Aslan DEĞİRMENCİ

Aslan DEĞİRMENCİ

Karıştırma Aslan. Attık bir kere!

Ortada ne devleti ne de milleti bölen bir durum yok. Aksine birleştirmek için ilk defa risk alan siyasi bir anlayış var iken 300 aydın "Türk milletine çağrı" başlıklı bir duyuru yaptı.

Yapamazlar mı?

Elbette yaparlar. Silahlar sustu şimdi konuşma zamanı. Ama korku yayarak çaktırmadan süreci hedef göstermek de nereden çıktı? Çıkarsın kaygılarını her platformda sesinin çıktığı, yüreğinin yettiği kadarıyla haykırırsın. 300 kişi ile bir araya gelerek,  bir platform çatısı altında uyarılarını da yerine getirirsin ama bölünmek nereden çıktı? Açıkça milletin sinir uçlarına dokunarak, gerilimi tırmandırmak hiç kimse kusura bakmasın millete çağrı olarak yutturulamaz. Elbette liste incelendiğinde ani reflekslerle imza atan ancak pişman olsa da geri adım atamayan isimlerin olduğunu da görüyoruz. Hatta birkaç imzacı ile de görüştüm. Verdikleri cevap: “Karıştırma Aslan. Attık bir kere!” şeklinde oldu. Özeleştiriyi hatırlattığım da ise, “Aracılar zor durumda kalır. Gel sessiz kalalım” demeyi tercih ettiler. Ama ısrarım sürecekti. Şöyle bir ufuk turu yaptım. Karşılıklı beyin jimnastiği…

-Karanlık işler-

Birkaç isim saydım… Kardeşlik projesine açıkça karşı olduklarını ifade eden sözlerinden örnekler verdim. Akil adamlar listesi daha gündem de yok iken söz konusu listeye girmesi muhtemel isimlerin aynı kişiler tarafından nasıl hedef haline getirildiklerini gösterdim. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Köşk’e çıkma sürecinde yaşanan karanlık olaylarda isimleri geçenleri saydım. Hatta Ergenekon iddianamesinde ‘kaos’ mitingi olarak yer alan Cumhuriyet mitinglerinin organizatörleri ile aynı listede yer almanın nasıl bir duygudaşlık olduğunu da sorguladım.

-Biraz daha derinleştirelim-

Ama yetmedi. Allah var. Aslında bir irkilme oldu ancak titretme gerçekleşmediğinden özeleştiri gelmedi. Listede adı 27 Nisan bildirisi (e-muhtıra) ile özdeşleşenlerden bahsettim. Bir Silivri turu yapıp, 28 Şubat’ a geldiğim de ‘inecek var’ der gibi olanlar çıksa da özeleştiri gelmedi. Ama durmadım. 28 Şubat sürecinde brifingli yargı kararlarında imzaları olanlar, parti kapatanlar; bürokratlar, sivil toplum temsilcileri ve memurların yanı sıra kebapçı ve büfecileri dahi fişleyenlerle aynı safta durmanın nasıl bir duygu olduğunu soracaktım ki, ‘Yeter ama Aslan’ diye bir ses odayı kapladı. Yok yok yankılanmadı. Sadece ben duydum sesi. “12 Eylül darbe değildir” diyen “Kenan Evren'e katılıyorum” diyen isme sıra gelecekti ki beni duymamak için başka ODA da TV başına geçip, ODA’nın Tv’sinin sesini sonuna kadar açtıklarını gördüm. Daha “karpuz kesecektik” diyemeden bir kaçış başladı. Kaçmayın beyler! Açıkça nasıl bir oyuna bilerek ya da bilmeyerek alet edildiğinizi anlayarak özeleştiri yapın…

-Karanlık oda boş durmuyor-

Gelelim karanlık odaya… Önceki gün bir haber okudum. Şaşırdım. Benzer bir haberi yaklaşık bir ay önce farklı bir şekilde okuduğumdan emindim! Tarihe baktım iki Nisan… Bir Nisan geri de kalmıştı. ‘Ajanslar bile bir nisan şakası yaparken karanlık oda niye yapmasın’ diye düşündüm. Tarihe bir daha baktım. Bal gibi iki Nisan… Küçük bir araştırma yapacaktım ki haber10 sitesinde bir haber gözüme çarptı. Başlık aynen şu: “Kendileri pişirip kendileri yiyorlar” İçeriğine göz attım. Bir de ne göreyim karanlık oda’nın buram buram "dezenformasyon" kokan haberini yakalamışlar. Soner Yalçın'ın “karanlık odası” nın çözüm sürecinden nasıl rahatsız olduğunu deşifre etmişler. İşte haberden bir bölüm:

Geçtiğimiz ay AK Parti Fethiye İlçe Başkanlığı’nın düzenlediği birlik beraberlik gecesine katılan AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal’ın, terör sorununa dikkat çekerek “Kangren haline gelmiş bu sorunu çözmek için siyasi arenadaki riskleri de göze aldık. Bu konuda CHP ve MHP’ye değil, halka hesap veririz” demişti. Terör sorunu bittiğinde şehit ve şehit ailelerinin de huzura kavuşacağını ifade eden Ünal’ın bu sözleri ise, bir ay sonra oda tv’den “Hamdolsun bizde şehitlerimizin artık yattıkları yerden sevinecekleri bir şeyi yapıyoruz. İmralı süreci şehitlerimizin sevinecekleri bir süreçtir” şeklinde servis edildi. İnce bir mühendislik ile Oda TV tarafından Ünal’ın sözleri saptırılırken, ilk ses ADD’den geldi. ADD’ler ve şubeleri bu yalan haberi manşete çekti, sosyal ağlar üzerinden manipülasyon ile gün boyu toplum yönlendirilmeye çalışıldı.

Haber aynen buydu.

Yazık ya içler acısı bir durum! Ne gerek var böyle yalan yanlış haberlere… İşte 300 kişilik bir liste var. Gidin onların istişare kuruluna başvurun. Onlardan bazı isimler size ‘çözüm nasıl sabote edilir’ kursu versin. Yerinde uygulama ile psikolojik harp nasıl devreye sokulur eğitimi de yanında ekstrası olsun. Hem sizinle aynı safta durmaktan rahatsız olan ve bir türlü geri adım atamayan bazı imzacılara da yardımcı olur, hayırlı bir iş yaparsın…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.