşan Hocamıza telefonda aktardığımda, “Elhamdülillah!” demişti..

Dün Akradaşlarla bir araya gelince, AKRA’yı kuran ve yaşatanlar için hiç bitmeyecek şükran borcumuzu ve aramızda bulunmayan, ebedi âleme intikal etmiş büyüklerimizi rahmetle anma görevimizi bir kez daha hatırladım. Allah hepsinden razı olsun, şefaatlerine erdirsin. Devam eden sohbetlerine kulak verip, gereğince yaşamayı nasip etsin.

İsrafa düşülmeyen ve ihtiyaç sahiplerinin unutulmadığı iftar sofraları her kul için esasen birer iftihar sofrasıdır.

İftar sofralarının en lezzetlisi ise, sevdiğimiz insanlarla birlikte olmaya vesile yaptıklarımızdır. Allah, oruçlarımızı kabul etsin, bayrama hayırla eriştirsin.

gumuslale@gmail.com

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum