Gönül Damlaları

12 Haziran yaklaştıkça siyasi hareketlilik artıyor. Milletvekili olarak siyaset yapmak isteyenlerin, önce aday adayları arasında geçen kıran kırana mücadelesini izledik. Şimdi de adayların vekil olmak üzere nasıl koştuklarını, nasıl gece gündüz demeden seçmenlerle her türlü iletişim fırsatını nasıl değerlendirdiklerini görüyoruz.

Biz ise kendi sahamızda benzer bir koşunun içerisindeyiz. Son bir ayda binlerce kilometre yol kat ettik. Havadan ve karadan saatlerce yolculuklar yaptık.

Çok sayıda ilde gönüllü ve bağışçılarımızla bir araya geldik. Her birinden unutulmaz hikâyeler, tespitler, öneri ve temenniler dinleyerek ayrıldık.

Bir ilimizde bir profesör gönüllümüz, “Deniz Feneri Derneği bir televizyon kanalı kurmayı, satın almayı düşünüyor mu?” diye sordu. Soru sahibi espri yapmıyordu, gayet ciddi görünüyordu.

Sözü uzatmadan, “O kadar paramız yok!” diye kısaca cevapladık hocamızı. Belki de dernek ekibindeki yüksek moral, muhatapları şaşırtan özgüven geniş imkanları olan bir dernek düşüncesine sevk ediyordu dinleyenleri.

“Sesiniz fazla çıkmadı. Şu anlattıklarınızı neden ulusal televizyonlardan, gazetelerden halka duyurmadınız?” eleştirisi ile neredeyse gidilen her bütün merkezde karşılaşılıyordu.

Soruya soru ile cevap verilerek, “Birkaç istisna kanal ve gazeteyi ayrı tutarsak hangi iletişim vasıtalarından dediğinizi yapmamızı tavsiye edersiniz?” deniliyor, muhataptan sadra şifa bir karşılık alınamıyordu.

 Yazar ve yönetici adı verilmeden gazete ve televizyonların yöneticilerinin dernek yetkililerince bilgilendirildiği, işin aslının onlara da anlatıldığı ne var ki, sırtında yumurta küfesi bulunanların Deniz Feneri’ne desteğe yanaşmadıkları ifade ediliyordu.

Az sayıda ulusal medya organının, böylesine zor bir dönemde Deniz Feneri’nin kendilerine atılan çamur ve iftiralar karşısında kendilerini savunmalarına ve kamuoyunun kafa karışıklığını giderici bilgilendirmelerde bulunmalarına fırsat verebildikleri paylaşılıyordu.

Yerel medyada ise durum daha iyiydi. Onların ekran, mikrofon ve sayfaları daha fazla açık olduğundan dernek yetkilileri her vesile ile halkı bilgilendiriyorlar, o yüzden de birkaç büyük il dışındaki tüm illerde vatandaşın zihninin daha berrak, gönlünün daha mutmain olduğunun görüldüğü anlaşılıyordu.

Son haftalarda gittiğim illerden beni en fazla etkileyen görüşme, Erzurum’da bir Deniz Feneri gönüllüsü kızımızla yaptığım görüşme idi.

İlahiyat Fakültesi son sınıfta okuyan kızımız çok sevdiği ve gönüllüsü olduğu derneğe saldırılar başlamadan kısa bir süre önce gönüllü başvurusunu yapmış. Doğu Anadolu Temsilciliğine giderek bir defa fiili destek verebilmiş.

Fırsat bulup ikinci defa gittiğinde ise dernekte çok şeyin değiştiğini, saldırılar sebebiyle nasıl bir hasarın meydana geldiğini görünce çok üzülmüş, gözyaşı dökmüş.

Kitle iletişim araçlarının, kelimenin tam anlamıyla bir silah gibi kullanılarak derneğe yapılan bombardımanın yoğunluğunun devam ettiği günlerde gönüllü kızımız babası Ali Beye, “Bu durumda gönüllü olarak gitmeye ve desteğe devam edeyim mi, yoksa biraz ortamın yatışmasını mı bekleyelim?” diye sormuş.

Kendisi de bir gönüllü olan baba, “Asıl şimdi gideceksin Aslı! Asıl şimdi hepimize çok ihtiyacı var Deniz Feneri’nin” karşılığını vermiş.

Aslı, babası, annesi ve kız kardeşi aile boyu Deniz Feneri gönüllüleri.

Aslı, iki buçuk yıl boyunca bulduğu bütün fırsatlarda Deniz Feneri’ne koşup, elinden gelen her işi yaparak canla başla destek vermiş yardım çalışmalarına.

Belediye otobüsüne her binişinde şoföre şöyle sormuş; “Bu otobüs Deniz Feneri’ne gider mi?” Otobüste bulunan yolcular kendi aralarında derneği konuşmak zorunda kalmış her defasında. Bazıları, “Deniz Feneri kapanmadı mı ki?” derken, bazıları onları cevaplayarak, “Neden kapansın ki, ben görüyorum yardım dağıtımları devam ediyor” demiş.

Aslı ve bir grup arkadaşı şu günlerde “Gönül Damlaları” adını verdikleri bir çalışma başlatmışlar. Her öğrenciden ayda sadece 1 TL alınarak bir havuz oluşturuluyor, oluşan kaynaktan ihtiyaç sahibi öğrenci arkadaşlarına burs veriyorlarmış.

Aslı’nın fakültesinde 1500 öğrenci varmış. Ayda sadece 1 TL vererek oluşturulan “gönül damlaları” ile kendi aralarından birkaç kişiye bile olsa umut olmaya başlamışlar.

Ne güzel, ne ince, ne asil bir çaba “gönül damlaları” çalışması.

Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.

Aslı, gözyaşları içinde ifade etti duygularını. İlerde büyük müesseselerin doğmasına kıvılcım olmasını dilediğimiz “gönül damlaları” çalışması ile yüreğimize su serpti.

Aslı’nın bütün Deniz Feneri yöneticilerine bir de sorusu vardı: “Derneğe gittiğim ilk günkü etkileyici manzaranın benzerini ne zaman görebileceğim?”

Bu anlamlı sorunun uzun cevabı gönülden kopan birkaç kısa cümle ile verildi.

Bütün iyilikseverlerle birlikte o günleri yeniden görme dua ve temennimizle birlikte, takatimiz yettiğince ve son nefesimize kadar iyilik yolunda koşmaktan bizi kim alıkoyabilir ki?

İyiler var oldukça iyilikler devam edecektir.

Bu yazı tamamlandığında Aslı'dan beklediğim bir mektup nihayet geldi. Onu birkaç gün sonra bu köşede bütün okurlarımızla paylaşmak ümidiyle, bütün Aslı gönüllü güzel insanları selamlıyorum.

gumuslale@gmail.com

  

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.