Kadınlar sadece dinlenmek ister!

Duygusallık kadınların genetik yapısında vardır. Bunun doğru olduğunu hepimiz biliyor, yaşıyoruz. Aile içi geçimsizliğin ana sorunu anlaşamamazlıktır. Eşler arasında sorunlar genelde “anlamamaktan” çıkar koca hanımını, hanım beyini anlamamak için sanki gayret gösterir, halbuki birçok sorunun çözümü anlamaktan geçmektedir.

 

İnsanın yaradılış gereği olaylara farklı bakış açısı vardır. Kadınlar eşleri tarafından dinlenmek isterler. Olaylar karşısında sadece ve sadece içini dökmek için konuşurlar. Aslında problemlerine çözüm de aramazlar, sadece dinlenmek isterler!

 

Eğer karşısındaki çok iyi birer dinleyici ise ortada anlaşamamazlık diye bir sorun olmayacaktır. Lâkin realitede durum sanıldığı kadar kolay değildir.

 

Kadınlar için, içini dökmek önemli, erkekler içinse anında probleme çare olmak önemlidir! Sorunda buradadır aslında.

 

Çözüm, soruna çözüm bulmak değil, sadece iyi birer dinleyici olmaktır.

 

Aslında bakıldığında, olaylara çözüm bulmak kadar zor birşey yoktur, bizler zoru seven bir millet olduğumuz için, hayatımızın her alanını zorlaştırmasını çok iyi başarabiliyoruz.

 

Dinlemek kadar kolay bir şey var mı dostlar? Sadece dakikalarinizi feda edip çok değer verdiğiniz eşinizi dinlemek. Onun sizinle paylaşmak istediği sıkıntısını sadece dinlemek.

 

Bu o kadar mı zor? Eğer probleme çözümde var ise, oh ne ala. Ama ilk etapta onu öne sürmeden eşinizi dinleyin. Sadece dinleyin.

 

İnanın onlar bunun farkına varınca, aradaki sorunun kalktığını göreceksiniz.

 

Burada tecrübe konuşmuyor, ama yaşadıklarım buna kafi…

Yazıma çok anlamlı bir anekdot ile son vermek istiyorum:

 

********************

 

Hakim, yaşlı çifte sormuş;

- Bunca yıldan sonra niçin ayrılmak istiyorsunuz? Yaşlı kadın cevaplamış;

- Hakim bey, bir ay öncesine kadar aklımda böyle bir şey yoktu, eşim bana bir mine çiçeği getirdi
Ben de çiçekleri çok severim Bu çiçek de çok sulanması gereken bir çiçekmiş ve eşim, düzenli aralıklarla sulanmadığında öleceğini söyledi. Ben kemik rahatsızlıkları olan bir insanım, geceleri uykumdan kalkıp çiçeği sulamam gerektiği halde, bir gün fark ettim ki, eşim bir kez olsun benim ağrıma rağmen gece kalkıp suladığım çiçeğimi sulamadı. Bunun üzerine ben de bu kadar düşüncesiz bir insanla yaşamamam gerektiğine karar verdim.

Hakim kadına hak vermiş; ama âdettendir diye bir de adama sormuş;

- Senin söyleyecek bir şeyin var mı? Yaşlı adam cevaplamış;

- Eşimin anlattığı her şey doğru, tek bir şey dışında.
Mine çiçeği çok sulandığında ölür. Eşimin kemik rahatsızlığı var ve iyileşmesi için düzenli egzersiz yapması gerekir; ama eşim bunu yapmadığı için ben bu yalanı buldum çiçeği ölmesin diye her gece kalkmak zorunda kaldı.  O, her uyandığında ben de uyanık olurdum, işini bitirip uyuduğunda, gidip çiçeğin suyunu boşaltır, peçetelerle toprağını kuruturdum. Sonra da yatağa gelip, bana hayatı güzelleştiren, canımdan çok sevdiğim eşimi doyasıya sevdiğimi düşünürdüm.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum