Hikâyeden Bir Yazı!

Bir hikâyemiz olsun. Hikâyeden olmayan. Ortak!

Ortak hikâyelerimiz yakınlaştırır bizi birbirimize zira… Tanışık olmaktan öteye taşır. Daha ötelere eriştirir bizi…

Hayatın anlamlı derinliklerine doğru merdiven dayayalım. Olmaz mı? Bir hikâye yazalım seninle. Ama harflerle değil. Kelimelerle yazılan bir değil bu hikâye. Öyle olmasın.

Hayat ile yazılmış olsun. Emekle yapılmış olsun. Sevda ile dokunmuş olsun. Yüreğe dokunur olsun. Hikâyeden bir hikâye olmasın. Ortak olsun. Elbirliği, dil birliği, kalp dirliği olsun.

Bir hikâyemiz olsun. Dikkatli bir hikâye... Dosta odaklanmış şefkatli bir dikkat ile yazılmış olsun. Dikkatimizi ışıl ışıl çeken ve dikkatini tel tel çektiğimiz ehl-i yürek ile bir hikâyemiz olsun. Hikâyesi güzel olanlarla bir hikâyemiz olsun ucundan, bucağından bizimde kareye girebildiğimiz.

Bu hikâye dünyevilikten uzak olmalı… Nefsaniyetten arınmış olmalı. Hırsların acımasız yakıcılığından ırak olmalı…

Bu hikâye rekabetin acımasız çarklarına dolanmamalı… Can çekişmemeli insafsız yarışmalarda…

Samimiyetle dokunan bir hikâye olmalı. Önceleyen bir hikâye... Dostunu önceleyen, önce onun iyiliğini, huzurunu isteyen bir hikâyemiz olsun. Ortak!

Ben, ‘Önce sen buyur’ demeliyim bu hikâyede. Sen de aynı şekilde!

Kendi varlığı ile, şişik egoların tıka basa doldurulduğu bir hikâye değil bu! Öyle olmamalı. Dostunda varlık bulan, onun uçsuz bucaksız gönül deryasında otağ kuran bir hikâye olmalı.

Bir hikâyemiz olsun. Ortak…Hikâyeden olmayan.

Yıkıcı eleştiriyle içe kapanan bir hikâye değil. Onarmak üzerine sözlerin söylendiği ve hiçbir sözün ‘Suizan’ ile söylendiğinin düşünülmediği, tuğlalarının tamamen ‘Hüsnüzan’ ile örüldüğü, içinde ‘Serbest dolaşım’ hakkımızın olduğu bir hikâyemiz olsun.

Pasaportun, vizenin sorulmadığı, seyahatlerimizi rahatça yapabildiğimiz bir yerde olsun hikâyemiz.

“Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim”diyebileceğimiz bir yer olsun.

Bir hikâyemiz olsun. Ortak. Hikâyeden olmayan, hakikatli bir hikâye.

Çiçekler üzerine konuşabildiğimiz bir hikâyemiz olsun. Ortak.

Saatlerin nasıl geçtiğini fark etmediğimiz, bir gülün gergefinde yitip gittiğimiz ve bundan memnun olduğumuz bir hikâyemiz olsun. Ortak.

İstemez misin? Lalelerin, nergislerin, ortancaların, zambakların sohbetimize ortak olduğu, rayiha sunduğu bir hikayede yer almayı istemez misin?

Söyle hadi!

Bir mimoza sohbeti nasıl da güzel giderdi oysa! Ya da bir papatyanın heyecan uyandıran, yüreği ağza getiren sohbeti… Nasıl da vazgeçilmez bir hikâye oluştururdu.

Şefkatin sırrına erdiğimiz bir hikâyemiz olsun. Ortak. Hikâyeden olmayan, gerçekçi…

Her hâlini yaşayabileceğimiz… Şefkatin her hâlini tadabileceğim bir ortak hikâyemiz olsun.

Göze şefkatle bakmayı deneyeceğimiz ve başaracağımız ortak bir hikâye olsun bu.

Gönle şefkatle dokunacak ve ısıtacak bir şefkat güneşi olsun bu hikâyede… Orası ‘En bizim’ olsun. Kimsecikler karışmasın, karışamasın, karıştıramasın. Şefkatten bekçileri olsun. Gelen olursa ya da zorlayan, ‘Buraya şefkatsiz Girilmez’ bre gafil desinler.

‘Git şefkatini kuşan, öyle gel’desinler. Ortak bir hikâyemiz olsun. Hikâyeden olmayan, gönülden ve ortak…

Ermişlerin, olmuşların yer aldığı bir hikâyemiz olsun. Hamlıkların yakıldığı, yok edildiği bir hikâye. Hikâyeden olmayan. Ortak.

Bu hikâye bizi de ermişlerle dost etsin. Erenlere yoldaş kılsın. Onların izinden yürütsün. Olmak yolunda mesafe aldırsın. “Göçtü kervan kaldık dağlar başında” dedirtmeyen bir hikâye… Kervandan geriye düşmediğimiz, ‘Düşkün’ sayılmadığımız bir gönül hikâyemiz olsun! Ortak. “Bir gönül hikâyesi anlatır gözlerin” dediğimiz.

 “Bir gönül hikâyesi anlatırdı gözlerin” demediğimiz, devam eden bitimsiz… Eskiye dair olmayan. Eskiye, şimdiye ve geleceğe dair olan bir hikâye olmalı bu. Ortak.

Gözlerin konuştuğu bir hikâyemiz olsun. Ortak.

Gözlerin gönlü perdelemediği, karartmadığı, aksine gönle cila olan, aydınlatan bakışların yer aldığı bir hikâyemiz olsun.

Hayranlığın yer aldığı bir hikâye bu… Gözün âlemi dolaştığı, derin düşündüğü, tefekkür ettiği ve hayret makamına yükselmiş bir bakışın yer aldığı bir hikâyemiz olsun. Hikâyeden olmayan. Ortak.

Gelen her verinin, görüntünün yürekte muştu olarak algılandığı bir hikâyemiz olsun. Sevindiğimiz, hep sevindiğimiz ve sevildiğimiz.

Bir hikâyemiz olsun. Ortak. Hikâyeden olmayan bir hikâye…

Yaşamaya değer, sevmeye, sevilmeye değer bir hikâye. Yalansız, riyasız. Hikâyeden olmayan. Emeğin, çabanın yer aldığı bir hikâye…

Gönül kodlarının önemsendiği, hayatın her alanını içine alan bir hikâye…

Yaşanmaya değer bir hikâye.

Hatırlanmaya değer bir hikâye.

Yüz akıyla hayatın öte yakasına taşıyabileceğimiz, ‘İşte hikâyem’ diyebileceğimiz içinde hayat olan, iman olan, aşk olan bir hikâyemiz olsun. Ortak.

‘Geldim Efendim, döndüm Efendim’cümlesini rahatça kurabileceğimiz bir hikâyemiz olsun.

‘Bedenim haramsız, yüreğim yalansız’diyebileceğimiz bir hikâyemiz olsun.

Bir hikâyemiz olsun. Hikâye olmayan, kurmacadan uzak, sahici!

Ve ortak!

19.12.2012 canbolatugur@gmail.com/https://twitter.com/ugurcanbolat https://www.facebook.com/iyibakkendine7  

  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
14 Yorum