Sebahattin BİLGİÇ

Sebahattin BİLGİÇ

GÜL MEVSİMİ!

Toprak bağrındaki cevheri güzeller güzeli renkleriyle dışına saldı. Ağaçlar önce renk, renk çiçeklerini gösterdi, sonra yaprağa durdu. Kuru dallardan sonra ağaçlardaki bu neşeyi görenler “suphanallah” dediler gönüller dolusu.

Nisan ayının yağmur bulutları rahmet olup damla, damla toprağa serpildi. Toprak rahmet kokularıyla ıslattıkça, mest etti mahlûkatı. Suya düşen nisan yağmuru midyenin haznesinde inci oldu. Çiçekler neşeyle gülümserken kuşlar cıvıl, cıvıl ötüştüler. Çiçeklerin gülümsemesinde, kuşların ötüşünde, yağmurun uğultusunda, canlanan nebatatın renklerinde hep O vardı. Çünkü gül mevsimi başlamıştı. Nesimi’nin yüreği kabardı,yüreğini satırlara nakşetti:

Gel ha gel ha gül Nesimi, geldi yine gül mevsimi
Bu feryat bülbül sesi mi, sesi feryadı güldür gül.

Gül mevsiminin gelmesiyle gönlünde sevda taşıyanların heyecanı, şevki, muhabbeti tazelendi. Yürekler kıpır, kıpır oldu. Kimisi sevdasını, hasretini ifade eden şiirler yazdı satırlara, kimisi satırlara dökülmüş nice sevda şiirlerini, nat-ı şerifleri okudu gözünde billurlaşan damlalarla…

Gül kokusunda O’nu koklayanlar, güle baktıkça ona bakmış gibi hissettiler. Açan gülde gül mevsiminin geldiğini gördüler, gonca gülde tevhidi buldular. Bu mevsimde ellerine gül demeti, yakalarına gül rozeti, gönüllerinde Resulullah muhabbetiyle gül kokladılar, gül şerbeti ikram ettiler gülücüklerle.

Kırmızı gül maşuka duyulan hasretti. O Efendimiz Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’in mübarek remziydi. Gülü kokladıkça, gül suyu, gül yağı kullandıkça hep ülfet etti, salâvatlar getirdi.

Bu mübarek gül mevsiminde rahmet yağmurlarının ıslattığı gül goncasında Efendisiyle halvet etti. Bildi ki sırların açığa çıkma zamanı yakındır. Hasretle gonca gülün bir Mevlevi gibi yapraklarını Mevla’ya açmasını ve Güllerin Efendisi'nin kokusunu salmasını bekledi.

Evet, bu mevsim gül mevsimidir. Güllerin Efendisi’nin mevsimidir. Gül mevsimi kısadır, ama kısa zamanlar aynı zamanda fırsat zamanıdır. Gül kokusunu doya, doya koklayanlara gül bahçesine girme imkânı tanınır. Gülün dikenine katlananlar o Gülşen’de Güllerin Efendisi'ne müştak olurlar. Orada ölçüler Ümmî Sinan'ın dediği gibi hep güldür.

Gül alırlar gül satarlar,
Gülden terazi tutarlar,
Gülü gül ile tartarlar,
Çarşı pazar güldür gül.

Gülşene ermek gülün dikeninden geçer, dikene katlanana ise İbrahim Aleyhisselam gibi ateş Gülşen olur. Gül mevsiminde Gülşen’e erebilmeyi temenni ederiz. Gülde Efendimizin mübarek cemalini, kokusunda mübarek kokusunu alabilmeyi arzu ederiz. Yunus Ermenin dediği gibi:

Gül yüzünü rüyamızda görelim Ya Resulallah,
Gül bahçene dünyamızda girelim Ya Resulallah.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.