Ahmet Müfit KUTLU

Ahmet Müfit KUTLU

Son Yeniçeri

B.

 

SON YENİÇERİ

 

 

 

“Bu iş böyle olmaz ise sen bilürsün Padişah’ım ! “

 “ İstemezük ! “ naralarıyla sık,sık muhtıra verip , ayak divanı toplayarak , kelle alıp , kelle satan , memleketi kurtarmak (!)  için ikide bir kazan kaldırıp darbe yapan kokuşmuş bir ordu vardı .

 

Sık, sık darbeler yapan bu ordunun adı “Yeniçeri Ocağı” idi .

 Osmanlı Devletinin en kudretli döneminde dahi sayısı on bin kişiyi geçmeyen bu politikacı askerler , devleti ve hükümetleri vesayet altında tutardı . Herkes Yeniçeri Ağalarının (generallerinin)  ağzından çıkan söze önem verirdi .

 

Ağa lâkaplı Hüseyin genç bir yeniçeri neferiydi. Bıçkın bir delikanlı idi . Sık, sık olay çıkarıp dayak yer , hapse atılır ama gözünü budaktan sakınmadığı için çok sevilir , kendini çabuk affettirirdi . Zaten Yeniçeri Ocağının zabit ve neferlerinde her türlü hergelelik mevcuttu .

 

Genç yeniçeri Hüseyin , bir gün izinli olarak birliğinden ayrılmış , şehirde aylak, aylak dolaşmaya başlamıştı . Âniden cin çarpmış gibi oldu . Annesiyle birlikte yürüyen genç , güzel bir kız görünce takip etmeye başladı . Kız da Hüseyin’in farkına varmıştı . Yaşmağının altından attığı çapkın bakışlar yürüyüşüne de yansımış , delikanlıyı bir uydu gibi cazibesine almıştı . Ağa Hüseyin aşk yıldırımıyla çarpılmış , birkaç defa takipten vazgeçmek istediyse de başaramamıştı . Bu tatlı bela son derece güzel , Yeniçeri Hüseyin de biraz içkili yani çakır keyifdi .  Anne kıza arkadan yaklaşan Hüseyin , birden genç kıza sarılarak iki yanağından öptü . Uzaktan Hüseyin’i tahrik eden kız , işin bu raddeye geleceğini tahmin edemeyince çığlık kopararak düşüp bayıldı . Annesi avazı çıktığı kadar bağırıyor , beddualar savuruyordu . Çevreleri bir anda insan doldu . Güçlü kuvvetli birkaç esnaf  Ağa Hüseyin’in üzerine yürüyerek yakaladılar . O sırada Karakollukçular da yetişerek  , Ağa Hüseyin’i yaka paça ederek  Ağa’nın huzuruna götürdüler .

 

Yeniçeri Ağası kalın bir sesle gürledi :

 

-   Gel bakalım delikanlı !  Hesap göreceğiz . Sen benim kim olduğumu bilir misin ?

-   Bilirim Ağa’m !

-   Peki , bu ettiğin halta ne diyeceğiz ?

-   Ne diyeyim Ağa’m ; kör nefse uyduk …

-   Seni zindana atacağımı düşünemedin mi ?

-   Düşündüm ve hesapladım Ağa’m !

-   Diri diri derini yüzeceğimi …

-   Düşündüm ve hesapladım Ağa’m !

-   Asacağımı düşünmedin mi ?

-   Hesapladım Ağa’m !

 

Yeniçeri Ağası her tehdidin ardından “ Hesapladım Ağa’m “ cevabını aldıkça çılgına döndü . Birden adamlarına emir verdi :

 

 “ Alın şu it oğlu iti ; Cerrahpaşa’ya götürüp iyice budatın .( dibinden kestirin ) Sonra da Harem Ağa’larının arasına atın . “ deyince Ağa Hüseyin’in gözleri fal taşı gibi dehşetle açıldı :

 

-   Aman ; ayaklarını öpeyim Ağa’m !  Yemin ederim ki bu kadarını hesaplayamadım ; Ağa’m ! 

 

Ağa Hüseyin göze girerek zamanla yükseldi . Vezir (paşa) olmasına rağmen o , hep ‘Ağa’ kelimesi başa gelerek Ağa Hüseyin Paşa olarak anıldı .

 

Ağacı kesen baltanın sapı da ağaçtan olurmuş .

 

 Padişah II.Mahmut  , Yeniçeri Ocağı’nı kapatmayı kafasına koyunca Yeniçeri Ağası yaptığı Ağa Hüseyin Paşa’yı görevlendirdi  . Plânlar gizli tutuldu .

1826 Yılında Yeniçeri kışlalarını topa tutarak  Ocağı öyle bir dağıttı ki binlerce yeniçerinin kanı İstanbul sokaklarında sel gibi aktı . Halk o kadar bezgin ve nefret yüklüydü . Baltalarla,satırlarla yeniçerilere saldırdılar. Ele geçirdiklerini katlettiler.Yeniçeri mezarları bile kırılıp yerle bir edildi .

 

Ağa Hüseyin Paşa , gırtlağına kadar siyasete bulaşmış , cuntalaşmış , devleti vesâyet altına almış  ihtilalci bir orduyu yok ederek, adını tarihe “ Son Yeniçeri “ olarak yazdırdı .  

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.