Barışın özel dilini konuşmayı hepimiz öğrenmeliyiz

Dünyadaki savaşlarla ilgili unutulmaması gereken çok önemli bir gerçek var: Nefret ve öfke yollarını benimsemek her zaman için aynı sonuçları doğurur, iki taraf için de acı getirir, iki taraftan da insanlar hayatlarını kaybeder. Elbette ki nefrete dayalı bir mantık savaşan ülkelerin geleceği için de hiçbir fayda getirmeyecek ve hiç de içaçıcı olmayan gelişmelere sebebiyet verecektir. Özetle ülkeler arasındaki sorunların çözümü kavgada, nefreti körüklemekte ya da öfkeyi devam ettirmekte değil başka yöntemlerde aranmalıdır.

 

İnsani ilişkilerde olduğu gibi toplumsal ilişkilerde yaşanan sorunlar için gerçek çözüm din ahlakına dayanan insancıl bir yaklaşımı benimsemekten geçer. İnanan bir insanın şiddetten yana olması, savaşı, öldürmeyi savunması mümkün değildir. Aslında bu, -tahrif olmuş bölümler bulunmasına rağmen- diğer dinlerde de emredilen bir hükümdür.  

“Cihat” kavramının doğru tanımı yapılmalıdır

İslam ülkelerinin içinde bulundukları savaşlara baktığımızda taraflar genellikle “cihat” yaptıklarını söyleyebilmektedirler. Öncelikle İslam’da kavram olarak “cihat” vardır ancak cihatın tanımı yanlış yapılmaktadır. Kelime olarak “cihat”; “gayret etmek, çaba göstermek” anlamlarına gelir. Yani insanlara sevgi ve şefkat yolu ile yaklaşarak onları bilimsel ve ilmi deliller kullanarak kazanmaya gayret etmek. Allah sevgisini anlatmak, Kuran’ın güzelliklerinden ve erdemli yönlerinden bahsetmek. Darwinizm’in ve materyalizmin geçersizliğini ve faşizm ve komünizmin vahşi doğasını anlatmak. Kuran’da ve İslam’da tarif edilen “cihat” işte budur.

 

Yani cihat birine roketler fırlatmak ya da intihar bombacıları göndermek ya da masum insanların, kadınların ve çocukların üzerine bombalar bırakmak anlamına gelmez. Aslında İslam’da bu tür davranışlar yasaklanmıştır. Kuran’da izin verilen tek davranış şekli ilmi mücadeledir ve İslam’a göre savaşın helal olduğu tek zaman savunma amaçlı ve başka bir çare kalmadığındadır. Masum sivillerin öldürülmesi ise kesinlikle İslam’da yeri olmayan bir davranıştır.

 

Bunun yanı sıra tarafların birbirlerine yönelik sert ifadeler ve sözlü saldırılar kullanmaları da sadece daha fazla gerginliğe yol açmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Sert suçlamaların yapılması da bu gerginliği artıracaktır.

 

Barışın dilinde terslik, nefret ve öfkeye yer yoktur

Barışın özel bir dili vardır ve dünyada huzurun tesis edilmesi için herkesin bu dili konuşmayı öğrenmesi gerekir. İnsanları kızdırabilecek tehditkar bir üslup hiçbir işe yaramaz. Barışı müdafaa ettiğini düşünürken aynı zamanda barışa zarar verecek bir üslup kullanılması da tabi ki kabul edilemez.

  

İslam dünyası için şimdi birlik olmak zamanıdır. Ortadoğu, Arap Dünyası, Kafkaslar için artık barış ve güzellik zamanıdır. Örneğin Ortadoğu’da başlatılacak bir barış girişimi ile dünyanın binlerce yıldır özlemini çektiği mutluluğa ulaşılabilir ve tüm dünyada barış, huzur ve güvenlik ortamı tesis edilebilir. Ticaret, sanat ve bilim alabildiğine gelişip büyüyebilir. Demokrasi tam anlamıyla kurulabilir ve insanların artık başkalarını bir tehdit unsuru olarak görmelerine gerek kalmaz ve bundan sonra herkes güvenlik, barış, sevgi ve kardeşlik içinde yaşayabilir. İşte bu güzel ortamın sağlanmasının ve korunmasının tek yolu ise İslam Birliğinin kurulmasıdır. Tüm dünyaya barış, huzur, istikrar ve kardeşliği getirecek olan İslam Birliğidir.

  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum