İsrail'de dengeler sarsılmış olabilir

Bilmiyordum, Habertürk'e Washington'dan yazan Tülin Daloğlu'nun yazısından öğrendim: Türkiye'nin Tel Aviv Büyükelçisi Oğuz Çelikkol'a o garip mizanseni hazırlayıp sahneye koyan İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon, birkaç yıl öncesine kadar, ülkesinin Washington büyükelçisiymiş...

Araştırınca başka özellikleri de dikkatime geldi Ayalon'un: Ülkesine dönünce Amerikalıların hoşuna gidecek bir politik çizgi izlemiş ve var olan yerleşim merkezlerini terk edip Gazze'den tek taraflı çekilmeyi savunmuş... 2008 yılında 'aşırı' sayılan Yisrael Beitennu Partisi'ne katılıp Meclis'e girmeyi başarmış...

Eski diplomat, yeni politikacı Danny Ayalon'u, en çok Amerikalıların suskunluğu şaşırtmıştır sanırım. Daloğlu, Washington'da kendisini iyi tanıyan Amerikalı kaynaklarının, Türkiye büyükelçisini küçük düşürme amaçlı tezgâhın esas Ayalon'u onların gözünde küçük düşürdüğünü söylediklerini anlatıyor dünkü yazısında.

Onun gibiler iktidara tırmanınca bundan İsrail de zarar görüyor.

İsrailli politikacılar bu tür hazımsızlıkları yıllardan beri hemen her ülkeye karşı uyguluyor. Kimi sessizce sineye çekiyor kendisine yapılanı, kimi sorun etse de bunu ciddi bir diplomatik skandal haline dönüştürmekten kaçınıyor. Öyle ya, İsrail yalnız İsrail değil; arkalarında Musevi Lobisi bulunan Amerikalı politikacıları da kızdırmak var işin ucunda. Hem Barack Obama da sonunda Musevilerin onayıyla başkan seçilmedi mi?

Şimdilerde kazın ayağı pek öyle değil. İsrailli politikacılar ve diplomatlar biraz da Türkiye ve Tayyip Erdoğan sayesinde bu 'gerçeği' yeni yeni fark ediyorlar. Şaşkınlıkları ve birbiriyle çelişen tepkiler vermeleri bundan... Ehud Barak gibi saçlarını bu yolda ağartmış asker kökenli politikacılar devrin değiştiğini taze politikacılardan daha iyi görüyorlar; ama diğerleri? Onların işi zor.

Bugünün işareti Obama'nın başkan seçildiği seçimin öncesinde yaşanan tartışmalarda alınmıştı aslında. Amerikalı Museviler çoğunlukla Demokrat Parti'yi destekler; hem paralarıyla hem de oylarıyla... Obama Demokrat Parti'den adaylığını koyunca Hillary Clinton'a yatırım yaptı Museviler; 'sarıklı molla' gibi gördüler Obama'yı, geçmişte söylediklerini İsrail'in çıkarlarıyla ters düşer buldukları için...

Devam ettiği kilisenin papazının cemaatine ara sıra 'anti-Semitik' mesajlar verdiği duyulduğunda kendisini savunmak Musevi asıllı eski diplomat Dan Kurtzer'e düşmüştü. Ülkesini İsrail'de büyükelçi olarak temsil etmiş Kurtzer'in hesap vermek üzere çağrıldığı komite önünde söyledikleri Musevi Lobisi mensuplarını hiç memnun etmedi.

“İsrail yanlısı olmam için aşırılığıyla bilinen Likud Partisi görüşlerini savunmam gerekmez” demiş olan Obama'ya yüklenen Lobi, İsrail'in Lübnan'ı işgaline ve rehineleri öldürmesine tepki vermiş Zbigniev Brezinski'yi kendisine danışman seçmesine de karşı çıkmıştı.

Barack Obama başkan seçildi yine de, bugün de Beyaz Saray'da o oturuyor.

Eminim, Beyaz Saray Türkiye'nin Ayalon'a ve İsrail'e had bildirmesinden hiç rahatsız olmamıştır. Kurtzer, “Vay be, benim söyleyemediklerimi söylemişler” demiş bile olabilir...

Kurtzer, İsrail'de ülkesini büyükelçi olarak temsil ederken, bir defasında “İsrail, yerleşim yerlerinde yaşayanları korumak için ayırdığı kaynağı engellilere harcasa çok iyi yapar” demiş, politikacıları kızdırmıştı. Bir keresinde de, “İsrail halkı, yöneticilerini hizaya getirmek için, Amerika'nın baskı uygulamasını beklemesin, ayaklanın, sokaklara dökülün ve 'Buramıza geldi, artık yeter' deyin” tavsiyesinde bulunmuştu.

Kurtzer'in 'Musevi asıllı' olduğu yazdım, ama bir ayrıntı daha da önemli: Musevi Şeriatı'na uygun tedrisat yapmak üzere kurulmuş 'Yeshiva Üniversitesi' mezunu biri Kurtzer ve diplomat olmadan önce o üniversitenin dekanıydı.

Ayalon aslında Oğuz Çelikkol ile takışmış olmadı, İsrailli politikacıların aşırılıklarından rahatsız Kurtzer gibilerin de hışmını üzerine çekti.

Zavallı Ayalon, bu ay sonunda Yargıtay Başsavcısı Menahem Mazuz'un emekliliği öncesi vereceği son kararla partisinin lideri de olan Avigdor Lieberman'ın siyasi hayatının sona ereceğini, yerine kendisinin dışişleri bakanı olacağını hesap ediyormuş. Lieberman yüz kızartıcı bir suçtan, yolsuzluk yüzünden, koltuğuna veda edebilirmiş çünkü.

Jerusalem Post gazetesi, partinin bir yetkilisinin şu sözlerini aktarıyor: “Siyaseten bitti o. Olay diplomat olarak ününü zedeledi, silinemeyecek bir leke sürdü üzerine. Lieberman'dan çok kendisini yaraladı. Yeni lider ve bakan seçecekleri zaman partinin önde gelenleri bu olayı hatırlayarak hareket edeceklerdir.”

İsrail'in eskisi kadar korkulacak bir ülke olmadığını göstermeye yaradığı için bu olayı unutmayacaktır İsrailli politikacılar...

Ayalon'un hâlâ gürültü çıkarmaya devam etmesinin sebebi de bu galiba; bağırdıkça çukurda daha derine battığını henüz fark etmiyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.