Edeb Ya Hu..!

 

Eskiden tekkelerin kapısında kalın harflerle yazılmış nadide tablolar vardı.

O tablolardan birinde önemli bir hatırlatma, “Edeb Ya Hu” sözleriyle yapılırdı.

Tasavvufa girmeden önce edeb gerekliydi.

Edebin olmadığı yerde tasavvuf söz konusu olamazdı.

İmam Malik, İmam Şafi’nin yanında yirmi sene kalıyor ve bu yirmi sene içerisinde onsekiz sene edebten bahsediyor, son iki senesi de ilimden. Hatta İmam MalikKeşke İmam Şafii; son iki yılını da edepten bahsetseydi’ diye hayıflanıyor.

İmam Buhariçok uzak köylerden birisinde oturan bir adamın yanına hadis dinlemek için gitmiş. Çok meşakkatli yolculuktan sonra hadisi nakledecek adamı bahçesinde görmüş. Adam, sahibi olduğu hayvanın önüne otu uzatıyor ama yedirmeden çekiyormuş. İmam Buhari bu olayı görünce “hayvanı kandıran bizi de kandırır” diyerek adamın yaptığı bu edebsizlikten dolayı ondan hadis dinlemeden geri dönmüş.

Edeb hakkında tasavvuf büyükleri ne güzel sözler söylemişler.

Edeb; Hakka giden yolun azığıdır. Edeb her şeyin başıdır. Ruhun terakkisi ancak edeble elde edilir.

Edeble varan, lütufla döner.

İnsanla hayvan arasındaki fark, edebdir.

Edeb, aklın dıştan görünüşüdür.

Edebi terk eden, ârif değildir.

Tasavvufun tamamı edebdir.

Hakiki güzellik, ilim ve edeb güzelliğidir.

Her şey çoğaldıkça ucuzlar, fakat edebi çoğaldıkça kişinin değeri artar.

Edeb; Hâlik Teâlâ'nın sevdiği kullarına bahşettiği ilâhi bir tılsımdır.

Cenâb-i Hakkın rızası, ancak edebli bir ubûdiyyetle elde edilir.

Elif Şafakedeb kelimesi ile ilgili olarak şunları yazmış: “Türkçenin en güzel kelimelerinden biridir ‘edeb’. Bir başka dile nasıl çevrilebileceğini sorsalar şöyle bir duraklarsınız. İngilizce'de, İspanyolca'da, Fransızca'da, Almanca'da.... bire bir karşılık bulmakta zorlanırsınız. Bulduğunuz hiçbir kelime onu tam olarak karşılayamaz, kavrayamaz sanki. Aynı lezzeti vermez. Aynı sesi vermez. Başka hiçbir söz ya da sözcük yerini dolduramaz. Bu dört harften ibaret kısacacık kelime koskoca bir mânâ denizi barındırır içinde. Gözlerimizi kapayıp bir kez fısıldamak bile yeter melodisini duymaya.

edeb-ya-hu.jpgElif Hanım bunları demiş ama aynı lezzeti vermese de Türk Dil Kurumu edeb sözü için şu tanımlamayı yapmıştır; “İyi ahlak, incelik, terbiye.

Aslında edeb kelimesi tasavvufla çok örtüşürken bunun sadece bu alanda sınırlı kalmaması gerekir.

Edebi en güzel tasavvuf ehli uygular ve anlatır ama aslında bunu herkes hayatının her anında göz önünde bulundurmalıdır.

Konuşurken, uyurken, yemek yerken, çalışırken vs. hayatın her alanında edeb olmalıdır.

Edebin olmadığı yerde kabalık vardır, ahlak ve terbiye yoksunluğu vardır.

Bu da toplumun her kesiminde kendini belli eder.

İskender Palane güzel ifade etmiş edebin toplum için ne kadar önemli olduğunu;

Edep bir tâc imiş nûr-ı Hudâ'dan
Giy ol tacı emîn ol her belâdan
(Hz. Mevlâna)

Günümüzde edep için "karakter disiplini" diyenler var. Bu disiplin, toplum içinde kişilerin birbirlerine karşı takınmaları gereken takdir edilesi tavırları düzenler. Şimdiki edebiyat her ne kadar dilin edeplendirilmesine yarıyorsa da nefsin edepli olması (güzel ahlak) dilin edebinden önemlidir. Yani dili şiirle, sanatla mecazla güzelleştirmeden evvel ahlakı güzelleştirmek gerekir. Bunun yolu iffet, vakar, sabır, merhamet gibi şahsî meziyetlere sahip olmak yanında gerçeğe saygı, adalet ve özgürlük gibi evrensel değerleri de benimsemekten geçer. Bu açıdan bakıldığında çağımız, edebini kaybetmiş bir çağdır. Herkes nefsinin hevasına uymuş; para, mal, mülk, makam sarhoşluğundan başı dönmüş gibidir. Haddini bilmek, zarafet, nezaket, terbiye, hicap, utanma... Hepsi kaybolup gitmiş edep bahisleri. "İnsanın edebi altınından hayırlıdır" veya "Edep insanın ziynetidir" sözleri unutulalı çok oldu. Belki de artık eskilerin tekke ve mektep duvarlarına astıkları şu beyti yeniden yazdırtıp sosyal mekânlara ve resmî kurumlara dağıtmanın zamanı geldi:

Ehl-i diller arasında aradım kıldım talep

Her hüner makbul imiş, illa edep, illa edep

Unutmayalım; edebini yitirmiş bir insan, toplum bünyesinde tehlikeli bir virüstür.”

İskender Palaüstadın dediği gibi edeb toplum için çok değerli bir haslet iken günümüzde artık edeb lügatlardan yavaş yavaş çıkmaya başlamış.

Her sahada edeb değerini yitirdi.

İnsani ilişkiler olsun, aile içi ilişkiler olsun, günlük yaşamımızın her alanında edebin eskisi kadar ağırlığı yok.

Küçükler büyüklerine karşı saygılarından yoksun hareket eder oldular.

Kelimeler fütursuzca kullanılırken edebsizliğin en çirkini sergilenmeye başlandı.

Sizli konuşmaların yerlerini ulanlı kelimeler aldı.

Ya yazılı neşriyatlarımız; gazeteler olsun, dergiler olsun. Ve hatta internet ortamı olsun.

Oralarda edebe aykırı her şey ifşa edilmiş.

Değil büyüklerin bile okuması, görmesi sakıncalı materyaller artık küçücük çocukların gözlerinin önüne serilmiş durumda.

Dindar kesimde bile sınırlar kalkmaya başlamış.

edeb-yahu.jpgYatak odası mevzuları gündelik konular gibi sıradanlaşarak köşe yazılarında yerlerini almış durumda.

Hatta yazıların okunması için kelimeleri hiç yormadan ve edebin manasına ermeden şehevi başlıklar atılması ve hele ki bu başlıkların mütedeyyin kabul edilen kişiler tarafından atılması ne kadar da düşündürücüdür?

Ya siyasetçilerimize ne demeli!

Onlar ne yapıyorlar meydanlarda?

Meydanlarda öyle kelimeler sarf ediyorlar ki, biz edebi bir kenara bıraktık neredeyse ahlak kırıntıları arar olduk.

Toplumumuz artık öyle bir yozlaşıyor ki; bazı insanların diğer varlıklardan farkını bulmak için epeyce zorlanacağız bu gidişle.

Bu durumun en büyük müsebbibi yazılı ve görsel medya.

Bizi öyle bir hale getirdi ki, toplumumuz artık edepten tamamen soyutlandı.

Bunda da en büyük sorumluluk toplumu yönlendiren ve idare eden kişilerde.

Hem toplum bilimcileri olsun, hem de kanaat önderleri olsun bu en güzel hasletin eski canlılığını kazanması için gayret etmelidirler.

Hatta İskender Pala’nın dediği gibi sosyal mekânlara ve resmi kurumlara edeple ilgili en naif tablolar asılmalı.

Ola ki edepten az da olsa nasiplenen olur.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
17 Yorum