Ak Parti Seçmeni Ve Tayyip Erdoğan

 

Ülke genelindeki son dokuz seçimi üst üste kazanarak, değil Türkiye’de, dünya’da eşine pek rastlanılmayan bir siyasi kariyer inşa eden 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve onun arkasında duran, onu yürüdüğü yolda cesaretlendiren ve bunu “Dik dur eğilme, bu millet seninle.” şeklinde sloganlaştıran Ak Parti seçmeni bu günkü temel meselemiz.

Acaba, bu kadar zorluklara, her türlü risk ve kumpasa rağmen Tayyip Erdoğan neden bu yürüyüşünü bozmuyor, değiştirmiyor. Onu daha ilk gördüğü anda seven ve bağrına basan, Erbakan gibi otoriter bir liderliğe rağmen “Başbakan Erdoğan” sloganını bayraklaştırarak Tayyip Erdoğan’ı  cesaretlendiren ve bu yolda asla onu yalnız bırakmayan Türk seçmeni neyin arayışında?

Bu bir inatlaşmayla izah edilemeyeceği gibi makarnacılık/kömürcülük düzlemine de indirilemez. “Göğsü kıllı, göbeği kaşınan” yavanlığıyla, halkı küçümseyici ve tepeden bakmacı tavırlarla asla izah edilemez. “Makarna yedikleri için boyları uzamamış ve beyinleri gelişmemiş. Onlarıda suçlamayalım.” gibi histerik ve acınası bir bakış açısıyla, sözde Ak Parti’ye oy veren kitleleri anlamaya çalışan zavallılık, o kadar umutsuz bir vakıa ki Mazhar Osman az gelir bu durumu teşhise.

Erdoğan’ın en büyük harici artısı belkide onu ve seçmenini çözümleyerek durdurmaya çalışan karşıtlarının içinde boğuldukları öfke denizi. Gözlerini kör eden öfkeleri ve halka ve o halkın taleplerine olan küçümseyici bakış açıları bu cepheyi umutsuz vakıa kılıyor. Akıllarının başlarında olup olmadığından emin değilim.

Daha yolun başında, Siirt’te açılan bazı pankartları indirterek “Benden bunları beklemeyin. Ben bunları yapamam.” diyebilecek kadar özü sözü bir olan ve masasının üzerindeki projelerinden ve o projelerinde daha iyilerinin geliştirilmesinden başka vaadi olmayan Tayyip Erdoğan’da, onu takip eden milyonlarda, en üst derecede sahiciler, realistler.

Sahiciler... Çünkü hem Erdoğan, hemde onu destekleyen kitleler, cumhuriyet dönemini değme sosyologlardan daha iyi okuduklarından ve içinde barındıkları toplumsal hafızanın siyasal tecrübelerinden dolayı, güçlerini, güçlerinin sınırlarını, neyi ne kadar ve ne zaman yapabileceklerini çok iyi biliyorlar. Özal ve Menderes tecrübesini yaşayan sağ seçmen, destekledikleri liderin onlarla aynı sonu paylaşmasına yol açabilecek her türlü istekteği daha vaktinin gelmediğini bilerek ve bu konuda, zamanı gelince, onun gerekli adımı atacağından emin olarak, gönül ferahlığı içerisinde doğru zamanı bekliyorlar. Yani yollarının uzun ve zorlu bir yol olduğunun farkında olan Ak Parti seçmeni, iyi bir strateji uzmanı gibi hamlelerinin zamanlamasını en iyi şekilde ayarlayarak, siyasetin siperlerinde bekliyorlar. Asla aşırı ve emekleri heba edici şeyler istemiyorlar.

Demirel’de yaşanan aldanmışlık ve Erbakan’dan kalan yakıcı yürek sızısını hep hafızasının bir tarafında tutan merkez sağ seçmen, normalde gelişmiş demokrasilerde kabul görmeyecek olan “saflığımıza geldi, aldatıldık” gibi bir izahı kabul edebiliyor. “Asla aldatan olmayacağız.” diyen adamın, kendilerini asla aldatmayacağına olan güvenle, onunda bir insan olarak aldanabileceğini çok iyi biliyor ve bu noktada, Tayyip Erdoğan’ı kutsama yanlışına düşmediğini, onu asla yanlış yapmayacak bir kutsal varlık olarak görmediğini ortaya koyuyor. Aynı seçmen, Erdoğan’ın aldansa bile asla kendilerine yanlış yapmayacağından emin. Elinden gelenin ve şartların el verdiğinin en iyisini yapacağından da emin. İşte bu vakarla Usta’nın hamlelerini bekliyor ve destekliyorlar.

Bunu yaparkende, iktidara doğal olarak belli bir oranda yanlış yapabilme marjı tanıyor. Belli oranda bir kredi açıyor ve bu kredibilitenin devamlılığını iktidarın hamlelerine göre değişken tutuyorlar. Iktidarın “yol, su, elektrik” üçgeninde şimdiye kadarki tüm hükümetleri çarpacak kadar iş ürettiğini görüyorlar. Alt yapı ve üst yapı hizmetlerini, okul ve hastaneleri, sırtından çekilen devlet dipçiğini, devlet kapısında adam muamelesi gördüğünü ve bunun için Tayyip Erdoğan’ın kelle koltukta, ne ceberrut bir derin mekanizmayı değiştirmeye çalıştığını terennüm ediyorlar.

Yıkılmaz bir metanet ortaya koyan sağ seçmen, hali hazırda bakan veya vekil koltuğunda oturan ve geçmişte bu makamlarda bulunmuş çok sayıda kişiden daha iyi anlamlandırabiliyor Tayyip Erdoğan’ı ve onun şahsındaki yürüyüşün anlamını. O yüzden bu seçmen, milyonluk meydanları doldururup en ufak bir taşkınlık yapmazken, kararlılığını ve Erdoğan’ı yedirmeyeceğinide her fırsatta gösteriyor. “Yol ver gidelim, Taksimi ezelim, Dik dur eğilme bu millet seninle” gibi giderli sloganlarla kazanımlarını koruyacağını ve bu kazanımları sağlayan adamıda her ne pahasına olursa olsun kimseye yedirmeyeceğini ortaya koyuyor. Kimsenin iki kaset ve üç dosyayı, milletin gözüne sokan savcı ve polisten tırstığı falan yok.

O eskidendi..!

Ayrıca, CHP’nin 6 kazığının ne anlama geldiğini çok iyi bir şekilde bilinç altına kazımış olan muhafazakâr sağ seçmen, Menderes’i feda etmiş olmanın yüzüne yapıştırdığı mahcubiyeti, yalnızca “Uzun Adamı” yedirmemekle silebileceğinin de fevkalede farkında.

Resme bütüncül ve analitik bakan Ak Parti seçmeni yanlışa yanlış, doğruya doğru diyebildiği gibi kâr-zarar  ve iyi-kötü dengesinde terazinin kefelerinin genel dengesine bakıyor. Realist bir yaklaşım ile yerel seçimlerde farklı, genel seçimlerde farklı, referandumlarda farklı ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde farklı bir saikle oyunu kullanmaya giderken, seçimin anlam ve önemini, kaybedilmesi halindeki riskleri de ön görerek tercihini sandığa yansıtıyor.

Bu realizme, “göbeğini kaşıyan adam ve makarnacılık” ucuzluğu ile yaklaşanlar ise kaybettikleri 9 seçimden sonra bile hala gelecek seçimler için şafakta en ufak bir umut göremiyorlar. Muharrem İnce’nin gelecek seçimle ilgili sorusu bu yüzden yanıtsız kalıyor. Çünkü yanıtı yok. Gelecek seçimlerle ilgili soruya verilecek cevabı “Sandık demokrasiden ibaret değildir.” olanlar, önümüzdeki seçimde de kaybedeceklerini ilan etmiş olmaktan başka bir iş yapmamış oluyorlar.

Burda, Ak Parti seçmeninin, ciddi bir “taban realizmi” inşa ettiğini ve bu raalizmi gelecekte “taban demokrasisine” evirdiğinide tüm muarızları görecek. Davutoğlu adımı, bu taban demokrasisi inşasının ilk adımıdır. Kurumsallaşmış taban demokrasisinin nasıl bir ileri demokrasi modeli olduğunu sol kesim makarnacılardan öğrenecek!

Alparslan Türkeş’in de istediği “Güçlü Başkanlık Sistemine” her ne kadar Türkeş’in partisi MHP karşı çıksa bile milletin geleceğinin bu modelde olduğunu iyi bilen geniş halk kitleleri, Tayyip Erdoğan’da bu gücü gördüğü için onu ölümüne seviyor. Bosna ve Filistinde bu yüzden Fatih Sultan Mehmet’le özdeşleştiriliyor. Dolayısıyla, Ak Parti seçmeninin Tayyip Erdoğan’daki ısrarı, asrın Yavuz’unu, Selahaddin’ini, Alparlan’ını aramadaki ısrardır. İnsanlığa soluk aldıracak, yetime el uzatacak, Hint Denizi’ne donanma gönderebilecek, çağı yakalama derdinde değil çağı fethetmiş ve çağın önünde giden bir Kanuni Sultan Süleyman arayışıdır.

Çaldıran savaşında, Şah İsmail’in askerlerine esir düşmüş bir yeniçeri askerinin, Şah İsmail’in huzurunda bilgi almak amaçlı sorgulandığı esnada, Yavuz Sultan Selim’in etrafındaki yeniçerilerle savaş meydanına yürüyüşünü görünce, kendisini tutamayarak ayağa fırlayıp “İşte Geliyor Saadetli Sultan.” diye haykırmasındaki gibi bir haleti ruhiyeye bürünmüş ve bu ruhu özümsemiş muhafazakâr sağ seçmen kitlelerini, Yavuz Sultan Selim’in adından bile rahatsız olan bir taifenin idrak edebilmesi mümkün değildir.

O zaman ana muhalefetin, iktidara gelmesini bir kenera bırakın, varlığını devam ettirebilmesi bile gayri mümkündür. MHP’yi ise CHP’den şimdilik ayıran unsur kökünü milli değerlerden, Ak Parti ile benzeşik tabandan almasıdır. Eğer MHP, CHP’ye stepne görüntüsünü vermeye devam ederse CHP ile aynı kaderi paylaşmaktan kurtulamayacaktır. Bu durum cemaat içinde aynen böyledir..

Ak Parti ve muhafazakâr sağ seçmen kitleleri direnmeye ve eski Türkiye’nin kriptolu yüzlerini ifşa etmeye devam ettikçe, gelecekte var olmanın kurallarıda değişmeye devam edecektir. Yeni Türkiye’ye uyum sağlayamayan eski statüko unsurlarına kıyamete kadar bu topraklarda yer yoktur.

Maç, millet lehine bitmiştir... Sadece federasyon tescili bekleniyor...

 

E mail:   akpinartahsin@hotmail.com

Twitter: @akpinartahsin

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.