Kuzey Kıbrıs’a STK Çıkarması

Bundan bir süre önce İSKİ’den emekli bir komşum 1994 öncesi İstanbul’unu anlatmış, söylediklerinden dehşete düşmüştüm.

Güvenilir ve çalışkan komşum bir ara İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Florya Tesislerinde görevlendirilmiş.

Her akşam tesislere gelen müdürlerin çoğu, saatlerce alkol aldıktan sonra gece yarılarında ayakta zor duracak halde evlerine giderlermiş. Elbette o kadar alkol ve uykusuzluktan sonra ertesi gün onların işe normal saatte gitmelerini kimse bekleyemez.

Öğleye doğru görev yerine giden sayın yetkililer, imzalanacak evrakı imzalayıp biraz çalıştıktan sonra soluğu yine Belediye tesislerinde alırlarmış.

Bazı müdürler işi abartıp, aybaşı gelmeden maaşları bittiği için, onların aldığı maaşın çok altında bir ücretle çalışan komşumdan borç para alıyormuş.

Hatırlanacaktır, o yıllarda İstanbul’da çöpler toplanamadığı için sokaklarda “çöp dağları” oluşuyordu.

Sular düzenli akmıyor, evlerde bol miktarda kap kacak ve bidon bulundurularak, suyun kesik olduğu günler için stok yapılıyordu. Yine apartmanların çoğunda yedek su depolarında tonlarca su, suyun akmadığı günler için depolanıyordu.

O yıllarda hava kirliliği de had safhadaydı. Çünkü kalitesiz kömür kullanılıyordu ve henüz doğal gazla tanışılmamıştı.

İSKİ’den emekli komşumun anlattıklarını dinleyince İstanbul’un o döneminin neden bu kadar kirli ve bereketsiz olduğunu, barajların niçin o kadar boşaldığını daha kolay anlıyordum.

29 Ocak’ta başlayıp üç gün süren Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti seyahatimiz sırasında bir dizi ziyaret gerçekleştirdik. Onlardan birisi de Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunal Atun’u ziyaretimizdi.

Genç Bakan Türkiye’den giden misafirlerinin karşısına çıktığında sıcak iletişimi ve konuşurken kelimelerini özenle seçmesi ile dikkat çekiyordu.

Bu salonda şimdiye kadar çok sayıda heyet misafir ettik. Hiçbirisi beni sizin gelişiniz kadar heyecanlandırmadı” diye başladığı konuşmasındaki şu ilk cümleler manidardı: “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin enerjiye, berekete ihtiyacı var. O bereketi hak edecek bir anlayış ve duruşa sahip olmamız gerek.”

Bakan Atun’un bu sözleri Kıbrıs Türkleri adına çok sevindirici. Ağaçsız bölgelere yağmurun az yağması gibi, rahmet bekleyenlerin de öncelikle çevrelerini güzelleştirmeleri ve yüreklerini rahmet yağmurlarına hazır tutmaları gerekiyor.

Türkiye Gönüllü Teşekkülleri Vakfı’nın (TGTV) organize ettiği üç günlük KKTC ziyareti hayırlı ve bereketli bir dönemin ilk adımı niteliğindeydi.

Kıbrıs yıllarca Osmanlı Devletinin bir parçası idi. KKTC ile Türkiye’nin ortak tarihi, kültürü, inancı ve değerleri mevcut. Türkiye ve KKTC bu kadar ortak payda ile adeta et ile tırnak gibi birbirinin ayrılmaz parçası.

KKTC hem manen hem de fiziken Türkiye’nin çok yakınında. Aynı dili konuşuyoruz. Çok sayıda şehidimiz Kıbrıs’ın bağrında yatıyor. Ama KKTC’ye yeteri kadar tanıdığımızı, problemlerinden haberdar olduğumuzu söyleyebilir miyiz?

300 bin nüfuslu KKTC, bir ada ülkesi olmanın bütün zorluklarını yaşıyor. Sadece Türkiye tarafından “ülke” olarak tanınmış olması başka bir zorluk. Ürettikleri mal ve ürünleri dünya pazarlarına ulaştırmaları için Türkiye’nin özel desteğine ihtiyaçları var.

50 bine yakın üniversite öğrencisinin varlığı KKTC için çok önemli bir kaynak. Bu kaynağın kesilmeden akacağından emin olmak istiyorlar.

Kuzey Kıbrıs için iki önemli gelir kaynağı üniversite ve turizmdir.

Bundan kısa bir süre öncesine kadar KKTC ekonomisi Türkiye’nin ilerisindeydi. Son yıllarda ise Türkiye ekonomisinde yaşanan iyileşme paralelinde gelişemediği için bugün KKTC ekonomisi Türkiye’nin gerisine düşmüş bulunuyor.

Türkiye’den KKTC’ye gitmek için pasaport gerekmiyor. Nüfus cüzdanınızla giriş çıkış yapabiliyorsunuz.

Hala Sultan Hazretlerinin kabri (Rum kesiminde de olsa) Kıbrıs topraklarında bulunuyor..

Türkiye’den, aralarında Deniz Feneri Derneği'nin de bulunduğu 30 STK temsilcisinin KKTC’yi ziyareti, bu kadar gönüllü kuruluşun bir arada bulunması yönüyle bir ilk. Kuruluşlar arasında insani yardım, eğitim ve kültür gibi farklı alanlarda faaliyet gösteren STK’ların varlığı ise bir zenginlikti.

Türkiye dışından Lübnan, Fas, Pakistan ve Libya’dan da STK temsilcilerinin bulunduğu gezi heyeti KKTC’de bir dizi önemli ziyaret gerçekleştirdi.

Ev sahibi ülkenin resmi makamlarına yapılan ziyaretlerde, sıcak karşılama ve ilgi dikkat çekiciydi.

Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, partiler ve STK’lar ziyaret edilirken, yıllardır görüşemediğimiz akrabalarımızla bir araya gelmenin heyecan ve mutluluğunu yaşadık.

KKTC Din İşleri Başkanı Doç. Dr. Talip Atalay, Türkiye ile KKTC arasında doğru iletişim kurulması için gereken kodları bilen ve her iki tarafla da sağlıklı iletişim kurabilen, işinin ehli bir yetkili. Atalay’ın varlığı KKTC için önemli bir fırsat.

Bu ziyaretin önemli bir kazancı KKTC’de faaliyet gösteren STK’larla tanışma ve onların çabalarına, gayretlerine şahit olmaktı.

KKTC’den yetkililerle, STK’larla ve halkla iletişim kurarken benimsenecek dil ve takınılacak tavrın ne olması gerektiği, bu hususlara dikkat edilmemesinin nasıl rahatsızlık sebebi olduğu heyetimizce öğrenildi,  tecrübe edildi.

KKTC’nin daha da güzelleşmesi, KKTC vatandaşlarının kendilerini daha güçlü hissetmeleri ve ayaklarını yere daha sağlam basmaları için işbirliği imkânlarının araştırıldığı ziyaretimizde, önümüzdeki dönemde yapılacak hizmetlere dair önemli ipuçları yakalandı.

KKTC’liler kendilerine “ağabeylik” yapılmasından, “yavru vatan” söylemlerinden ve Türkiye’den bazı vilayetlere benzetilmekten hazzetmiyorlar. O türden benzetmeler ya da ifadeler -sahibi kötü niyetli olmasa da- rahatsızlık doğuruyor.

Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunal Atun’un sıcak samimi ifadeleri ve sıcak yaklaşımları etkileyiciydi. Aynı şekilde Meclis Başkanı Hasan Bozer de, ilgili tavrı ve içten yaklaşımlarıyla farkını hissettirdi.

Türkiye Büyükelçisi, dozunda bir resmiyet ve samimiyetle ağırbaşlı, işini bilen bir hariciyesi portresi çizdi.

Bu ziyaretle KKTC’yi daha yakından tanımış olduk, STK’lar olarak orada yapılabilecek hizmetleri şimdi daha kolay tasarlayabiliriz.

Bu ziyaretten önemli bir kazanç, Türkiye’nin STK yetkililerinin birbirlerini biraz daha yakından tanıma fırsatını bulmuş olmalarıdır.

İslam Dünyası STK’lar Birliği İDSB’nin gençlerin 9. Buluşmasını KKTC’de organize etmesi nazik bir jest oldu. İslam Coğrafyalarının sorunlarının tartışıldığı ve çözüm önerilerinin konuşulduğu ve 200 gencin katıldığı programla, KKTC dünyanın 53 ülkesinde kalıcı bir biçimde tanıtılmış oldu.

Bu organizasyonun benzerleri Orta Asya Cumhuriyetlerine, balkan ülkelerine ve Afrika’nın kritik ülkelerine yapılabilir. Gidilen ülkelerde hem hizmet potansiyeli keşfedilmiş olacak, hem de gidilen ülke STK’larıyla işbirliği imkân ve fırsatları yakalanacaktır. Hatta bu ziyaretler vesilesiyle bir araya gelen STK’larımızın kendi aralarında ortak proje uygulama imkânları da gelişecektir.

29, 30, 31 Ocak 2013 tarihleri arasında gerçekleşen KKTC ziyaretini organize eden TGTV’nin Başkanı Av. Hamza Akbulut’u, İDSB Genel Sekreteri Av. Ali Kurt’u ve organizasyonda emeği geçen herkesi tebrik ederim.

Bize ev sahipliği yapan KKTC yöneticilerine de heyet adına teşekkür ediyorum.

 

recep.kocakk@gmail.com

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.