Kıvamını Bulmayan Kalp!..

Her şeyin bir tayin edilmiş zamanı var! Bu sisteme uyulduğunda istenen olgunluk ancak elde edilebiliyor.

İki cümle mi öğrendik, ertesi gün pazara sürüyoruz.

İki maharet mi edindik, kırk yıllık usta gibi caka satma pozlarına bürünüyoruz.

İki hoş iltifat mı aldık, ardından şımarıklığa meylediyoruz.

İki azar mı işittik, tabana kuvvet ortalardan kayboluyoruz gücenip veya hemen savunucu karşı cevaplar vermeye girişiyoruz.

Biraz yol, yordam mı öğrendik, çok geçmeden en sivri akıllı biziz edalarına bürünüyoruz.

Elimiz biraz rahatladı, gelirimiz biraz mı arttı, hemen çanağı çömleği yenileyerek başka bir yerde yaşamaya, eski hallerimizi unutmaya, sınıf atlama heveslerine kapılıyoruz.

İki kitap okumakla âlim, iki tesbih çekmekle zâkir,  iki güzel lakırdı etmekle hatip, iki dinleyici bulmakla şöhret sanmaya başlıyoruz kendimizi!..

Neden acaba?

Birkaç gündür düşünüyorum nerelerde zafiyetimiz var diye?

Neden hemen çizgiden çıkma eğilimi açığa çıkıyor?

Neden hemen olmuşluk halleri zuhur ediyor?

Neden hemen kendimizi arsızlık sokaklarında edep havası atarken buluyoruz? Neden?

Tüm bunların sebebi kalbimizin kıvamını bulamayışıdır efendim!

Ne yapıp etmeli ‘Kalbin Kıvamı’nı elde etmeliyiz.

Kıvamını bulmayan kalpten, hakikatli bir sevgi beklenebilir mi?

Kıvamını bulmayan kalpten, şükür niyazları çıkar mı?

Kıvamını bulmayan kalpten, şefkat pınarları coşar mı?

Kıvamını bulmayan kalpten, ruha sekinet sunan cümleler duyulur mu?

Kıvamını bulmayan kalpten, ilim, irfan, edep, nezaket, incelik, zerâfet, iltifat, fedâkarlık, diğergamlık, şefkat, ilgi gibi hayatı tezyin eden duygular kaynayıp taşar mı?

Aşk buhurdanı tüter mi kıvamını bulmayan bir kalpten?

Sıkıntılar, taşkınlıklar, sınır ihlalleri, tecavüzler, aşağılamalar, genellemeler, ötekileştirmeler, ötelemeler, örselemeler, hıçkırıklar, acılar, feryatlar hep bu ‘Kalbin Kıvamı’nı bulamayışından değil mi?

Hep erkenden, vakti gelmeden olmuşluk hezeyanına kapılmaktan değil mi?

Vaktini beklemeden yapılan hiçbir hamle beklenen sonucu vermiyor insana… O nedenle önce kıvam bulmaya çalışmalıyız.

İlmin, sözün, sohbetin, muamelenin, merhabanın, dostluğun, muhabbetin, yârenliğin, baba olmanın, anne olmanın, evlat olmanın, kardeş olmanın, yâr olmanın, cân olmanın, sinede yankılanmanın kıvamını elde etmeliyiz.

Bunun mümkün olması ise ‘Kalbin Kıvamı’ ile mümkün!

Bu ise irfan ocaklarında diz çökmek, gönül secdesi yaparak varlıktan soyunmak, gönlün semasında uçmaya azmetmekle…

… Ve bir Hızır nefesi ile…

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
12 Yorum