Nasılsın, İyi misin?

Çok sevdiğim iki kelimedir. Nasılsın, iyi misin?

Nefes aldırdığını düşünürüm bu iki sihirli kelimenin insanlara… Yürekten söylenmiş, samimiyet tüten bu iki kelime çoğu zaman verebileceğiniz en iyi hediye olur dostlarımıza, yakınlarımıza.

İnsanlar tasasız, hiçbir kaygı gütmeden oturur yanı başına bir bir döküverir ne varsa kendisini daraltan, bunaltan...

Dost ile baş başa iken edilen bu iki kelime genellikle derdini ummana döktürür. Ya da umman kadar derdin bile olsa kuş gibi hafiflersin.

Hayatı sıkan, birbirine ulayan, dünyayı belki de birkaç kez dolanabilecek olan dertler, kırgınlıklar, kırıklıklar, yürek acımaları, ihmaller, vefasızlıklar, yolda bırakılmalar gibi dertleri bir bohçaya sığdırırsın. Dostun cemali ve onaran sözleriyle o umman kadar derdini bir bohça katlar gibi katlar, kaldırır yüklüğe koyuverirsin.

Yeter ki ilgiyle sorulsun bu soru!

Yeter ki sahici dinlenilsin dertler. İnanın hafifler, yeniden canlanır, hayatı kuşatmak için kanat açarsınız.

Çırparsınız hatta!..

Birkaç gündür zihnimde dönüp duruyor bu soru. Nedensiz üstelik…

Nasılsın, iyi misin diyorum kendime. Kendi kendime soruyorum durmaksızın.

Nasılsın, iyi misin?

Kesilmiyor, ardı arkası. Tekrar edip duryor.

Ne diyeyim? Hayırdır inşallah.

Zihnime takılan bu sorunun çapını biraz genişletmenin kendi iç yolculuğumuzda yararlı olacağı kanaatine vardım. Bunu denemek, kendime sorular sormak istedim. Dilerseniz siz de eşlik edebilirsiniz. Varlığınızdan memnuniyet duyarım eşlik ederseniz.

-Arakan’da katliam var. Sen nasılsın, iyi misin?

- Suriye’de Ramazan ayında bile sürekli ölümler devam ediyor. Sen nasılsın, iyi misin?

- Dünyanın pek çok yerinde yürek parçalayan dramlar yaşanıyor… Dünya yüksek seslerle sarsılıyor ama duyulmuyor nedense! Mâkes bulmuyor inanmış gönüllerde yeteri kadar. Sen nasılsın, iyi misin?

- Yurdumuzda şehit düşenlerin haberleri var gazetelerde. Ağıtlar var yüreği köze dönmüş annelerin, babaların, eşlerin, evlatların dilinde… Peki, sen nasılsın, iyi misin?

- Sokaklarda çöp kutularından ekmek toplayanlar varmış hâlâ memleketimde… Duydun mu acep? Sen nasılsın? İyisin değil mi?

- Borcunu ödeyemediği, işleri ters gittiği için evinden ayrı düşmüş, mahpus damına düşenler varmış. İftar edemiyorlarmış aileleri ile. Haberdar olduğun var mı? Aa bu arada nasılsın, iyi misin?

- Geleceği çalınmış bir gençlikten bahsediyor uzmanlar! Geleceği, ümidi, gayreti hatta imanı çalınmış diyorlar. Hiç kulağına çalındı mı? Uzaktan da olsa… Az kalsın unutuyordum inan. Nasılsın, iyi misin?

- Ağaçlar meyve vermiyormuş, buğday başakları boşmuş, su toprağın açlığını doyurmuyormuş. Ne düşünüyorsun bu konuda? Evvela şunu sorayım. Nasılsın, iyi misin?

- Ömürler heba ediliyormuş. İnsanlar ruhsal olgunluğa ermeden toprağa düşüyormuş. Gönle düşmeyi unutmuş diyorlar nicedir insanlık. Aslı astarı var mı acaba? Bi araştırsan filan diyorum. Ama önce sorayım. Asıl sen nasılsın, iyi misin?

- İnsanlar kendi derdine düşmez olmuş, kalp yangınları sönmüş. Başkasının derdi için ağlayan göz kalmamış şeklinde rivayetler dolaşıyormuş. Doğru mu gerçekten? Vallahi inanmam. Unutmadan sen nasılsın, iyi misin?

Nasılsın, iyi misin?

- Doğrulukta nasılsın? Dürüstlükte, iyilik etmekte, kendinden daha çok başkasını düşünme konusunda biraz ilerleyebildin mi?

- Çalışmakta nasılsın?Gayretine gayret katabiliyor musun? Yorulup yorulup yeni baştan başlayabiliyor musun? Kendine ‘Yorulmak yasak’ diyebiliyor musun artık?

- İlimde nasılsın ilimde?Öğrenmeye aç mısın? Bilmenin yollarında terliyor musun? Hem az okuduğun için, hem de okuyup hazmetmediğin kitaplar için çok hayıflanır olmuş diyorlar senin için. Doğru mu? Söyle hadi.

- İrfan mektebine uğruyor mu yolun?Bu hususta nasılsın? Nasipli misin mânâdan yana?

- Bir kandil olabiliyor musun?Camilerin minareleri arasında yanan mahyalara inat kırık gönüllere? Aydınlatmaya çabalıyor musun? Kandiline yağ damlatıyor musun ya da düşkünün, garibanın, mazlumun?

- El tutuyor musun?Elden ayaktan düşenlere gidiyor bir sıcak hatır sorabiliyor musun? Nasılsın bu konuda?

Özetle, başkalarının kabahatlerini bulmak, onları sıkıştırmak, küçük düşürmek hâlâ zevk veriyor mu sana? Kavga etmeyi sulhtan daha mı üstün tutarsın? Kendini yıkıcı kavgalardan, saldırılardan, yaralamalardan alamaman ondan mıdır? Başkaları için zaptiyeliği bırakmak, kendi kusurlarını bir bir yakalamak için ne zaman makas değiştirmeyi düşünüyorsun? Ne zaman?

Unuttum yine sormayı!

Nasılsın, iyi misin?

İyi ol lütfen.

Hep nasihat etmektesin kendine…

Belki bir gün bu durumu aşarsın. Kim bilir?

Söylem noktasını geride bırakır uygulayıcı noktasına erişirsin.

İşte o zaman iyi olursun.

İyilerden olursun!

İyilerle olursun!

HABER NAME/ 30.07.2012canbolatugur@gmail.com/https://twitter.com/ugurcanbolat/ https://www.facebook.com  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum