Sıkıştırılmış Mescidler

Bir sonbahar akşamının hafif serinliğinde eski adıyla Vatan Caddesi yeni adıyla Adnan Menderes Bulvarı’nda bir arkadaşımla dolaşıyordum.

Rüzgâr hafiften içimizi serinletirken yatsı ezanı çoktan okunmuştu.

Arkadaşım, ısrarla "Yatsı namazını eve gitmeden kılalım" diyordu.

Ama o saatte tüm camiler kapalıydı.

Nerede namaz kılalım derken Vatan Caddesi’nin en müstesna yeri olan Aksaray Metrosu’nun az ötesinde devasa bir alışveriş merkezinin önüne geldik.

Bir zamanlar burada İskenderpaşa Daimi Halk Pazarı varken alışverişlerin yeni mabedi olan Alışveriş Merkezi (AVM) kurulmuştu.

Eskiye dair hiç bir şey yoktu.

Eskiden İskenderpaşa Daimi Halk Pazarı’nda güleryüzlü esnaf ile oranın vefakâr müşterileri vardı.

Belki de oradaki esnaf ile müşteriler arasında özel münasebetler vardı.

Dostluk vardı, kadirşinaslık vardı, ahde vefa vardı, güleryüz vardı vs. vs.

Bu değerler gitmiş, onun yerine tamamen yabancı bir yapı ortaya çıkartılmış.

Yapının adı da Historia Alışveriş ve Yaşam Merkezi idi.

Historia ne demekse?

Arkadaşımla beraber bu alışveriş merkezine girdik, mutlaka bir mescidi vardır düşüncesiyle.

Oranın anlı – şanlı güvenlikleri mescidin yerini turuncu otoparkın içerisinde diye tarif ettiler.

En az üç - dört kişiye sorarak en nihayetinde mescidi bulduk.

Mescid öyle bir yere yapılmış ki, adeta kimsenin bulması istenmiyordu.

O devasa binanın en ücra köşesine sıkıştırılmış zavallı bir mescid.

Yatsı namazını eda ederken bir taraftan tuvaletin o bayıltıcı pis kokusu koklamak, bir taraftan da Mozart’ın konçertosunu dinlemek zorunda kaldık.

Öksüz bir mescidde namaz kıldık.

Birbirinden güzel dükkânlar varken bir köşeye sıkıştırılmış boynu bükük ve zavallı bir mescid.

Ne kadar garip değil mi?

Muhafazakârların en yoğun yaşadıkları bir bölgede mescidin bu halde olması.

Alışveriş mabedini hiç gezmedik ama mescide gidip namaz kıldığımız sırada gördüğümüz manzarada hep dindar kesimler buradaydı.

Hem de akın akın.

Historia Alışveriş ve Yaşam Merkezi ile ilgili olarak vatandaşın biri internete not yazmış. Bu dediklerimi teyit edercesine;

“İslami burjuvazinin toplanma ve alışveriş yapma merkezidir. Gördüğünüz her on kişiden biri çarşaflı, beşi türbanlıdır. Evet, oturdum tek tek saydım ama günün saatlerine göre de bu oran farklılık gösterebiliyor.

Demek ki, dindar kesim de zamana ayak uydurmuş.

Eskisi gibi değiller.

Tüketim toplumunun önemli aktörleri olmuşlar.

Müslüman işkadını Şehminur Aydın çağımız Müslümanları için “Şimdiye kadar hep yoksullukla sınav edildi, şimdi de ise zenginlikle test ediliyorlar” diyerek durum tespitinde bulunmuş.

Eskiden dindarların düsturu “bir lokma, bir hırka” iken şimdiki Müslümanların düsturu “Ne kadar çok tüketebilirim?” olmuş adeta.

Aslında böylesi dindarların, dindarlıklarını da sorgulamak gerekli.

Müslüman’ın düsturu, “Bugün ölecekmiş gibi ahiret için, hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalışmak” olması gerekmiyor muydu?

Ama günümüzün bilinçsiz Müslümanlar’ı sanki hiç ölmeyecekmiş gibi mal toplayıcısı olmaları ne kadar da üzüntü verici.

Böyle tüketimin devasa binaların içinde boğulurken ne hikmetse ahiretimiz için gerekli olan namazları da bu devasa binaların en kıytırık, en pis kokulu, en gürültülü ve en berbat yerinde kılmak ne kadar garip ve ne kadar da vurdumduymazlık.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum