Misyon ve Vizyon Arasında Ak Parti Nedir, Ak Partili Kimdir? (II)

Ak Parti geleneği itibari ile teşkilatları üzerine bina edilmiş bir sistematiğe dayanmakta ve bu sistematiğin kanallarının tıkanıp tıkanmaması hayati bir önem arz etmektedir. Her ne kadar 2007 yılındaki genel seçim sonuçlarına bakıp teşkilatlara gerek kalmadığını söyleme cüretini gösterebilmiş bir kısım mirasyedi yöneticileri bünyesinde barındırsa da bunun böyle olmadığını  yer yüzünde en iyi bilecek kişi Ak Parti’nin kurucusu ve ideoloğu olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Dişiyle tırnağıyla, Gıdım gıdım kazıyarak bu günlere getirdiği Ak Parti’yi Ahmet Davutoğlu’na teslim eden Recep Tayyip Erdoğan, teşkilatçılığın yaşayan en büyük ordinaryüs profesörüdür.

Teşkilat ve müşahit gibi kelimelerin sözlük manalarını bile bilmeyen birilerinin, sırf gelecek kaz ve yolacak tavuk hesabı ile girme hevesine tutulduğu Ak Parti’nin siyasal makamları, her biri maddi manevi yükümlülüğü olan ve asıl sahibinin millet olduğu makamlardır. Kişisel ikbal hesapları ile dönemin şartlarına bukalemunize olarak bu koltuklara oturma hevesine kapılanların ve esasında teşkilatçı bir gelenekten yoksun ve de daha önemlisi, halkın içinden gelmeyen elitist gençlerin avutulacağı, oyuncakçı dükkanı ya da bir lunapark değildir Ak Parti.

Her ne kadar çatışmacı bir gelenekten gelmese de geçmişinde Seyyid Kutup’ların ve Metin Yüksel’lerin şehitlik mertebesine vardığı, Şehit Mahalle Başkanı Adem Eraslanlar’ın yoludur Ak Parti. Ak Parti bayrağını madden ve manen en yüksek noktalara taşımak için karda kışta kıyamette soğuk elektrik direklerine tırmanan sayısız millet evladının; ter, kan ve gözyaşı ile örülmüş muhkem bir dava örgüsüne sahiptir Ak Parti.

Akıncı ruhu ile sefere gider gibi sandığa giden ve her bir seçimi Çanakkale ruhu ile karşılayan ve de her seçim zaferinden bir Mohaç muştusu çıkarmasını bilen ve bu ruh dünyası ile örs ile çekiç arasında yoğrulmuş, kınından çekilmiş bir kılıç gibi diklenerek dik duranların partisi olan Ak Parti tabanı, muazzam basireti ile önüne kurulan her türlü tuzağı, kükremiş bir sel gibi bir hiç mesabesine indiren ve her kuyudan bir Yusuf yeşerten, Mısır zindanlarını medrese bilip dünyanın ta en ücra köşelerinde bile mazlumların kaderinin kendi dava yürüyüşünün sonucuna bağlı olduğunu en derinden deruhte eden sessiz milyonların, çılgın dalgaların, köpüren denizlerin ve o denizlerdeki balıkların bile umududur Ak Parti.

 

Nasıl ki Üstad Necip Fazıl’ın deyimiyle CHP bir parti değildir... Nasıl ki CHP, Türk’e; dilini, dinini ve özünü unutturmaya memur bir katliam müessesesi ise işte Ak Parti’de bir parti değildir...

Ak Parti, boydan boya bütün Türk tarihinde, Türkler’in başına geçirilen en iğrenç ve en kripteks mankırt maskesini bu aziz milletin başından söküp atmaya, tarihin bu karanlık devrini bitirmeye, tarihte sayısız haçlı seferine tek başına göğüs gerdiği için milletimize ödettirilen faturaya bir son verip bunu geçmişe dönük tazmin etmeye, Türk’ü Türk yapan tarihsel değerlerle tekrar barışık hale getirmeye ve tekrar İslam’ın sancaktarlığı şerefine yüceltmeye, her türlü ihanetin hesabını görmeye, yobazlığın her türlüsünü ayaklar altında paspas etmeye ve bu aziz milleti tekrar dünyaya efendi kılmaya vazifeli bir inşa müessesesidir.

Her Ak Partili bunu bilir ve bu şuurla hareket eder ve davasına sahip çıkar. Göbeği kaşınan adam diye horlanan bu akıncı ordusu, aslında göbeği kaşınmayan ama kekliği taklit eden karga derdinden mütevellit, her biri Michael Jacksonlaşmış ucubelerinde bu dertten kurtulmaları için canla başla çalışır.

 

Her Ak Partili bir dava adamıdır... Ha, hemen olumsuz bir kısım örnekleri sıralayacak olanlara gelince, onlara diyeceğim şudur ki: Tarihte her dava hareketinin içerisinde kendisine paralel(!), cibilliyet sorunu yaşayan kişiliksiz karakterler oluşmuştur. Onlar pirincin içindeki beyaz taş hükmündedirler. Beyaz olmaları pirinç oldukları manasına gelmez!

 

Elbette üç yüz tam inanmış adamla Bedir Kuyuları önüne gelen Hz. Peygamberimizin (S.a.v) etrafında bir kısım münafıklar olduğu gibi Ak Parti içerisinde de iktidar nimetlerinden faydalanmak şehvetiyle bu trene binmiş birilerinin olması normaldir. Bu hem insan fıtratına uygundur hem de siyasetin fıtratına uygundur.

 

Ak Parti’yi seviyorum ama bugünkü yazım bir güzelleme yazısı değildir. Bugünkü yazıdan kastım, süreci devam eden Ak Parti kongreleri ve yaklaşan İstanbul İl Başkanlığı kongresini esas alacak olan bir sonraki yazıya girizgah yapmaktır.

 

En başından beri yaşanan süreç ve gelinen noktayı ve takip edilecek yolu kritize ederek bir nebze olsun faydalı olmaktır. Zira biz sandık başı görmemiş, seçmen eli tutmamış, bayrak pankart asmamış ve bu mekaniğe dahil olmamış ve hatta bu mekaniğe karşı olan bir kısım köşe yazarı etiketli zibidilere benzemeyiz.

 

Ne demek istediğimi anlamak isteyen yandaş(!) medyanın köşelerinin kimlere tahsis edildiğine baksın.

 

Not: Bu konuyuda ayrıca yazacağız.

E Mail : akpinartahsin@hotmail.com

Twitter: @akpinartahsin

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum