Sizi Devlet Mi Örgütledi?

Sizi Devlet Mi Örgütledi?

 

Dört yıl önce Muğla’ya Namazla Diriliş programına gittik. Programı Ensar Vakfı Şubesi organize etti. Çok enteresan olaylara şahit olduk. Önce bizi davet eden vakfın şube başkanı endişesini dile getirdi:

— Arkadaşlar ben elimden geleni yaptım. Her kese duyurmaya çalıştım. Siz gittiğiniz her yerde salonların dolup taşmasına alışmışsınız. Burada hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz. Buralar sizin bildiğiniz gibi değildir. Bu gün bir de Pazar günü olması sebebiyle birçok insan pikniğe gidebilir. Kusura bakmayın. Salonda elli, altmış kişi bulursak şükredeceğiz.

 

Ne yapalım, nasibimizde ne varsa kaşığımıza o çıkacak dedik. Derken vakit geldi biz salona doğru ilerlemeye başladık. Ooo maşallah o da ne? Daha programın başlamasına on beş dakika var salon aşağı yukarı dolmuş. Biz hiç şaşırmadık. Bu ilk değildi çünkü. Ama yinede gönlümüze su serpildi. Fakat başkanın keyfine diyecek yoktu. Salondaki heyecanı ve katılımı görünce çok sevindi. Ve o coşkuyla program başladı. Programın başladığında oturacak yer kalmadı. Gelenler ayakta yan taraftaki boşluklarda beklemeye başladılar. Pazar günü gün ortasında, dışarıda mis gibi hava, tam gezilecek eğlenilecek bir anda insanlar imanlarının sesine kulak vererek koşa koşa salona hücum ettiler. Her şey yolundaydı ki, bizim konuşmalar başladı ve işte tam o sırada elektrikler kesildi. Şimdi ne yapacağız? Perdeler açıldı, salonda aydınlık sağlandı. Arızaya haber verildi. Ufak bir telaş ve panik yaşandı. “Ne yapacağız şimdi dediler? Bu bir suikast olsa gerek. Buna bile tahammül edilmedi.” vs. konuşmalar başladı.

Biz dedik ki arkadaşlar telaşa gerek yok. Biz sahneden sizin aranıza ineceğiz, sesimizin yettiği ölçüde anlatmaya devam edeceğiz. Ve öylede yaptık. Normal zamanlarda olduğu gibi bizler konuşmalarımızı tamamladık. Programda bendeniz, sevgili Cemil Tokpınar ve Kerim Buladı hocalar ve tabiî ki sevgili Hüseyin Kader Bey vardı.

 

Tam konuşmalar bitti. Olacak şey değil elektrikler geldi. Az sonra tekrar kesildi.

Tüm bunlara rağmen muhteşem bir program oldu. İçeride muhteşem bir sükut vardı. Gözlerdeki elektrik bizi fazlasıyla aydınlattı. O gün ki konuşmamdan aldığım lezzeti her zaman yakalamam çok zor. Bu sadece bende mi oldu, sordum diğer hocalarımıza onlarda aynı duyguları paylaştılar. Bizi sevindiren en nemli etkenlerden biri de katılanların çoğu üniversite öğrencilerinin oluşu.

 

Programdan sonra özel sorulara cevaplar verildi, kısa görüşmeler yapıldı. Tam ayrılacaktık ki, bir orta yaşlı arkadaş yaklaştı yanıma ve şöyle bir şey sordu?

—Hocam bu platformu size devlet mi kurdurdu?

—Hayırdır dedim. Bu da nereden aklınıza geldi?

—Bu sizin çalışma Başörtüsü davasını gölgede bıraktı. Müslümanların dikkatini namaza çekerek bu meseleyi unutturdunuz. Söyleyin Allah aşkına siz kimin adına çalışıyorsunuz?

Nasıl bir soru? Beğendiniz mi? Kırk yıl düşünsem aklıma gelemeyecek soru burada soruldu. Ne desem nasıl cevap versem acaba bu kardeşimiz ikna olur? Hemen aklıma şöyle bir şey geldi:

—Namazın farzlarından biri Allah’ın yasakladığı yerlerin örtülmesi değil mi? Hanımlar namazlarını başı açık mı kılacaklar? Namaz kılan hanım kardeşlerimiz elbette başlarını örtecekler. Bu sizin dediğiniz gibi o meseleyi ört bas etmek şöyle dursun, tam tersine canlı kalmasını sağlayacak ve insanların buna daha bilinçli bir şekilde sahip çıkmasını sağlayacaktır. Namaz kılarken bile rabbimiz başımızın açık olmasına müsaade etmiyorsa normal şartlarda nasıl açabilirim diye kendini sorgulayacaktır diye anlatmaya çalıştım.

Ne kadar tatmin oldu bilemem ama meramımı bu şekilde özetlemeye gayret ettim. Buradan da anlaşılıyor ki düşmanlarımızdan biri de ön yargılarımız. Ah şu şeytanın tuzağı ne de acayip bir şey. Her kese ayrı bir tuzak kurmuş. Gel de çık işin içinden.

 

Kur’an’ın talebesi olmadan için içinden çıkmak zor. En iyisi biz kendimizi Kur’an’a ve Yaşayan Kur’an olan Efendimize (s.a.v.) çek ettirelim vesselam…

 

Selam ve dua ile…

Ahmet Bulut

www.ahmet-bulut.com

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum