Sana Aslan Olmak Yakışır

Türkiye dünyanın kritik coğrafyalarından birinde bulunuyor. Tarihi geçmişimizin omuzlarımıza yüklediği ağır sorumluluklar var. Sadece kendi sınırlarımız içinde yaşayan insanlarla ilgilenmek yetmiyor. Mahallemizde, bölgemizde zulüm gören insanlar varsa onlara seyirci kalmak bize yakışmayacak bir tavır.

Mahallenin kendi halinde, suya sabuna dokunmayan, risk almayan bir sakini olmayı göze alamayız. Mahallenin en aktif, en katılımcı, paylaşımdan yana ve elindeki bir ekmeği bölüşebilen sakiniyiz biz. Biz böyle gördük, böyle öğrendik.

Türkiye merkezli yardım kuruluşları son yıllarda sadece Gazze’ye milyonlarca dolarlık yardım ulaştırmışlar.

Kızılay Başkanı Tekin Küçükali bir televizyon kanalında, “60 yıldan beri Filistin’e yardım götürüyoruz” açıklamasını yaptı.

Deniz Feneri Derneği Gazze’ye milyonlarca dolar yardım ulaştırmış ama sayfayı kapatmamış, devam eden projeleri var. Projelerin devamı için Gazze’ye her ay ulaştırılan yardımlar var.

Salı akşamı Seyr FM’deki İyiliğin Seyr Hali (21.00-22.30) programımda, İHH’nin Yetim Birimi’nden Mine Karakaş ve Emrin Çebi konuğum oldular. İkisi de Gazze için yola çıkan Mavi Marmara yardım gemisinin yolcuları arasında idi.

Yaşadıkları zorlu yolculuğu, esaret günlerini, İsrail askerlerinin ne kadar korkak olduğunu anlattılar. Gazze’yi anlatırken, “İHH’nın orada 10 bin yetimi var” dediler.

Yardımeli Derneği’nin Gazze’de “kardeş aileleri” var. Kimse Yok mu Derneği ve adını uzun uzun sıralayabileceğimiz yardım kuruluşlarımız Gazze’ye yaptıkları yardımlar konusunda adeta yarışıyorlar. Her birinin internet sitelerinden göz kamaştıran faaliyet raporları var.

Geçtiğimiz günlerde bir televizyona programının ekonomist konuğu, “Afrika’ya en çok nakit girişi iki ülkeden, Çin ve Türkiye’den gerçekleşiyor” dedi.

Özellikle de 2005 yılı sonrasında dünyanın bütün kriz bölgelerinde ve tüm kıtalarda yapılan insani yardım çalışmalarında Türkiye merkezli dernek ve vakıfların dikkat çekiyor olması bizler için bir iftihar ve şükür vesilesi. Ancak dünyanın etkin güç merkezlerinin de dikkatinden kaçmayan bu yeni durum, Türkiye’nin güçlü ve “söz sahibi” olmasından rahatsızlık duyan çevreleri harekete geçirdi. Kapalı kapılar arkasında hazırlanan bir takım karanlık senaryoları için düğmeye basıldı.

Neler oldu? Son üç yılda Deniz Feneri ile ilgili yaşananları hatırlamamız bu sorunun cevabı için yeterli.

Önüne konan her filmi kolayca izleyen, her senaryoya rahatça pirim veren halimizi değiştirmediğimiz müddetçe yeni filmlerin vizyona girmesini beklemeliyiz.

Bizim mahallemizde her film vizyona girememeli, her film rağbet görmemeli. Aksi halde o filmlerin figüranı bile olamayız. Bize sadece, “seyirci” rolü biçilir, farkında olmadan o rolü oynayarak bir ömrü tamamlarız.

Şeyh Sadi Şirazî’den güzel bir hikaye ile tamamlayalım..

Adamın biri gezerken ayaksız bir tilki gördü, hayrete düştü. 'Nasıl yaşar bu hayvan, ne yer ne içer?' diyerek, Allah'ın lütfuna hayran oldu.

Derken bir aslan çıkageldi, ağzında çakal taşıyordu. Görkemli ve korkunç hayvan avının bir kısmını yedi, doyunca kalanını bırakıp gitti. Tilki artığa doğru sürünerek yaklaştı ve afiyetle yiyip karnını doyurdu.

Tilkinin yiyeceğinin ayağına geldiğini gören adam, kendi kendine: 'Bir tilkinin rızkını ayağına gönderen Allah, benimkini neden göndermesin?' diyerek, çalışmasına gerek olmadığını, bir köşeye çekilip oturabileceğini düşündü.

Düşündüğü gibi de yaptı: 'Rızkım Allah'ın görünmeyen hazinesinden gelir, gayret etmem gerekmiyor' diyerek beklemeye başladı.

Bekledi, bekledi... Ne gelen vardı ne giden... Günler geçip gitti. Adam zayıfladı, eridi, bir deri bir kemik kaldı. Güçsüz ve bitkin bir haldeyken, bulunduğu mescidin mihrabından bir ses duydu:

“Ey tembel adam!' diyordu sesin sahibi, 'kendini ayaksız bir tilkiye benzeterek neden miskin miskin oturuyorsun? Kalk! Yırtıcı aslan ol. Başkasının artığına göz dikmeyi bırak. Sana yakışan, başkalarının artığını yemek değil artık bırakmaktır. Gücüyle aslan gibi olan, başkasından yiyecek bekler mi? Haydi kalk! Kolları sıva. Çalış ve rızkını kazan. Hem kendin ye, hem güçsüz ve muhtaçlara yedir.”

Ey genç insan!

'Elimi tutun' diyerek başkasına el uzatma!

Çalışmayan insanın kafasında beyin yoktur. Onların başları kuru bir deriden ibarettir.

Allah'ın kullarına iyilikte bulunan, iki cihanda da iyilik görür.

Yaşlıya yoksula yardım elini uzat!

Allah, başkasının mutluluğu için çalışanın yardımcısıdır.

gumuslale@gmail.com

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum