Regaib ALBAYRAK

Regaib ALBAYRAK

HEP BU GENÇLİK Mİ SUÇLU?

Ben mutlu bir çocuktum yıllar önce.Günlük güneşlik bir dünyam vardı. Henüz o zamanlar sorunlar yoktu. Tek derdim ertesi günkü futbol maçına gidebilmek için annemden izin almaktı.Ayıptır söylemesi çok iyi top oynardım ben. Sonra bisiklet sürer, fırıldak çevirirdim. Akşam olunca saklambaç oynardık arkadaşlarla, sabah olunca yine top... Bir topun peşine tüm arkadaşlar. Biz çok iyi dosttuk o zamanlar...Dertler türememişti, karagömlekli insanlardan habersizdik.Uyuda büyü dediler ve beni uyuttular. Uyudum,uyudum,uyudum.Birden büyüdüm ve kocaman adam oldum. Giden topun peşinden derslerin peşine düştüm. Ruhum sokaklarda fakat bedenim sınıftaydı.Beni derste zannederdi herkes fakat ben dışardaydım. Bundan olsa gerek derslerim pek iyi sayılmazdı. Ben edebiyat dersini sonra, tarih dersini falan çok severdim, onlar bana matematik, coğrafya, geometri,fizik dersi gösterirdi.Bende ruhumu serbest bırakırdım dışarılara giderdi.Ölü gibi yatardım sınıfta, saflar beni öylece oturuyor zannederlerdi. Ha ha hah! Ben dışarılarda geziyorum! Hoca sınıfa giriyor benim ruhum dışarı çıkıyordu. Yanlış anlamayın bu sadece sevmediğim derslerde oluyordu. Genç olmak böyle bir şey heralde herkes derse girdiğinde ben dışarı çıkıyorum koridorlarda dolanırken sınıflara göz gezdiriyorum bütün herkes uyuyor!..Garip, belki onlarda benim gibi geziniyordur diyeceğim ama hayır, bunlar derside takip ediyor. Etsinler, ne olmuş yani?

Baksana robottan farkları yok zil çalınca dışarı zil çalınca içeri tek tip insan kıravat, gömlek pantolon. Bunlar tek tipleştirilmiş gençler.Bende küçükken böyleydim. Annemin masallarını duyunca uyurdum. Demekki dersler masal gibi geliyor bu gençlere ondan böyle uyukluyorlar. Demekki bunlar büyümüş fakat hala uyanamamışlar.Uyutulmaya devam ediyorlar. Sayıların karmaşıklığı içinde kaybolup gitmişler. Hayatı üniversiteden ibaret zannediyorlar.Gerçi pek kızmıyorum gençlere.Onları küçükken büyüsün diye,büyüdüğünde üniversiteli olsun diye,üniversiteli olduğunda da sussun diye,düşünmesin diye,haddini aşmasın diye,rahatlarını bozmasın diye uyutanlara kızıyorum.Ve onları 3 kere kınıyorum! Hatta 5 kere, 5'de yetmez 7 kere kınıyorum! Aslında daha farklı şeyler söylüyorum ya hadi neyse...

Bu gençlik sayıları çarpanlara ayırmaktan bıktı.Ebobunu,ekokunu alıp yarısını suya atıp merdivenleri 2'şer 2'şer çıktıktan sonra 3'er 3'er inmekten bıktı. Sürekli A şehrinden B şehrine 80 km hızla giderken bir büfe görüp bodoslama dalan, daldıktan sonra parasının 1/3 ü ile fındık kalanının 2/5 i ile ceviz içi alarak parasını harvurup harman savuran problemli şahıslardan bıktı.3200 m yükseklikteki dağlara tırmandırılıp izohipsler çizerek indirilmekten, inerken toprağın özelliklerini not etmekten, maki bitki örtüsünde ayağına batan çalılardan bıktı!.. Sorunsuz bir gençliği ipe çektiler, uyuttular! Kafasının içerisine binlerce sayı,dağ,göl,ırmak yerleştirmeye çalışarak sorunları yerleştirdiler.Hiç biri derslerden başka bir şey görmüyor, giden elden gidiyor. Gençler maneviyattan bi haber büyüyor, maneviyatın olmadığı yerlerde sorunlar türüyor. Herşeyi matematikle çözebileceğini sanıyor, acı bir biçimde yanıldığını anlıyor. Nerede daha 14 yaşında tahta geçen Murat, nerede bizim 16 yaşında hayatı çözememiş Fırat! Nerede 21 yaşında İstanbul'u feth eden Fatih, nerede
bizim 25 yaşında hala adam olamamış Salih!.. Gençler hala tarihini, kültürünü, dinini bilmiyor akıl almaz bir biçimde hala uyutuluyor.

Danalar bostana gireli nice oldu.
Gençlerimiz uyanamadı neler oldu!
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
10 Yorum