Murat KARAKOYUNLU

Murat KARAKOYUNLU

BİR MÜJDE TAŞIR GÖZLERİN

Bir müjde taşır gözlerin bana “İnna Fehatna” ile

Senin olmadığını hiçbir şeyin, öğrenecek vakarı kuşanmadan çıkma bir savaşa. Kaybetmek, sahip olmakla başlar çünkü. Benim demekle başlar tüm acılar.

İnsanı, diğerlerinden ayıran hakikatler vardır dostum, seni diğerlerinden ayıran hakikatler vardır. Öfkeni, aşkını, korkunu resmettiğin çehrelerin, ‘hayır’lara ve ‘evet’ lere karşı bir duruşun, soğukkanlı yanların, aciz kalışların, telaşlanmaların ya da tez canlılığın, huysuzluğun hatta. Dürüstsündür bazen kimsenin olmadığı kadar, korkaksındır, yasaksındır bazen, vicdan sahibisindir, ağlarsın ya da kaskatı kesilirsin alışıp durduğun o acıya karşı diğerlerinden çokça. Ne var ki ne olursan ol, resmettiğin kadarını görür insan. Sen bilirsin işte seni kimselerden evvel.

Bu yüzden de sen, sıfırcı hocaların bir yerinde kusur bulmak için didik didik ettikleri cevap kâğıtlarına, hazırladığın kopyalardan hakikatler yazmışsan eğer, kazandığın sınavın senin olmadığını, ‘cakasını sattığın’ kazanan edasında, kalpazanların harcadıkları kadar bile emeğinin olmadığını bilmelisin. Senin olmayanlar üzerine kurduğun bir hayali, unufak edecek gerçeklerle bir gün, karşılaşacağını bilmelisin. O gün geldiğinde eğer küfesinde yüklendiği hakikatlerin üzerini, annenin ördüğü dantel oyalarla örtmeyi başaracak kadar titiz bir yalancı olmayı kanıksamamışsan, benlik, kibir ve öfke yüklü valizini iblisin, taşısın diye tuttuğu enaniyetin, döke saça götürdüğü o günahkâr yolunun, yüreğinden geçmesine izin verdiğine yanarsın. Hayat bir kere de sana gülmüştür aslında ve sen bunu sonuna kadar anlarsın.

Hayatına tatbik etmediğin hiçbir değerin söyleyicisi olmayı deneme dostum. Üzerinde eğreti durur çünkü. İnandırıcı olmaz, yalan kalır, yapmacık kalır. Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol düsturunu yaşarken eğer, olduğunu da göründüğünü de geliştirme demediğini dervişin, bilecek kadar farkındaysan hayatın... Olduğunu da göründüğünü de iyiye taşımak senin vazifen.

Taşıdığı kudret sancağını elinden, bir gaflet çukuruna takılınca ayağı, düşüren bir neferiysen eğer selam ordularının, vazgeçmek yerine taşımaktan, kalkıp toparlanmayı bilmeli ve kaybettiğin zamanı, kaybettiğin onuru yerine koymanın gayreti içerisinde daha hızlı hareket etmelisin.

Rahmeti rahmanın kıyısında dolaşmayan bir yüreğin atışının hazin seslerini duyduğunda sen, pişmanlığın ne denli huzur taşıdığını içine, görürsün emin ol.

Şunu iyi dinle dostum, günah nehirlerinin aktığı bir gönlün içinde, gerçek bir sevda yeşermiyor.

Karalara bulaşmış ellerini, aciz bir tövbeye teslim ettiğin güne kadar yaşadıklarını, kendine bile itiraf etmekten utandığı günde insan, arınmanın o eşsiz huzurunu da yüreğine davet ediyor inan. Affın kapılarına ulaşmak için ebabil kuşlarının taşıdığı taşlardan medet umuyor yürek. Ateş, suya galip geliyor. Tövbe yakıyor da içini, kuruyor günah nehirleri.

Bunun için, yaşanmamış an diye yaşadıklarının kalesine hapsettiğin inancını, hüküm kesinleşmeden evvel attınsa zindanına, seni yarınının esaretinden kurtaracak bir secdeye başını, kimsenin görmediği bir gecede götürmelisin.

Müjde açık çünkü İnna Fetahna...

Bu müjdeyi aldım dostum, hadi sen de ulaş.

Kaybetmeyi öğrenmeden evvel kazanacaklarının methini duyma diye ben, kendini feda etmiş bir neslin gözyaşları içerisinde sana, bir yığın hasret bıraktım.Sonra işte yeşerecek bir yürek bulsun diye sevda, sığındığın müjdelere kapı aralıyor ve sana olan hasretimi dindirecek bir duadan umut bekliyorum. Cümle tövbelerimi Rabbim kabul etsin diye tuttuğum gözlerimin, secdeyi yıkamak için verdiği hizmetini beğenmezsen eğer diye ağlıyor içi, ta yüreğimin.

Sonra, yine bir müjde taşıyor gözlerin bana.

Taif’ te, taşları atsın diye ödüllendirilen çocukların yüreklerinde ben, onlar bilmiyorlar duasıyla bağışladığın kadar olmak istiyorum, deyişine sığınıyorum senin. Ve Hamza’nın katili olmadım hiç diyerek yeniden ümitleniyor içim. Onu bile affeden yüreğin sevdalısısın ya sen, “beraber yanmak için” o sevdada, dediğimde ben, tebessümünün yansıdığı bir ayna görüyorum içimde.

Sınırlarını zorlamadığı hiçbir sevdayı büyütemez insan.

Haydi, gel sevda, yüreğin fethi için, müjde taşıyan gözlerinle sen de, gözlerimde o müjdeyi oku artık:

“Biz sana doğrusu apaçık bir fetih ihsan ettik. Böylece Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni doğru bir yola iletir.” Fetih Suresi 1-2.ayetler.

mkarakoyunlu@hotmail.com

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.