ATEŞ İLE SUYUN HİKAYESİ

Ateş ile suyun hikayesi

Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında sevdalanmış onun deli dalgalarına...


Hırçın hırçın kayalara vuruşuna, yüreğindeki duruluğa


Demiş ki suya: Gel sevdalım ol, hayatıma anlam veren mucizem ol...


Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa al demiş; Yüregim sana armağan...


Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına...


Zamanla su, buhar olmaya, ateş, kül olmaya başlamış. Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı...


Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de yüreğindeki kederi de alıp gitmiş uzak diyarlara su...


Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları... Aramış suyu diyarlar boyu, günler boyu, geceler boyu...


Bir gün gelmiş, suya varmış yolu bakmış o duru gözlerine suyun, biraz kırgın, biraz hırçın.

Ve o an anlamış; aşkın bazen gitmek olduğunu. Ama gitmenin yitirmek olmadığını...


Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla.

İşte o zamandan beridir ki: Ateş sudan, su ateşden kaçar olmuş..

Ateşin yüreğini sadece su, suyun yüreğini Sadece  ateş alır olmuş...(Can Yücel)

Bu güzel hikayeyi okuduğumda düşündüm de, içinde bulunduğumuz  zamanda  ateş ya da su olan var mıdır ki?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum