HEPİMİZ TERÖRÜN DESTEKÇİSİYİZ

Yine alçak bir terör saldırısıyla sarsıldık. Bu hain saldırıda 37 kardeşimizi kaybettik, 19’u ağır 125 kardeşimiz ise yaralı. Hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’ tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyor; milletimize de başsağlığı ve sabırlar niyaz ediyorum.

Birkaç gün içerisinde olayın fail ya da failleri ortaya çıkacaktır. Yine bir kukla-taşeron örgüt bu saldırıyı üstlenecek, gerçek failler ise göz ardı edilmeye devam edecek.

Ancak bu durum böyle devam edemez, etmemeli.

Artık bu millet kuklayı değil, kuklabazları görmelidir!

Malûmunuz, ne zaman bu millet biraz kendine gelse, biraz kımıldasa, biraz silkinse, tarih sahnesinde kendisini var eden değerlere sarılıp, tarihin öznesi konumuna gelmeye başlasa bu tip saldırılarla karşı karşıya kalıyoruz.

Bir önceki yazımızda (*) bahsetmiştik. Türkiye, dünyanın potansiyel etki sahası en büyük devletidir. İşte bu potansiyel gücü bizden daha iyi bilen ve bu gücün kinetize olmasını istemeyen aşağılık sömürgeci güçler, cennet vatanımızda bu alçakça tezgâhları kurmaktadır.

Yüz sene önce Osmanlı Devleti’ ni yıkıp, milyonlarca vatan evladını şehid eden, köylerimizi yakıp yıkan, beşikteki bebelere kadar insanımızı katleden, ninelerimizin peçesine el uzatanlar kimlerse bugün bu terör örgütlerini destekleyenler de onlardır.

Ve bugün eğer ellerinden gelse, Türk-Kürt, alevî-sünnî, sağcı-solcu demeden bizi bir kaşık suda boğacak olanlar da bu alçakların ta kendileridir.

Bugün IŞİD, PKK, YPG, DHKP-C gibi terör örgütlerini taşeron olarak kullanan, her türlü askerî ve lojistik desteği sağlayan ülkeler bellidir:

Britanya, ABD, İsrail, Almanya, Fransa, Rusya, İran, Ermenistan, Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan, Belçika, İspanya, İtalya, Suriye…

Bu sömürgeci firavun devlet ve devletçikler ayan beyan, gözümüzün içine baka baka, dalga geçer gibi terör örgütlerine her türlü desteği verip, ülkede bir kaos ortamı oluşturma ve sürdürme peşindedirler. Ülkemizin sınırları içinde ya da dışında kurdukları TV, gazete, internet ağı, vakıf, dernek, siyasî parti, vs kanallarıyla terörün her türlüsüne maddî ve manevî yardım ve yataklık yapmaktadırlar.

Amaçları bellidir.

Türkiye her türlü enerjisini bu terör belasına harcayacak, içteki ve dıştaki düşmanlarla uğraşmaktan bu sömürgeci alçaklarla uğraşmaya fırsat bulamayacaktır.

Bu topraklarda her on yılda bir darbe yapmaya alışkın bünyeler, yine darbenin her türlüsünü denemiş ve Reis-i Cumhurumuz R. Tayyip Erdoğan’ ı düşürememenin verdiği kuyruk acısıyla saldırılarını artırmışlardır.

Nükleer santraller, HES projeleri, havalimanı ve köprü projeleri, yerli otomobil, Göktürk, Altay, Atak, Hürkuş, Vuran, Zıpkın gibi askerî ve daha sayamadığımız yüzlerce millî projeyle atağa kalkan Türkiye’ yi durdurmak istemektedirler.

Düşmana lojistik destek sağlamak vatana ihanettir.

Millet olarak bizim ise; terörü üreten ve besleyen bu alçaklara verdiğimiz desteğin haddi hesabı yoktur. Destek diyorum, evet bu alçakların dolayısıyla da terörün en büyük destekçisi yine biz kendimiziz.

Asıl vahim olanı ise; kendi elimizle kendimize kurşun sıktığımızın farkında bile değiliz.

Bir yandan terörü lanetleyip bir yandan bu alçakların ürettiği ürünleri kullanmak bu alçaklara lojistik destek sağlamaktır.

Devletleri küresel markaların yönettiği, sınırları bu kapitalist firavunların şekillendirdiği, ellerinde bulundurdukları ekonomik güçleriyle iktidarları belirledikleri günümüz dünyasında, bu alçakların ürettiği malları kullanmak vatana ihanettir.

Bugün trafiğe çıktığınızda 10 araçtan 8’ inin Alman, Fransız, İtalyan markaları olduğunu görürsünüz. Cep telefonundan, ayakkabıya, sigaradan, yediğimiz cipse kadar hep bu alçakların ürünlerini kullanmakta, düşmanlarımıza lojistik destek sağlamakta ve bir nevi terör saldırılarını maddî olarak finanse etmiş olmakta yani desteklemekteyiz.

Sırf konforumuzdan vazgeçemediğimiz için kullandığımız ürünlerden bahsediyorum. Sözüm, Ramazan günü orucunu malûm kolayla açan yurdum insanınadır. Muadilleri mevcutken, Alman-Fransız arabalarına binenleredir.

Britanyalı akaryakıt istasyonundan aldığı benzin, altında Alman arabası, bir elinde Fransız marketinden aldığı Amerikan sigarası, diğer elinde İsrail telefonu ve İtalyan gömleğiyle terörü lanetlediğini zanneden şaşkın asalaklar durumundan derhal kurtulmalıyız.

Tabii ki sözümüz muadili olmayan, başka seçeneğimiz olmadığı için kullandığımız ve kullanmak zorunda olduğumuz ürünlerle ilgili değildir. Bunlarla ilgili de bir an önce yerli muadiller üretmeli ve içinde bulunduğumuz bu tüketim köleliğinden kurtulmalıyız.

Milletçe topyekün, tek vücud olmalı ve bu saldırıyı üstlenecek kukla-taşeron terör örgütünün kuklabazlarına odaklanmalı ve bu kuklabazlara karşı yumruğumuzu masaya vurmalıyız.

Vesselâm...

(*)http://www.habername.com/yazi-kenan-ozmen-turkiye-nin-elindeki-en-buyuk-guc-halifelik-11580.htm

kenanozmen@gmail.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.