GÖK BAYRAK RÜZGAR BEKLİYOR

       İletişimin ulaşımın kısıtlı olduğu dönemlerde insanlar ne kadar da huzurlulardı. Çünkü sadece kendi bölgesinde, kendi ülkesinde meydana gelen hadiselerden haberdar oluyorlardı. Onlarla ilgili de ne resimler vardı ne de kamera çekimleri. Devletin veya birkaç seyyahın aylar, yıllar sonra getirdiği haberler de zaten önemini kaybetmiş olduğundan insanları fazla etkilemiyordu. Örneğin 90 bin şehidin kar altında kalarak şehit düştüğü Sarıkamış Faciasını Osmanlı kamuoyu çok geç öğrenebilmiştir.( bazı rivayetlere göre bir yıl sonra)   Şimdi öyle mi ya. Dünyanın öbür ucunda  meydana gelen bir hadise, bir zulüm, bir katliam istenirse 5- 10 dakikada bütün dünyaya duyurulabiliyor. Bu durum sanki insan fıtratına zıt sonuçlar meydana getiriyor. Çünkü vicdanımız kalbimiz bu kadar acıya dayanamaz hale geliyor. Veya tam tersi, hislerimiz, vicdanımız köreliyor, zulümlere, katliamlara, ölümlere, duyarsız hale geliyor.

 

      Günümüzde İslam ve Türk Dünyası büyük bir kaosun büyük bir çıkmazın içinde debelenip duruyor. Başta Suriye olmak üzere Irak, Libya, Mısır ve böyle giderse maazallah Suud, İran ve Türkiye aynı hedefte… Sorunlar sadece Ortadoğu da olsa can kurban! Uzakdoğu ve Rusya güdümündeki Tük dünyası da perişan halde. Rabbim tüm zenginlikleri, tüm güzel diyarları Müslümanlara verdiği halde ellerinde buluna memleketlerin ve içinde bulunduğu nimetlerin farkına varamayan ümmet bu gafletinin cezasını mı çekiyor acaba!

                                    

                                       Çin’in Yaptığı Zulümler

 

     6 Ocak 2016 Cumartesi / 06 Rebiülahir 1437 akşamı Meram Belediyesi Konevi Kültür merkezinde gerçekleştirilen İrfander Konya şubesince bir konferansta Dünya Uygur Kurultayı Başkan Yardımcısı Seyit TÜMTÜRK’ü dinledik.

 Lütfen şu bilgilere ve rakamlara dikkat edin: Doğu Türkistan’ın;

“Yüzölçümü: "1.828.418 Km2 (Türkiye’nin 2 katı)

Nüfusu:  35 milyon

12 Kasım 1933’te Kaşkar’da Hoca Niyaz Hacı’nın önderliğinde Çin’e karşı verilen mücadelenin sonunda kurulmuş  1949’da Çin tarafından yıkılmıştır…”

      Bu minval üzere geniş bilgiler veren konuşmacı “şu anda Türk ve İslam dünyasının ortak umudu Türki’yedir” tespitinde bulunduktan sonra Türkiye kamuoyunun Doğu Türkistan’la fazla ilgilenmediğinden yakındı. Türkiye’nin Suriye’ye Filistin’e ve diğer mazlum diyarlara yaptığı yardımları ve ilgiyi sevinç ve övünçle karşıladığını dile getiren Tümtürk,  kendilerinin yani Doğu Türkistan’ın da hem dindaş, hem ırkdaş olarak Türkiye devletinden ve halkından daha fazla yardım ve dua beklediklerini dile getirdi. Devletsizliğin  ne büyük bir yokluk ve yıkım olduğunu dile getiren konuşmacı, “Türkiye’de yaşayan herkesin bunun farkında olmalı” Kendilerinin, Suriye’nin, Irak’ın, Libya’nın… şu anda yaşadıklarının Devlet olmadığı zaman halkın ne büyük sorunlarla karşılaşacağına en güzel örnek olduğunu anlatan Tümtürk, Türkiye’de yaşayan herkesin mutlaka durumlarına şükretmeleri gerektiğini vurguladı.

                           “ Selamün Aleyküm” Demek  Bile Yasak

 

 

        Konuşmacı daha sonra Çin devletinin Doğu Türkistan’da yaptığı zulümleri dile getirerek şunları söyledi: “Çin, Doğu Türkistan halkına sürekli baskı uygulamaktadır. Doğu Türkistan, Çin tarafından 67 yıldır uluslararası hukuk kuralları ihlal edilerek fiili olarak işgal ediliyor ve halk sistematik bir şekilde asimilasyona maruz bırakılıyor. Doğu Türkistan’da İşgal öncesi yüzde 5 olan Çinli göçmen nüfusu bugün yüzde 50’ye ulaşmıştır. Din ve vicdan hürriyeti engellenmiştir. Namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek gibi farz ibadetler yasaklanmıştır. Türkçe eğitim yasaklanmış ve çift dilli eğitim projesi adı altında 500 bin civarında ilköğretim çağındaki çocuk Çin’e götürülmüstür.18-25 yaşlarındaki sayıları yüz binleri bulan genç kızlar Çin’de ağır şartlar altında fabrikada ve bazı gayri ahlâki yerlerde çalıştırılmaktadır.  Henüz 60 yıl önce bir devlete sahip olan Doğu Türkistan halkı, günümüzde Çin’in asimile ve soykırım baskısı ile karşı karşıyadır. İşgalin başladığı andan itibaren Çin, Doğu Türkistan halkının, tarihini, kültürünü ve dilini yok etmeye çalışıyor. Halkın dini inançlarını yerine getirmesini engelliyor. Bugün, takke, tespih, başörtüsü… Hatta ve hatta “SELAMÜN ALEYKÜM” demek bile yasak. Çin, Nüfus planlaması ile bebekleri anne karnında katlediyor. Gençleri, aydınları ve din adamlarını ayrılıkçı ve terörist suçlaması ile hapse atıyor, pek çoğunu da idam ediyor…”

          Gördüğünüz gibi dert bir değil elvan elvan .Türkiye'nin Güneydoğusu yanıyor, Suriye, Irak, filsitin paramparça... Ve  Buharinin, İmam Maturidinin yurdu zulüm altında. Çok şey yapabiliriz ilk yapacağımız bunları bilmek, bu bilgileri  yaymak ve dua etmek . Rabbim Ümmete acısın ve  merhamet etsin 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum