Murat KARAKOYUNLU

Murat KARAKOYUNLU

SEN KAL ERDOĞAN

On iki yıllık iktidarı süresince birçok yaprak dökümü yaşadı Ak Parti. Başbakan’ın en yakın çalışma arkadaşlarından en popüler isimlere kadar pek çok kişi vitrinleri süsledi. Başbakan yardımcısı da oldular, bakan da, milletvekili de. Parti içerisinde önemli görevlerde de bulundular.

Abdullatif Şener, Ertuğrul Yalçınbayır, Nazım Ekren, Erkan Mumcu, Ümmet Kandoğan, Murat Başeskioğlu ilk akla gelenlerden. Biraz zihnimizi yoklarsak bu isimlere yenilerini de ekleyebiliriz. Geldiler ve gittiler.

Kimi kapatma kararı sonrasındaki hesapların içerisine girdi. Kimi yeni görevini beğenmedi. Kimi çevredekilerin gazına geldi. Kimi Erdoğan’sız Türkiye hayallerinin kurtarıcısı hissedip kendini, ilk durakta indi. Ama sonuçta farklı sebeplerle de olsa hepsi, tarih sahnesindeki “eski” unvanlı yerlerini aldılar.

Arada bir muhalif gazete, televizyon ve dergilerde “biz onurlu insanlardık, o yüzden ayrıldık!” edasında boy gösterenlerini tebessümle izlesek de; hemen hepsinin Erdoğan ile var olduklarını ve tekrardan siyaset sahnesine çıkmalarının zor olduğunu biliyoruz. Tıpkı 17 Aralık sürecinde istifa edenleri bekleyen son gibi.

30 Mart seçimlerine kadar ki süreçte yaşananlar malum. Hükümet, yoğun bir saldırıya maruz kaldı. Hizmet hareketinin maşa olarak kullanıldığı bu yıpratma gayreti, farklı noktalardan yapılan servislerle hükümeti ilk anda ciddi sıkıntılara soktu. Kasetler, iftiralar, tapeler, montaj ya da gerçek iddialarının havada uçuştuğu türlü bilgi yığını, halkın zihnini bulandırdı. Ama yine de son seçim gösterdi ki bu zihin bulanıklıkları dahi Başbakan Erdoğan’a olan güveni etkilemedi. Ak Parti %45.6 oranında ciddi bir oy alarak yerel seçimlerden de zaferle çıktı.

Açıkçası kimse, ne Fenerbahçe'li tribünlerin Torino’lu Şaban diye çağırdıkları Hakan Şükür’ün gitmesinden etkilendi ne de Ertuğrul Günay’ın bakanlık biter bitmez düştüğünü söylediği fikir ayrılıklarından! Diğerlerinin isimlerini dahi hatırlamıyoruz. İdris Naim Şahin’in uslubu ve sonradan affedilen Erdoğan Bayraktar’ın tarzı da zaten kabul görmedi.

Gel gelelim toplum bu isimlerin yaşattıklarını da sorgulamıyor değil. İçten içe bir kırgınlık var Ak Parti seçmeninde. Bu kırgınlık önce “ne gerek vardı da bu isimleri partiye aldın” sözü ile başlıyor; sonra partiyi zora sokan bir durum olduğunda ise “bunlar zaten bizden değildi” ifadesiyle devam ediyor. Dikiş tutmuyor yani. Bu isimler ilk anıldığı anda Ak Parti seçmeni tarafından rahatlıkla silinecek isimler.  Öyle ya, algı açık: zaten gerek yoktu ki bu isimlere.

Bu noktada şu gerçeği bütün açıklığı ile görmek gerek. Ak parti’ye oy verenlerin hemen hepsi aslında yalnızca Erdoğan’a oy veriyor. Onun doğruluğuna inanıyor. O yüzden de Erdoğan’ın, bu sevgiyi diri tutacak hamleleri zamanında yapması gerek.

Siyaset hata kabul etmez diyerek hata yapan her kimse, ondan bir an önce sıyrılabilmeyi başarmak sırtında bir kambur taşımamaktır aslolan. Her ne sebeple olursa olsun arkadaşlarına sahip çıkan vefakâr üslubunu takdir etse de bunun bir sınırının olduğunu da görmek ister toplum.

Sayın Başbakanım, son iki yıl boyunca karış karış izlenmiş birinde bulunan, nasıl elde edilip üretildiği şaibeli üç beş görüşme kaydını ciddiye almıyor halk. Bu mu yani diyor hatta, bu kadar mı?.Senin samimiyetini, millet aşkını, azmini, çabanı, derdini, hizmetlerini görüyor. Mazlumlar için umut, Türkiye için kazanç olduğunu biliyor

Ve diyor ki:
 

N’olur bu inancı kaybettirme, sevgimize sahip çık. Ve sakın kaldırma gereksiz yükleri. Milletin gönlündeki yerin büyük ve sana duyulan inanç derin. O sebeple ne olursa olsun, kim giderse gitsin, sorun değil; yeter ki, sen kal Erdoğan.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum