Teslime Gülsen NURDOĞAN

Teslime Gülsen NURDOĞAN

Yazar Fatma Çetin Kabadayı İle Konuştuk

 

Bu kez bir röportaj ile geldim köşeme. Röportaj kelimesi yerine Türkçe bir kelime kullansam daha iyi olur.  Görüşme ve mülakat, röportajın eş anlamlıları imiş. 

Kıymetli yazarımız Fatma Çetin Kabadayı ile biraz sizin için biraz bizim için görüşme yaptım. Onun zengin kişiliğinden ipuçları bulacağınız bu yazı aşağıdadır.  

79154485-2613309948748291-3403737263975170048-n.jpg

Teslime Gülsen Nurdoğan: Fatma Çetin Kabadayı kimdir, buradan başlayalım mı? 

Yazar Fatma Çetin Kabadayı: Fatma ÇETİN KABADAYI, iki çocuk annesi bir Çocuk Gelişimi Öğretmeni. Minyon tipli, sevgi dolu, çabuk inanan, kara kuru bir yazar. Dostluğa, saygıya, vefaya önem veren bir arkadaş…Geçmişinde çok keşkesi olan, şimdilerde iyi ki diyebilen duygusal biri.

Teslime Gülsen Nurdoğan: Çocukluğunuza gidersek hani -insan yedisinde ne ise yetmişinde de odur misali- çocuk Fatma ile şimdiki Fatma arasında çok bariz bir fark var mı? 

Yazar Fatma Çetin Kabadayı: Çocukluğumda yaz tatilinde  köydeki çocuklarla öğretmencilik oynardım. Belki de hayatı o yüzden hep oyun sandım. Büyümekle inatlaştım fakat çocuk ruhum mesleğime ve yazarlığıma çok şey kattı. Düşündüğümde ben o dağlı taşlı köy yolunda, tarlanın sekilerinde çubuğuna yazma bağlayıp arkasında çocuklarla türküler söyleyen bir Fatma’yım halen. Ama biraz yorgun, biraz kırgın, biraz öğrenmiş belki. Ama dediğiniz doğru. Çocukluk yaşamı aile ve çevre etkenleri bütün yaşamınıza yön veriyor. 

91808467-2880651462014137-6154678729189621760-n.jpg

Teslime Gülsen Nurdoğan: Fatma Çetin Kabadayı çevresindeki olaylara nasıl bakar? Esprili biri midir? Ben sizi biraz mizahi yönü güçlü biri olarak gördüm. Örneğin söyleşiden önce  "Halamın Mesti" adlı bir yazı yazacağım dediniz. Tıpkı "Komşu Tabağı Adabı" başlıklı yazınız gibi. Bu yazı başlıklarınızda bile mizah görüyorum. 

Yazar Fatma Çetin Kabadayı: Hayata hep olumlu bakanlardanım. Sürahi kırılsa neyse ki bardağı kırılmadı diyenlerdenim. Esprili yanımı babamdan almışım. Genelde karşı tarafa göre hareket ederim. Espri anlayışı, gülmeye hazır olması, anlaması ve tepkisi. Bu ortam hazırsa benimle olmanın eğlenceli olduğunu düşünüyorum. Hatta bazen öyle espriler yaparım ki ardından “Çok zekiceydi, aferin,” deyip yanaklarıma sıkmama bile gülerler. Yazılarımın hayattan olmasını önemsiyorum. Çünkü çocuk gelişiminde hiç bir şey kitaplarda yazıldığı gibi değildir. Her anne bilir. Okuduğunuz kitap cümleleri genel ifadelerdir ve sadece yaşamınızdaki tecrübe ile çocuk yetiştirmenin inceliklerini öğrenebilirsiniz. Çünkü bireysel farklılıklar çocukların en önemli belirleyicisi. O nedenle farklı ama kısmen aynı hayatları yaşadığımız ömrümüz için, bizden yazılar yazmaya gayret ediyorum. 

Teslime Gülsen Nurdoğan: Galiba ben de "Çok zekiceydi, aferin!” demenize bile gülenlerdenim. Okurlar sizin hakkınızda ne düşünürler bilmem ama beni güldürüyorsunuz. Gülmeye çok ihtiyacımız var, teşekkür ederim. 

82099098-2706204616125490-2814691295421792256-n.jpg

Teslime Gülsen Nurdoğan: Evet Fatma yazarım, yazmaya nasıl başladık? 

Yazar Fatma Çetin Kabadayı: Ben okuma aşkını babamdan aldım. Çok okurdu. Okunmamış her kitap yenidir derdi ve kitaplığındaki her kitap bizim de ilgimizi çekerdi. Takvim yapraklarını, bulduğumuz gazeteleri, anlamadığımız birçok eseri okuduk. Ortaokulda iken kendime çizgili bir defteri şiir defteri yapmıştım.  

Temiz güzel havasıyla, 

Bol bol sebze meyvasıyla,  

Cana yakın dostlarıyla, 

Ne güzeldir bizim köy, tarzında şiirlerim vardı. Kafiyeden rediften habersiz... Sonları uyumluydu bana göre. Şiirin temelini dedemden öğrendim. Rahmetli dedem çok zekiydi, şiir yazar aklında tutar bizi görünce Türkçe harflerle bir yere yazmamızı isterdi. İster istemez bende kulak aşinalığı oluşmuştu. Dedemin on kıtalık şiirlerini nasıl aklında tuttuğuna da hayret ederdim. Üstelik yaşlıydı. Biz bu yaşta “mutfağa niye gelmiştim?” diye düşünüyoruz bazen. Şiir defterimi ortaokul Türkçe öğretmenim gördü. Bir günlüğüne eve götürmek, okumak istedi. Hem utanmış hem sevinmiştim. O bir günün uzunluğunda öğrendim zamanın izafiliğini. Bana aferin diyen, teşvik eden muhakkak ki onun takdirleri. Yıldız bile atmıştı defterime. Bazı mutluluklar kelimelere dökülemediği için anlatamıyorum ama siz anlarsınız. Sonrasında lisede kısa skeçler yazmaya, sahnede arkadaşlarımla oynamaya başladım. İlk kitabım Üniversitesi bittikten sonra kendi branşımla ilgiliydi. “Kuklalar ve Kukla Oyunları”  

Gülsen Hanım bir yazar olarak bilirsiniz yazar ilgisini çeken her konuda yazar. Benim de öyle oldu. Şimdilerde polisiye romanlarım dışında çocuk kitaplarım ve okul öncesi öğretmenleri için yardımcı kaynak olan kitaplarım mevcut. Beş çocuk oyunu yazdım, öğretmen grubumuzla farklı okullardaki çocuklara tiyatro sevgisi aşılamak nasip oldu. Bunun dışında şiirlerimden bazıları güfte oldu. Onun da yeri ayrı bir mutluluk oluyor. Allah kalemimize kuvvet versin, yazmak ve yazdıklarımı paylaşmak en büyük aşkım çünkü. 

163437958-118109780298981-6058106497760197667-n.jpg

Teslime Gülsen Nurdoğan: Maşallah çok yönlülüğünüz ortada. Siz aynı zamanda bir ana sınıfı öğretmenisiniz de. Çocuklarla her gün beraber olan bir eğitimci olduğunuz için soruyorum; Fatma Çetin Kabadayı öğretmenim genel olarak çocuklara nasıl bakar, onları hayatın penceresinden nasıl görür? Hele anasınıfı çocukları ki onlarla baş edebilmek oldukça zordur. 

Yazar Fatma Çetin Kabadayı: Asıl branşım çocuk gelişimi ve eğitimi. Lisede de görev yapabiliyoruz. Lisede genç kızlarımızla da aram çok iyidir. Onlardaki gençlik duygusunu yaşamış olmak da ayrı bir haz. Fakat çocuklar en temiz en işlenebilir halleriyle geliyor anaokuluna. Ben küçükken öğretmenimi padişah gibi hayal ederdim. Evinde tahtı var oturuyor sanırdım. Bu gerçeği ne zaman öğrendim inanın hatırlamıyorum. Tabi ki şimdiki çocuklar bu kadar saf değil. Hatta o kadar dürüstler ki hakkınızda her şeyi sorup onlardan doğru cevabı alabiliyorsunuz. Geçenlerde “zaten şişko bir öğretmenim” dediğimde “hayır, siz şişko değilsiniz” dediler de rahatladım. Değerlerimizi, güzellikleri, olanı değil olması gerekeni öğretebileceğiniz en güzel yaştalar ve ben her fırsatı değerlendirmeye gayret ediyorum. Bizim branşta ilk şart gözlerine bakıp dinlemek, doğru kelimelerle anlatmak ve eğlendirerek öğretmek. Makas tutmayı, boyamayı her çocuk evde de öğreniyor asıl amaç hayata, okula hazırlamak ve problem çözme becerisi kazandırmak. Çok pratik çözümler buluyorlar; hayrete düşürüyorlar. Onları seviyorum. Kendi çocuğunuzdan farkı olmuyor zamanla. Fidanları sulamak ve bir orman oluşturmak lazım. İlerde onların gölgesinde oturacağız bu ülkede. 

163246469-118109776965648-1713055072697893154-n.jpg

Teslime Gülsen Nurdoğan: Maşallah hocam ne güzel! 

Ben sizin mutfakta da hamarat bir ev hanımı olduğunuzu düşünüyorum, yanılıyor muyum? Hamur açmalar falan!.. Fatma Hanım iyi yemek yapar mı? 

Yazar Fatma Çetin Kabadayı: Fatma Hanım maharetli mi bilmem. Belki de mecburiyetten yapıyor. Yemek pişirmeye harcanan vakte çok acırım onun yerine kitap okumak ya da yazmak daha cazip gelir bana. Kayserili olduğumuzdan hamur işine düşkünüz, orta halli ailelerde un ve türevleri kurtarıcıdır. Sabahları pişi yapmak, ya da akşama bazlama, haşhaşlı börek gibi yiyecekler bana şatafatlı yemeklerden daha kolay gelir. Her ne kadar eşim “senin yüzünden kilo aldım” dese de hiç üstüme alınmıyorum. Ben yemeği yaşamak için yiyenlerdenim. Diğer türdeki yemeklerimde çok iyi olmadığımı düşünüyorum. Fakat bir zehirlenme vakası yaşanmadı henüz elhamdülillah. Bu hususta bir anımı sizinle paylaşmak istiyorum. Konya’ya taşınmadan önce komşuya fırından yeni çıkardığım haşhaşlı börekten koyup zilini çaldım. Haşhaşlı böreğimi de herkes çok beğenir bu arada. Açan olmadı, aradım. “Neredesiniz?” diye sordum. Komşumuz Bülent Bey, “Fırından kokular gelmeye başlayınca ailece apar topar hazırlanıp Edremit’e geldik,” dedi. Halen güleriz. Gerçekten güzel espriydi. Ertesi gün döndüklerinde mecburen yediler.

47389733-1973375056075120-2034290579482869760-n.jpg

Teslime Gülsen Nurdoğan: Güzel! Şimdi soracağım biraz özel. Allah-u Azimüşşan ile aranız nasıl? (Bu soruyu Rabbimin her kuluna sormak isterdim.) 

Yazar Fatma Çetin Kabadayı: Varlığımı fark edişimden beri tek dostun Allah olduğunun bilincindeyim. En yakınım, sırdaşım O. Evlatlarımız sevdiklerimiz hep onun emaneti. Ölümü aklımdan hiç çıkarmam. Namazlarımı kılarım. Kul hakkı benim için ziyadesiyle önemlidir. Yarattığı her şeye hayranım ve hamd ve şükrü naçiz bir kulu olarak görev bilirim. Bilerek ya da bilmeyerek işlediğim günahlarım için tek sığınağım Rabbim… Bazen önyargılarımdan dolayı günaha sokuyorum kendimi. Başörtüsünü bilinçsizce takanlara çok üzülüyorum. 

Teslime Gülsen Nurdoğan: Fatma Çetin Kabadayı şu ana kadar kaç kitap yazdı, bize onu da söyler mi? 

Yazar Fatma Çetin Kabadayı: Masal kitaplarımla beraber kırk üç kitap yazmak nasip oldu. Fakat yayınlanmayı bekleyen eserlerimiz de var. Yayınevim ile bu süreçte ara verme kararı aldık. Kitap fuarlarının yeniden açılmasını, kitap imzaladığımız okurlarımızla başlayan o güzel dostlukların yeniden canlanmasını bekliyoruz. 

Son olarak Fatma yazarım, Habername'de ne zaman yazmaya başladınız? Habername'den önce de başka bir yerde yazıyor muydunuz? 

Yazar Fatma Çetin Kabadayı: Evet Habername’den önce de görev yaptığım her ilin ya da ilçenin gazetelerinde ve çeşitli dergilerde yazıyordum. Habername.com’un yeri bende çok ayrıdır. Büyük bir aile, ciddi ve güvenilir bir haber ve yazı sitesi. Herkesin uğrak yeri ve çok geniş kapsamlı… On altı yıldır habername.com  yazarıyım ve her biri birbirinden güçlü bir yazar kadrosu ile birlikte olmaktan onur duyuyorum. Bu arada sizi de tebrik etmek istiyorum. Öğretici ve araştırmaya sevk eden yazılarınız ile ufkumuzu açıyorsunuz. 

Teslime Gülsen Nurdoğan: Teşekkür ederim. Vakit ayırıp sorularımızı cevapladığınız için de ayrıca teşekkür ederim. İnşallah daha nice yıllar güzel faydalı yazılar yazarsınız. 

Yazar Fatma Çetin Kabadayı: Emeğiniz, samimiyetiniz ve yazılarınız için ben teşekkür ediyorum kıymetli yazarım. Yeni eserinizin de herkese ulaşmasını diliyorum. Okurlarımıza dostlarımıza sevgi ve selamlarımı iletiyorum. Evleri huzur ve bereketle  gönülleri sevgi ile dolsun. 

Teslime Gülsen Nurdoğan: Amin amin!  

60415125-2226527304093226-7763383404493537280-n.jpg

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.