İşimiş hep dua olsun!

İşimiz duaya kalmasın, işimiz hep dua olsun...

Çünki biz ne zaman duasız bir nefes aldık ki? Ne zaman ve hangi vakit duadan ayrı düştük? Ve bizi duamız ne zaman yalnız bıraktı?

Bizlere dua derecesinde, dua yakınlığında bir yakınlık verilmedi mi? Rabbimiz şöyle buyurmadı mı?:“(Ey Resûlum!) De ki: Eğer duâniz olmasa, Rabbim size niye ehemmiyet versin?".

İbadetin özü olan duayı, neden hep sonlara bırakalım? Neden hep ilkimiz olmasın?.

İnsanın aciz varlık olarak yaratılmış olmasının adıdır, dua. Acizliğin baştacı, hiçliğin kurtarıcısı...

Acizdir insan, herzaman dua ile yaşar. Ama çoğu zaman farkında olmadan.

Farkında olmaz hergün doğan güneşin, mecbur doğacak olmasına inanır, düşünmez duanın etkisini.

Aldığı nefesi idrak etmez, zaten alınacak ve verilecek birşeymiş zanneder. Duayı yine hatrina getirmez.

Kendince mücahadele verir, yapar çabalar yırtınır, olmadığı andan itibaren, `işimiz duaya kaldı` deyiverir. Oldu mu bu şimdi?

İlk çalacağımız kapıdır, dua...

Dua Yaradan ile yaratılan arasında ince bir köprüdur. Kalpten çekilen ve en hızlı ulaşan mesajdır. Hem de istediğin kadar mesaj çek, sınırsız ve bedava!. Ay sonunda fatura kesilmez...

Ettiği dualara er veya geç cevap alır insan. Hatta dua insana terapi gibi gelir. Sizi anlamayan onca insanı şöyle elinizin tersiyle bir kenara itip, sizi anlayan birinin huzuruna geçip, içinizden geçen herşeyi ya sesli ya da sessiz söyleyip, rahatlamanın adıdır dua.

Bazen ne Anna- baba, ne de yar anlar bizi, yaradandan başka!...

Ve bizde birkez olsun O´nu anlamaya çalışalım,

 

ve işimizi duaya en son bırakmayalım...

Duanız ilkiniz olsun...

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.