Gülsen NURDOĞAN

Gülsen NURDOĞAN

KERAMET KERİM ALLAH'IN İKRAMIDIR

 

Sosyal medyada yok yok. Güzeli, iyiyi arayan göze en iyi ve en güzel şeyler burada. Kötüyü, çirkini arayana da sanırım ki en çirkin, en kötü şeyler buradadır.

Kırkı aşan yaşımın yarısından çoğu Kur'an ile  ve Hz. Muhammed sallallahü aleyhi vesellemin hayatıyla ilgili eserleri okumakla, onlarla ilgili sohbetleri dinlemekle geçti. Elhamdülillah, bunun için şükrediyorum. Bunlar için ne yapsam az gelir. Aciz bir şekilde hamd ve şükür etmekten başka bir şey yapamıyorum. Fakat bütün bunları bir iddiada bulunmak maksatlı da söylemiyorum.

Yirmidört yaşımdan itibaren radyo sohbetlerini dinlemeye başladığım değerli hocam merhum Prof. Dr. M. Es'ad Coşan'dan öğrendiklerim ise en büyük kazancımdır. 

 Rahmetli Hocaefendinin sohbet ve kitaplarının ufuk açıcı bir özelliği de vardır.   

Bu okuduklarım içinde de  hayat bana gül bahçesi gibi geldi. Arada kavurucu sam yelleri esse de onlar da gül bahçelerinin serinliğinde geçti gitti...

İsterim ki herkes bunları tatsa, yaşasa..

Anlatmak istediğim şu ki; bazan müslümanlar bazı konularda ihtilafa düşüyorlar. Bundan doğal bir şey yoktur. İnsanın olduğu her yerde ihtilaf muhakkak olacaktır. İhtilafları çözecek Kur'an'ımız ve sünnetimiz var elhamdülillah. Sevgili Peygamberimiz ''Benden sonra size iki şey bırakıyorum; kim bunlara sarılırsa asla yolunu şaşırmaz. Bunlar Allah'ın kitabı Kur'an ve benim sünnetimdir (yolumdur) buyurmuş.

Öyleyse pırıl pırıl bu iki kaynağımız bize yeter. Dediğim gibi fakülteler bitirmiş bir din alimi değilim. Kendi halinde sade bir müslümanım. Okuduğumu anlayacak bir kapasitem ve tahsilim var. İslam alimlerinin yolundayım. Asr-ı saadetten bu güne Kur'an ve sünnet yolunda gitmiş alimlerimizin eserleri de meydanda.

Konuyu uzatıp gitmeyelim; sadede gel, derler ya sadede gelelim.

Bu yazımın konuğu KERAMET. Hani bazıları kabul etmiyor ya!..

Önce kelime anlamından başlayalım; sadece kendi bilgilerimle yetinmiyorum, araştırarak da söylüyorum.

Mevlaya kerem sahibi deriz ya. Kerim Mevla, deriz. Yani veren, ikram eden manasında. Her şeyi bize Allah vermiyor mu?

Keramet ikramla ilgili bir kelime yani. Sözlük anlamı, ermiş kimselerin gösterdiklerine inanılan, doğaüstü, şaşkınlık uyandırıcı durum.. Sözlükte böyle geçiyor. Ermiş kelimesinin de iyi bir anlatılması lazım.

 Kerametin asıl anlamı şudur ki; Allahü Teala'nın salih, mütedeyyin, ibadet ve taatinde, helale, harama dikkat eden, iyi niyetli dürüst mümin kullarına verdiği fakat  Allah'ı ve kudretini hakkıyla tanımadıkları için insanların ekserisine olağanüstü gelen olaylara denir.

Aslında kamil iman sahibi mümine olağanüstü kavramı yoktur. Çünki Allah cc. 'ol' derse olur. Yasin 82. (Kün fe yekün)

Bunu idrak etmiş bir insan hiç bir şeye şaşırmaz. Allah 'ol' deyince olur. Bu, bu kadar basit!

Bir de şuna gelelim. Keramet yani olağanüstü sayılan şeyleri bir aciz naciz insana yüklemek. Halbu ki kulun yaptığı Rabbine karşı olan edep ve tutumudur. Allah ona ilminden, edebinden, saygısından ötürü ikramlarda bulunmuştur. Halbu ki o kul o kadar utanır ki Mevlasından; bilir layık olmadığını bütün bunlara. Allah'ın keremliği karşısında utanca düşer. Fakat Rabbini layıkıyla takdir edemeyen kullar ise bu harikuladeliklerden çeşit çeşit anlamlar çıkarır.

 

Bir de ''evliya çarpsın'' ya da ''Kur'an çarpsın'' deyimi vardır halkımız arasında. Bu deyimlerden de çeşit çeşit yanlış anlamlar türemiş. Öncelikle bu deyimlerden ne anladığımı söyleyeyim.

Evliya çarpar mı? Çarpar. Kur'an çarpar mı? Çarpar.

Evliya nasıl çarpar?

Allah-ü Teala buyuruyor ki:

-Kim benim veli kuluma  düşmanlık ederse ben onu cezalandırırım.

Allah cc. ''Ben zalimleri kendime kol tutmuş değilim'' buyurmaktadır. Kafir bile olsa Allah mazlumun yanındadır.  Öyle iken kafir kulunu dahi zulme uğradığında muhafaza eden Allah hele hele de salih, temiz, mümin bir kuluna sataşanı cezalandırmaz mı? Daha şiddetli cezalandırır. İşte aslında evliya çarpmaz da o evliyadan ötürü Allah çarpar. Yani cezaya uğratır. Kur'an çarpması da böyle bir şeydir. Allah cc'ün kelam-ı kibarıdır o. Kendi sözüdür Rabbimizin. Allah şanına leke sürdürmez, Kitabına yapılan saygısızlığı cezasız bırakmaz.

Kur'an-i Kerim'den keramete bir örnek:

''Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya’yı da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu.

 “Meryem! Bu sana nereden geldi?” derdi. O da “Bu, Allah katından” diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.'' Al-i İmran 37. ayet..

Evet Allah dilediğine hesapsız rızık verir. Yeterki Allah'a  layıkıyla kulluk yapılsın. Yeterki Allah'a karşı kulluğun gerektirdiği bir edep içinde bulunulsun.

Kur'an-i Kerim'de ve sahabe hayatında ve salih kulların hayatında fazlasıyla örnekleri vardır kerametin. Konuyu saptıranları, çarptıranları böylece müslümanların akaidini bozmaya çalışanları biz kerameti verene Allah'a havale ediyoruz. 

Sevgili hocam rahmetullahi aleyh Es'ad Coşan'ın sohbet ve vaazlarının Kur'an ve sünnetle çakıştığına hiç rastlamadım. Selefi salihin din alimlerimizin hilafına da aykırı bir şey söylememiştir. Hocamız geçmiş alimlerimize son derece saygılı Kur'an ve sünnete sıkı sarılıydı.

Onun makalelerinden kerametle ilgili bir bölümle yazımı bitiriyorum. Yanlış ve eksik bir şey söylemişsem de ilim sahibi kardeşlerimin belirtmesini rica ederim.

  ''Bendeniz de bir ilahiyat profesörüyüm, içte ve dışta çok profesör, doçent, doktor, uzman, yazar... tanıdım. Mesleğin iç yüzünü iyi bilirim, aziz ve mübarek hocam sayesinde de şahsen sıkı, koyu ve katı bir zahirci ve şeriatçı iken Ehl-i Sünnet akaidi üzere ulûm-i İslâmiyye’ye tam uygun, arı ve sâfî, tertemiz ve dosdoğru, bidatler ve hurafelerden berî ve salim, sağlam ve gerçek tasavvufu da yakından tanıdım; kerâmet ehli yüce mertebeli kişilerle yaşadım.   Lütfen herkes haddini bilsin, bilmediği yerde dursun; Arapça bilmekle iş bitmiyor. Ulu orta konuşmanın, yalan yanlış fetva vermenin çok veballi olduğu da asla unutulmasın! ''

 

E mail.

kafu-nun@hotmail.com

                                                        

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
8 Yorum